Müzik
Oya Oğuz: Eşik, kesin cevapların değil, o aralığın kendisi #röportaj
Oya Oğuz ile bir araya geldik; Eşik’in arkasındaki içsel süreci, görsel anlatı deneyimlerinin müziğine yansımasını ve Onur Özçelik ile kurduğu yaratıcı ortaklığın detaylarını konuştuk.
Londra merkezli bağımsız müzisyen Oya Oğuz, Panda Production London etiketiyle yayımladığı ilk EP’si Eşik ile aceleye getirilmemiş, kendi zamanını beklemiş olgun bir müzikal anlatı sunuyor. Türk müziği konservatuvar disiplini ile caz vokalinin ifade olanaklarını birleştiren sanatçı, bu çalışmasında yüksek sesli iddialar yerine atmosferik ve sinematik bir derinliği merkeze alıyor. Oya Oğuz ile bir araya geldik; Eşik’in arkasındaki içsel süreci, görsel anlatı deneyimlerinin müziğine yansımasını ve Onur Özçelik ile kurduğu yaratıcı ortaklığın detaylarını konuştuk.

Şarkılar boyunca hissedilen “iki durum arasında durabilme” hâlinin, senin kişisel yolculuğunda da bir karşılığı var mı?
Evet. Hatta sadece iki değil, zaman zaman çok daha fazla durum arasında kalabilmeyi öğrenmiş biri olarak söyleyebilirim. Net bir tarafa savrulmak yerine arada durabilmek; aceleyle karar vermemek ve o alanın içinde nefes alabilmek benim için önemli. Bu kararsızlık değil; olan biteni anlamaya çalıştığım, kendimi zorlamadan ama vazgeçmeden durduğum bir yer. Eşik’te de bu yüzden kesin cevaplardan çok, o aralığın kendisi var.
Daha önce görsel anlatılarla iç içe üretimler yaptın. Bu deneyimler, Eşik’teki atmosfer ve anlatı kurma biçimini nasıl etkiledi?
Daha önce diziler için söz yazdığım, beste yaptığım ve seslendirdiğim işler oldu. Bu deneyimler, başkalarının hikâyelerine ses verirken onları içselleştirip kendi duygusal dilimle yorumlamayı öğrenmemi sağladı. Eşik’te bu deneyim, doğrudan bir hikâye anlatımından çok, atmosfer kurma ve duygunun iç ritmini yakalama biçimine dönüştü. Dışsal bir anlatı ya da görsel çerçeveye yaslanmadan, sesin ve şarkıların kendi ihtiyaçlarından doğan içsel bir anlatı kurdum. Bu yüzden Eşik, tarif edilen bir hikâyeden ziyade, dinleyenin kendi anlamını bulabileceği sade ve açık bir alan olarak şekillendi.
Onur Özçelik’le çalışırken seni en çok besleyen şey ne oldu?
En belirleyici olan şey, ortak sezgilerimiz ve müziğe yaklaşma biçimimizin çok benzer bir yerden beslenmesi oldu. Şarkılar bende genellikle söz ve müzikle birlikte doğuyor; çoğu zaman düzenlemeye, sound’a ve prodüksiyon hissine dair ilk fikir de zihnimde şekillenmiş oluyor. Onur’un en büyük katkısı, bu ilk ruha son derece doğal bir biçimde nüfuz edebilmesi. Şarkıyı yönlendirmeye ya da dönüştürmeye çalışmadan, onun içinden gelen ihtiyacı anlayarak; düzenlemeden sound seçimlerine, kayıttan genel prodüksiyon aklına kadar süreci şarkının doğasına göre kurması. Onur zaten çok güçlü bir müzisyen; ama benim için asıl kıymetli olan, şarkıyla kurduğu saygılı ve sabırlı ilişki. Prodüksiyonları aceleye getirmeden, adım adım, gerçekten oya gibi işliyor. Bu yaklaşım, benim için hem güvenli hem de yaratıcı olarak çok besleyici bir alan açtı; şarkıların kendini rahatça açmasına izin verdi. kimizin de çocuk yaşlardan beri Erkan Oğur’un müziğiyle kurduğu derin bağ ve duygularda benzer yerlerde durmamız bu uyumu daha da güçlendirdi. Bu nedenle birlikte üretmek benim için sadece teknik bir iş bölümü değil; karşılıklı güvene, sezgiye ve ortak bir estetik dile dayanan, kendimi çok şanslı ve minnettar hissettiğim bir yaratıcı ortaklık hâline geldi.
Bu iş birliğinin EP’nin genel ruhu ve atmosferi üzerindeki etkisini nasıl tarif edersin?
Bu iş birliğinin Eşik üzerindeki en belirleyici etkisi, şarkıların sadece doğru düzenlemeyi değil, doğru prodüksiyon dünyasını bulabilmesi oldu. Ortak sezgilerimiz sayesinde her parça kendi alanını tanıdı; ne eksik kaldı ne de gereğinden fazla yüklendi. Sound, düzenleme ve prodüksiyon kararları şarkının önüne geçmeden, onu taşıyan bir yapı kurdu. Benim için bir şarkının doğru prodüksiyonla buluşması büyük bir armağan. Onur’un bütün sürece yayılan müzikal yaklaşımı, şarkıların özüne sadık kalarak derinleşmesini sağladı. Eşik’te kurulan atmosfer de tam olarak buradan doğdu: geri çekilen ama yoğunlaşan, sade ama katmanlı, sessiz ama güçlü bir dünya. Bu EP’nin ruhu, tek tek parçaların değil, baştan sona bütün üretim sürecinin içinden süzüldü. Onur’un prodüksiyon vizyonu, sezgisi ve titizliği sayesinde Eşik, hem benim iç dünyama çok sadık kalan hem de birlikte kurduğumuz ortak bir dilin doğal sonucu olarak şekillendi. Bu yüzden bu iş birliği benim için hem gurur duyduğum hem de uzun soluklu olmasını dilediğim gerçek bir yol arkadaşlığı.
Müzik
Can Oflaz’dan zamansız bir Âşık Veysel yorumu
Adını Türkiye’nin sayılı vizyoner sanatçıları arasına yazdıran Can Oflaz, müzikal sınırları aşmaya devam ediyor.
Kariyerinin ilk dönemlerinden bu yana “Fikrimin İnce Gülü”, “Vazgeçtim”, “Rüya” ve “Vay” gibi Türk müziğinin ikonik eserlerine getirdiği özgün, yenilikçi düzenleme ve yorumlarla adını Türkiye’nin sayılı vizyoner sanatçıları arasına yazdıran Can Oflaz, müzikal sınırları aşmaya devam ediyor. Yıllar boyunca ürettiği işlerle yalnızca ülkemizde değil, Avrupa’da ve dünyanın dört bir yanında ses getiren; küresel çapta yürüttüğü çalışmalarla ürettiği sesleri uluslararası sample pack’ler olarak dünya prodüktörlerine sunan başarılı sanatçı, bu kez köklere dönüyor.
Yaklaşan Albüm Öncesi Büyük Sürpriz: “Bizimle Birlikte”
Sözü ve müziği tamamen kendisine ait olan, merakla beklenen yeni stüdyo albümünün hazırlıklarını sürdüren Can Oflaz, Merve Deniz ile başlattığı ve dijital dünyada büyük yankı uyandıran “Bizimle Birlikte” ev konserleri serisinde solo olarak mikrofon başına geçti. Sanatçı, bu özel seride halk ozanımız Âşık Veysel’in ölümsüz türküsü “Kara Toprak”ı yorumlayarak dinleyicilerini köklü ve mistik bir müzikal yolculuğa çıkarıyor.
Tek Bir Şarkıda Bir Albüm Niteliğinde Derinlik
Tıpkı daha önceki kült yorumlarında olduğu gibi, yine yıllar boyunca unutulmayacak zamansız bir performansa imza atan Can Oflaz ve orkestrası; Âşık Veysel’in sözlerindeki felsefi derinliği ve Anadolu’nun o köklü hissiyatını sade ama bir o kadar da güçlü bir canlı düzenlemeyle yeniden duyuruyor. Her partı adeta ilmek ilmek, birbirinden bağımsız olarak tasarlanmış bu özel yorum, tek bir şarkı olmasına rağmen işitsel zenginliğiyle âdeta bir albüm niteliği taşıyor.
70’lerin Organik Estetiği ve Can Oflaz’ın En İyi Vokal Performansı
Çok yakında orijinal stüdyo versiyonu da müzikseverlerle buluşacak olan “Kara Toprak”ın bu canlı ev performansı, dinleyenleri bambaşka bir serüvene davet ediyor. Özellikle Can Oflaz’ın bugüne kadarki kariyerinde sergilediği en güçlü ve duygu yüklü vokal performansını barındırması, parçayı dinleyenlerde aralıksız olarak tekrar oynatma isteği uyandırıyor. Serinin genel ruhuna hakim olan 70’lerden ilham alan organik kayıt estetiğiyle birleşen bu yorum, ilk dinleyişte hem çok tanıdık hem de tamamen yepyeni bir his bırakıyor.
Sosyal Medyada Şimdiden 3 Milyon İzlenme!
Doğal yaklaşımı ve içten sound’uyla kısa sürede viral bir etki yaratan ve sosyal medya platformlarında 3 milyona yakın izlenmeye ulaşan “Bizimle Birlikte” performansı, büyük bir başarı grafiği çiziyor. Bu özel yorum, Can Oflaz’ın yalnızca usta bir prodüktör ve yorumcu değil, kuşaktan kuşağa aktarılan yaşayan bir türküyü kendi modern süzgecinden geçirerek bugüne taşıyan güçlü bir kültürel köprü olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Müzik
Güncel Gürsel Artıktay’dan retro tınılı yeni hit
Güncel Gürsel Artıktay, müzikal yolculuğuna kalpleri titretecek yepyeni bir durak ekliyor.
Kendine özgü derin yorumculuğu, naif vokal tarzı ve duygu yüklü besteleriyle kemik bir dinleyici kitlesi edinen başarılı sanatçı Güncel Gürsel Artıktay, müzikal yolculuğuna kalpleri titretecek yepyeni bir durak ekliyor. Sözü ve müziği tamamen kendisine ait olan yeni single çalışması “Tutamam Ellerini”, dinleyicileri imkansız bir aşkın en kuytu, en derin duygularına ortak etmeye geliyor.
Affetmiş Ama İyileşememiş Kalplerin Sesi
“Tutamam Ellerini”, hayatında yeni bir sayfa açmak istese de geçmişin sızısından ve izlerinden bir türlü kurtulamayan bir karakterin iç dünyasına adeta ayna tutuyor. Affetmeyi başarmış ama henüz yaraları iyileşememiş kırık bir kalbin hikayesini merkezine alan şarkı; özlem, pişmanlık ve kırılganlığı muazzam bir dengede harmanlıyor. Tüm yolların dönüp dolaşıp aynı kişiye çıktığı bu duygusal girdapta “Tutamam Ellerini”, yalnızlık hissiyatına adeta şiirsel ve sinematografik bir atmosfer kazandırıyor.
Kerem Çakıroğlu İmzalı Zamansız ve Retro Dünyası
Eserin anlatım gücü kadar, arkasındaki müzikal mutfak da dikkat çekiyor. Şarkının düzenleme (aranje) ve prodüksiyon koltuğunda başarılı isim Kerem Çakıroğlu oturuyor. Şarkının omurgasını oluşturan yoğun ve melankolik duyguyu, retro tınılarla zenginleştirerek taçlandıran Çakıroğlu; esere hem modern hem de yıllar geçse eskimeyecek zamansız bir karakter kazandırmış durumda.
Haykırmak Yerine Fısıldayan Samimi Bir Anlatı
Büyük, iddialı ve gösterişli cümleler kurmak yerine, acısını ve sevdasını sakince fısıldamayı seçen “Tutamam Ellerini”, dinleyicisine doğrudan ruhtan ulaşıyor. İmkansız ya da yarım kalmış bir aşkı kalbinin bir köşesinde taşımaya devam eden herkesin kendinden çok tanıdık bir parça bulacağı bu güçlü şarkı, sanatçının diskografisinde de şimdiden özel bir yere konumlanıyor.
