Sinema
Şiddet ve dönüşüm: Straw Dogs #inceleme
Straw Dogs, bir çiftin dinlenme ve çalışma amacıyla bir kasabaya 1 senelik dönüş yaptığında yaşadıklarını anlatıyor.
Sam Peckinpah’ın 1971 yılında çıkan filmi Straw Dogs ‘un başrollerinde Dustin Hoffman ve Susan George yer alırken, yapım David ile Amy çiftinin dinlenme ve çalışma amacıyla Amy’nin doğup büyüdüğü kasabaya 1 senelik dönüş yaptığında yaşadıklarını anlatıyor.
Kendini “astral matematikçi” olarak tanımlayan David, gökcisimlerinin olası iç yapıları ve radyasyon karakteristiklerinin etkilerini araştırma amacıyla burs almıştır. David, projesi üzerinde çalışmak üzere Eşi Amy ile birlikte Amy’nin doğup büyüdüğü Wakely kasabasına gelir. Çift, burada kendilerini dünyadan izole ederek dinlenecektir, David ise projesine çalışacaktır. Çiftin kasabaya geldiği zamanlarda Amerika’da birçok sorun vardır. Wakely, kendi halinde sessiz sakin bir kasabadır. Kasabanın bu kendi halindeliği çift için olumlu bir şeydir. Çift, mutlu ve sakin bir şekilde kasabadaki evlerine yerleşmeye gelir. Evin tadilatı için üç kişiden oluşan bir işçi ekibiyle anlaşırlar. Bu ekipte bulunan Charlie, Amy’nin gençlik yıllarında birliktelikte bulunduğu bir kişidir. Çift kasabaya yerleştikten sonra David, kasabada diğer kasaba erkeklerinden farklı olduğu için alay edilmeye başlanan biri haline gelir. Bu alay haline gelmenin üstüne çift sürekli izlenerek taciz edilmektedir. Amy, sürekli bunu David’e söylese de David ihtimal vermez, eşini ciddiye almaz. Amy ise eşinin konuşmak yerine gerekirse kaba kuvvetle sorunları çözmesi gerektiğini düşünmektedir. Öyle ki, bu fikir ayrılığı sebebiyle ikili arasında sık sık tartışmalar başlar.
İkili arasında tansiyon zaman zaman artarken, bu tartışmalar üzerine ikilinin kedisi öldürülür. Amy’ye göre yapanlar bellidir, David ise tekrar tekrar konuşarak sorunları çözmekten yanadır. David ne kadar çözümcü hale gelmeye uğraşsa da o kadar alay konusu olur. Kasaba özünde tehdit veya tehlikeli değildir, fakat David’in sakin tutumları sebebiyle David’i garipsedikleri için David’in üstüne giderler. David, av’a davet edilir, fakat daha önce silah tutmamıştır. David’in avlanmayı öğrendiği ve kuşları vurmaya başladığı sahne, eşi Amy’nin Charlie’nin tecavüzüne uğramasıyla paralel gider. Bu paralel ilerleyiş, tehlikenin gittikçe yaklaştığının sinyalini vermektedir. Bu olaydan sonra kasabada bir kız kaybolur, kasabalıya göre yapan bellidir. Suçlanan Niles karakteri kaçarken, David arabasıyla Niles’a çarpar. Ardından Niles’ı evine götürür. Niles evindeyken, kasabalı David’in evini basarak, camları kırarak Niles’ı almaya çalışır. Öyle ki silahlar dahi patlarken, David tekrar mantıktan yana olsa da, bu olaylar sonucu David de artık olmak istemediği gibi birisi olur. Kendini şiddete teslim eder.
Straw Dogs, anlattığı konu, Dustin Hoffman ustanın müthiş oyunculuğu ve artan gerilimiyle kesinlikle kaçmaması gerektiğini düşündüğüm bir eser.
Çağatay Efe Mutluay / mutluaycagatayefe@gmail.com
Sinema
Long Play Müzik Filmleri Festivali, ilk yılında müzik ve sinemayı aynı çatıda buluşturdu
Long Play Müzik Filmleri Festivali, üç gün boyunca gösterimler, söyleşiler, atölyeler ve belgesel film yarışmasıyla müzik ve sinema tutkunlarını bir araya getirdi.
Yönetmen Gökçe Kaan Demirkıran direktörlüğünde 5–6–7 Aralık tarihlerinde Biletinial Torun Center Sinemaları’nda ilk kez düzenlenen Long Play Müzik Filmleri Festivali, üç gün boyunca gösterimler, söyleşiler, atölyeler ve belgesel film yarışmasıyla müzik ve sinema tutkunlarını bir araya getirdi. Müziğin sinema aracılığıyla yeni bir anlatıya dönüştüğü festival, yoğun ilgiyle karşılandı.
Ulusal ve uluslararası müzik temalı belgesellerden oluşan seçkisiyle festival, müziğin kültürel hafıza, kimlik ve topluluk duygusuyla kurduğu ilişkiye odaklandı. Gösterimlerin ardından düzenlenen söyleşiler, izleyiciler ile yaratıcılar arasında samimi ve canlı bir buluşma alanı yarattı.
Belgesel yarışmasında En İyi Belgesel Ödülü, jüri değerlendirmesiyle Bir Orkestranın İzinde filmine verildi. Ödülü, filmin kahramanlarından Ezel Gönül Acar’a jüri üyesi Fadik Sevin Atasoy takdim etti. Finalde yer alan yapımlar arasında Bir Orkestranın İzinde, Aşırı Kişisel Belgesel, Recife Tem Um Coração, The Rhythm of Balance, Balkancisco, Bakırköy Underground, Return of the Creeps ve Bartók Nyomában bulunuyordu. Festival Özel Ödülü ise Bakırköy Underground filmiyle Berkay Şatır’a verildi.
Festival programı söyleşiler ve özel gösterimlerle zenginleşti. Açılış, Nezih Ünen’in Anadolu’nun Kayıp Şarkıları belgeseliyle yapıldı. Neredesin Firuze’nin 20. yılına özel gerçekleştirilen, tüm biletleri tükenen gösterim büyük ilgi gördü; yönetmen Ezel Akay, film müziklerindeki alışılmadık yaklaşımı izleyicilerle paylaştı. Cem Karaca’nın Gözyaşları belgeseli de yoğun ilgiyle takip edildi; sanatçının oğlu Emrah Karaca gösterim sonrası duygularını samimiyetle aktardı.
Üçüncü gün, Fatih Akın’ın İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek belgeseli ile devam etti. Gösterim sonrası, filmde yer alan Baba Zula’nın kurucusu Murat Ertel, moderatör Murat Beşer ile yaptığı söyleşide müzikal yolculuğunun ilham kaynaklarına değindi.
Festivalin kapanışı, Damien Chazelle’in üç Oscar ödüllü filmi Whiplash ile yapıldı. Gösterim sonrası düzenlenen söyleşide, Burak Gürpınar, Gökhan Tunçişler ve Yağız İpek, Gizem Ertürk moderatörlüğünde disiplin, tutku ve sahnede sınırları zorlama üzerine ilham verici bir sohbet gerçekleştirdi. Davulun güçlü bir ifade biçimi olduğu vurgulanan bu buluşma, festivalin en akılda kalan anları arasında yer aldı.
Festival Direktörü Gökçe Kaan Demirkıran, Long Play’in çıkış fikrini müziği yalnızca dinlenen değil, düşünce ve paylaşım alanı olarak ele almak istedikleri sözleriyle anlattı. Sinemanın anlatı gücüyle müziğin birleştiğinde ortaya çıkan etkiden yola çıkan festival, müzisyenleri, yönetmenleri ve izleyicileri ortak bir zeminde buluşturarak sürdürülebilir bir alan yaratmayı hedefliyor.
Long Play Müzik Filmleri Festivali, müzik ve sinemanın kesişimindeki özgün atmosferiyle İstanbul’un kültür-sanat hayatına yeni bir soluk getirirken, önümüzdeki yıllarda bu buluşmayı büyüterek sürdürmeyi amaçlıyor.
Sinema
Efes’in Sırrı: Cesaret ve dostluk dolu aile filmi 2026’da vizyona giriyor
Efes’in Sırrı, 2026 yılının en eğlenceli aile filmlerinden biri olmaya hazırlanıyor.
Yapımcılığını Poll Films by Polat Yağcı’nın üstlendiği Efes’in Sırrı, 2026 yılının en eğlenceli aile filmlerinden biri olmaya hazırlanıyor. Senaryosu Zeynep Çiçekoğlu Süner tarafından kaleme alınan, yönetmenliğini Gökhan Tiryaki’nin üstlendiği filmin fragmanı ve afişi yayınlandı. 16 Ocak’ta vizyona girecek yapım, yalnız bir çocuğun hayatını değiştiren cesaret ve dostluk dolu sımsıcak hikâyesini beyaz perdeye taşıyacak.
İçine kapanık ve yalnız bir çocuk olan Tuna’nın (Mert Ege Ak) dünyası, karşısına çıkan sıra dışı misafirlerle tamamen değişir. Bir kazı alanında yaşanan tuhaf bir olay sonucu arkeologların çocuk bedenine dönmesi, Tuna’nın sessiz hayatını renkli ve heyecanlı bir maceraya sürükler. Yayınlanan fragman ve fotoğraflar, bu olağanüstü dönüşümün eğlenceli ve büyülü anlarını izleyiciye aktarıyor.
Efes’in büyülü atmosferinde geçen film, antik dünyanın izlerini modern bir anlatıyla buluşturuyor. Çocuğa dönen arkeologların kattığı mizah ve enerji, Tuna’nın içsel yolculuğunu daha da anlamlı kılarken, film tüm yaş gruplarına hitap eden keşif dolu bir dünyanın kapılarını aralıyor. Görsel zenginliği ve sıcak anlatımıyla merak uyandıran yapım, ailece izlenebilecek güçlü bir sinema deneyimi sunmayı hedefliyor.
Geniş oyuncu kadrosunda Ecem Erkek, Onur Buldu, Erdem Yener, Sarp Apak, Mert Ege Ak, Lina Çetinkaya, Leya Kırşan, Gamze Karta, Emir Berke Zincidi, Zeynep Süner, Nazlı Yağcı, Ebrar Demirbilek, Ayaz Gülşen, Kaan Alp Dayı, Ayaz Çoban, Masal Ayşe Gencer, Ayça Bilir, Sara Yılmaz, Abdullah Şahin, Tarık Papuççuoğlu ve Oya Başar yer alıyor.
