Kitap
“Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim” raflarda: Özgür Aras’tan ayrılık sonrası kendini inşa rehberi
Özgür Aras, yazarlık kariyerinin 14’üncü eseriyle okurlarının karşısına çıkıyor.
Müzik, televizyon ve sanat dünyasında pek çok ünlü isimle yürüttüğü vizyoner projeler, İstanbul gece hayatına kazandırdığı popüler mekânlar ve ses getiren sosyal sorumluluk kampanyalarıyla tanınan ünlü iletişim danışmanı Özgür Aras, yazarlık kariyerinin 14’üncü eseriyle okurlarının karşısına çıkıyor. Aras’ın büyük merak uyandıran yeni kitabı “Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim”, Destek Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı.

Ayrılık Bir Son Değil, Kendine Dönüş Yolculuğudur
Ayrılık, çoğu zaman konuşmaktan kaçındığımız ama hayatın içinde en sık göğüslediğimiz evrensel duygulardan biri. Özgür Aras, yeni kitabında tam da bu kaçılan, üzeri örtülen duygunun karşısına geçerek cesur bir yüzleşme başlatıyor. İlişkinin bitiş anından itibaren başlayan; kabullenme, yüzleşme, affetme ve küllerinden yeniden doğma süreçlerini yalın, samimi ve yargısız bir dille ele alan kitap, ayrılığı romantize etmeden ama duygulardan da koparmadan masaya yatırıyor.
“Ayrılık sırasında gösterilen tavır, insanın gerçek yüzünü ortaya çıkarır.”
Bu temel düşünceden yola çıkan yazar; “Biz çok mutluyduk” diyerek başlayan o sancılı inkâr sürecinden, “Şimdi kabullenme zamanı” diyen tevekküle; anıların yükünden, “Her veda yeni bir başlangıçtır” umuduna kadar tüm insani geçişleri içtenlikle gözler önüne seriyor.
Aşk, Acı, Affetmek ve Merak Edilen Sorular
“Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim”, ilişkisi biten herkesin zihnini kurcalayan pek çok evrensel soruya son derece gerçekçi yanıtlar arıyor:
- Çivi çiviyi gerçekten söker mi?
- Affetmek neden en çok kendimize zor gelir?
- Acıya tutunmak bir seçim midir?
- Ayrılık sonrası insan kendini nasıl yeniden inşa eder?
Kitap, ayrılığı sadece yıkıcı bir kayıp olarak görmekten ziyade, insanın kendisiyle kurduğu en gerçek ve filtresiz temaslardan biri olarak değerlendiriyor. Özgür Aras, ayrılıktan sonra kendini kaybetmek istemeyen okurlarının kulağına şu altın kuralı fısıldıyor: “Ayrılık bir son değil, bir hatırlatmadır. Önce can, sonra canan.”
Kitabın İsmi Sezen Aksu’dan, Geliri TOÇEV’e!
Projenin arkasında sanatsal ve toplumsal açıdan iki büyük ve anlamlı imza bulunuyor. Kitabın dikkat çekici ismi, Türk müziğinin minik serçesi Sezen Aksu tarafından konuldu.
Bununla da kalmayan Özgür Aras, her zamanki toplumsal duyarlılığını konuşturarak “Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim” kitabından elde edilecek tüm telif gelirini TOÇEV’e (Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı) bağışladı. Kitaptan gelecek gelir, maddi yetersizlikler nedeniyle okuyamayan ve çalışmak zorunda kalan çocukların tüm tahsil hayatları boyunca maddi ve manevi destekçisi olacak.
İlişkiler şifası, kalbin ritmi ve çocukların geleceği için raflardaki yerini alan bu anlamlı kitap, tüm seçkin kitapçılarda ve dijital satış platformlarında okurlarını bekliyor.
Kitap
Türkiye’de bir ilk: Hasan Basri Budak’tan kitap, albüm ve sahneyi buluşturan proje
Hasan Basri Budak, Türkiye’de daha önce eşi benzeri görülmemiş çok boyutlu bir sanat projesine imza attı.
Müzik, kültür, felsefe ve maneviyatı harmanladığı üretimleriyle tanınan yapımcı, yazar ve sanatçı Hasan Basri Budak, Türkiye’de daha önce eşi benzeri görülmemiş çok boyutlu bir sanat projesine imza attı. “Yol da sensin yolcu da” manifestosuyla yola çıkan ve hb Yayınları’ndan çıkan ilk kitabı “Yolcu”, sadece bir okuma eylemi değil; aynı zamanda işitsel ve görsel bir şölen olarak okuyucu ve dinleyiciyle buluşuyor.
Okurken Dinleyeceğiniz Bir Deneyim: QR Kodlu Müzikal Yolculuk
Modern çağın bitmek bilmeyen gürültüsünde kaybolmuş insanın kendine dönüş yolculuğunu anlatan “Yolcu”, kitap, albüm ve sahne gösterisini tek bir bedende topluyor. Hasan Basri Budak’ın “Söz, ses ve sahne… Hepsi aynı hakikatin farklı yüzleri” diyerek özetlediği projenin kitabında, her bölüm kendi duygusunu taşıyan özel bir müzikle tasarlandı. Okuyucular, sayfaların arasında yer alan QR kodlarını okutarak o bölümün müzikal karşılığına anında ulaşabiliyor.
Yedi Usta İsimden Yedi Unutulmaz Eser
Kitabın ruhunu notalara döken ve “Yolcu Orijinal Proje Müzikleri” adıyla tüm dijital platformlarda yerini alan albüm, Türk halk müziğinin usta isimlerini bir araya getiriyor. Yedi sanatçının yedi değerli esere hayat verdiği albümün güçlü kadrosu ve seslendirdikleri eserler şu şekilde sıralanıyor:
- Aysun Gültekin: Üryan Geldim
- Selçuk Balcı: Uyur İdik Uyardılar
- Emel Taşçıoğlu: Yürü Bre Yalan Dünya
- Sümer Ezgü: Mecnuna Döndüm
- Ayfer Vardar: Göçtü Kervan
- Zeynep Başkan: Var Git Ölüm
- Ekrem Düzgünoğlu: Yolcu
Prömiyer Heyecanı 7 Mayıs’ta Eskişehir’de!
Kitaptan doğan bu derinlikli fikir; kalemden sese, müzikten ruha ulaşarak dev bir sahne gösterisi olarak vücut buluyor. Sahnede “Yolcu” gösterisi olarak izleyici karşısına çıkacak olan bu benzersiz projenin prömiyer ve lansmanı, 7 Mayıs Perşembe akşamı saat 20.00’de Eskişehir Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. İnsanın içsel yolculuğuna ayna tutacak bu unutulmaz deneyim için biletlerinizi şimdiden ayırtmayı unutmayın.
Kitap
Can Bonomo’nun Holden Kitap etiketli şiir yolculuğu: Mümkansız Şeyler
Can Bonomo, dördüncü şiir kitabı “Mümkansız Şeyler” ile edebiyat dünyasındaki yerini daha rasyonel ve sağlam bir zemine taşıyor.
Can Bonomo, dördüncü şiir kitabı “Mümkansız Şeyler” ile edebiyat dünyasındaki yerini daha rasyonel ve sağlam bir zemine taşıyor. Mart 2026 itibarıyla Holden Kitap etiketiyle okurla buluşan bu çalışma, sanatçının Delirmek Belirmektir, Şu Sevdalar Tevatürü ve Parya Koma ile başlattığı külliyatın en yeni ve yetkin halkasını oluşturuyor. Bonomo’nun şiir serüveni, popüler bir figürün edebiyat alanındaki geçici bir denemesi olmanın çok ötesinde, yıllara yayılan bir gençlik duyarlılığının zamanla demlenerek kendi özgün sesini bulma süreci olarak okunuyor. Bu dört kitaplık süreç, sanatçının müzikal başarısının gölgesinde kalmayan, aksine dille kurduğu bağımsız ve derinlikli ilişkiyi tescilleyen bir edebi külliyat olma niteliği taşıyor.
Kendisiyle Derdi Olan Bir Bilincin Evrimi
Bonomo’nun şiir dili, ilk eserinden itibaren kendisini hem açık yüreklilikle ifşa eden hem de ironik bir mesafeyle dışarıdan izleyen bir bilinç üzerine inşa ediliyor. Kariyerinin başındaki lirik arayışlar, Şu Sevdalar Tevatürü ile aşkın romantik kalıplarından sıyrılıp daha ham bir gerçekliğe bürünürken, Parya Koma kitabında toplumsal ve kolektif bir damar belirginleşmişti. Sanatçı, yazı masasındaki yalnızlığını toplumsal meselelerle harmanlayarak şiirini bireysel bir sığınak olmaktan çıkarıp daha geniş bir etkileşim alanına taşıdı. Bu evrim, şairin sadece kendi dünyasını değil, içinde yaşadığı toplumu ve zamanın ruhunu da şiirsel bir süzgeçten geçirdiğini gösteriyor.
Mümkansız Şeyler: “Denetimli Bir Çatırdama” Hali
Şairin son durağı olan “Mümkansız Şeyler”, bu yolculuğun en olgun ve yüzleşmeci safhası olarak dikkat çekiyor. Kitabın odağında yer alan babalık deneyimi, geçmişle yapılan sert hesaplaşmalar ve ölüm fikri, metinlere sarsıcı bir dürüstlük kazandırıyor. Oğluna adanmış satırlar sadece bir ebeveyn şefkatini yansıtmakla kalmıyor, aynı zamanda Bonomo’nun kendi çocukluk yaralarına ve gençlik hatalarına dönük cesur bir projeksiyon tutuyor. Ölümün hayatın gündelik ağırlığı içinde sıradan ama kaçınılmaz bir gerçeklik olarak işlendiği bu eserde, yaşamak eylemi bir “denetimli çatırdama” olarak tarif ediliyor. Şiir ise tam bu noktada, o kaçınılmaz çatırdamanın kaydını tutan ve sarsıntıları anlamlandıran bir araç görevi görüyor.
Sahnedeki Rabarba ile Masadaki Sessizliğin Dengesi
Can Bonomo’nun müzikal kimliği, şiirlerine doğal bir ritim ve tempo duygusu enjekte etse de bu metinler melodinin taşıyıcı gücüne yaslanmayı reddeden bir yapıya sahip. Şarkı sözü olmaya direnç gösteren şiirler, dilin kendi imkanlarıyla yetinmeyi ve kelimelerin çıplak gücünü kullanmayı seçiyor. Sahnedeki yoğun görünürlük ve alkış sesleri ile yazı masasındaki mutlak yalnızlık arasındaki gerilim, Bonomo’nun tüm eserlerinde hissedilen temel bir dinamik olarak öne çıkıyor. Rabarbanın yerini iç sesin, alkışın yerini ise sessizliğin aldığı bu edebi alan, popüler kültür ile edebiyat arasındaki sınırların ne kadar geçirgen olduğunu kanıtlıyor. Bonomo, bu dört kitabıyla bir müzisyen olmaktan önce, dertlerini dille çözen bir şair olduğunu bir kez daha imliyor.
