Sertab Erener ve Sezen Aksu’dan 8 Mart manifestosu: “Tuz” ile sekiz kadın tek ses
Sertab Erener, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında kadın dayanışmasını ve kolektif üretimin dönüştürücü gücünü simgeleyen “Tuz” isimli projeyi müzikseverlerle buluşturdu.
Türk pop müziğinin en yetkin yorumcularından Sertab Erener, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında kadın dayanışmasını ve kolektif üretimin dönüştürücü gücünü simgeleyen “Tuz” isimli projeyi müzikseverlerle buluşturdu. Söz ve müziği Sezen Aksu imzası taşıyan, prodüktörlüğünü ise Sertab Erener’in üstlendiği bu eser, sadece bir müzikal çalışma olmanın ötesinde kadınların ortak hafızasına ve emeğine adanmış bir manifesto niteliği taşıyor. Şiirsel bir derinliğe sahip olan şarkı sözleri; tohumdan toprağa, zeytin ağacından ana kucağına uzanan metaforlarla kadınların kök salan, büyüten ve iyileştiren doğasını rasyonel ve güçlü bir duruşla temsil ediyor.
Sekiz Kadın Sanatçı ve Çok Sesli Bir Anlatı
“Tuz”, farklı müzikal renklerin bir araya gelerek oluşturduğu devasa bir kolektif anlatı sunuyor. Sertab Erener’e bu projede Ceylan Ertem, Karsu, Selin, Sena Gül, Öykü Dörter, Eftalya Yağcı ve Safiye gibi her biri kendi alanında özgün üretimleriyle tanınan yedi kadın sanatçı eşlik ediyor. Sekiz farklı vokal karakterinin aynı duygu etrafında birleşmesi, projenin “tek ses olma” iddiasını teknik ve sanatsal açıdan perçinliyor. Şarkının koro düzenlemesinde yer alan Chromas topluluğu ve 14 kadın koristin katkısı ise eserin çok sesli yapısını görkemli bir seviyeye taşıyarak kadın dayanışmasının müzikal bir simgesine dönüştürüyor.
Görsel Estetik ve Doğayla Kurulan Simbolik Bağ
Projenin görsel dünyası, yönetmen Ömer Çelik tarafından şarkının lirik yapısına sadık kalınarak kurgulandı. Klipten yansıyan görsel dil, kadınların birbirleriyle ve doğayla kurdukları kadim bağı sade ama bir o kadar da etkileyici bir estetikle ekrana taşıyor. Sertab Erener’in projeye dair ifade ettiği “paylaşarak büyüme ve iyileşme” vizyonu, klibin her karesinde hissedilen bir dinginlik ve güç dengesiyle destekleniyor. 8 Mart’ın sadece bir takvim günü değil, bir hayat hikâyesi olduğunun altını çizen bu çalışma, müziğin birleştirici gücünü geleceğe dair umut dolu bir çağrıya dönüştürüyor.
Dağıtım ve Yayın Takvimi Üzerine Notlar
Sektörel bazda stratejik bir planlamayla hazırlanan “Tuz”, ONErpm dağıtım ağı üzerinden 6 Mart tarihinde tüm dijital müzik platformlarında yayımlanarak listelere giriş yaptı. Şarkının hikâyesini tamamlayan video klibin ise 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yayına girmesi planlanıyor. Sertab Erener ve çalışma arkadaşlarının el ele, gönül gönüle verdikleri bu profesyonel iş birliği, kadınların sesini ve sözünü müzik endüstrisinin merkezine yerleştirerek 2026 yılının en anlamlı ve kolektif projelerinden biri olarak kayıtlara geçiyor.
Can Güngör, puslu ve samimi dünyasının kapılarını yeni şarkısı “burda bitti mi” ile yeniden aralıyor.
Alternatif müziğin en özel hikaye anlatıcılarından biri olan Can Güngör, puslu ve samimi dünyasının kapılarını yeni şarkısı “burda bitti mi” ile yeniden aralıyor. 3 Nisan itibarıyla tüm dijital platformlarda dinleyiciyle buluşan parça, ayrılığın ardından gelen o tanıdık boşluk hissini usta bir dille notalara döküyor.
Dürüst Bir İç Döküş ve Melankoli
Dinleyicilerin Silik Düşler ve Sular Dar albümlerinden aşina olduğu o derinlikli Can Güngör sound’u, bu yeni teklide son derece dürüst bir iç döküşe dönüşüyor. “Ne güzel üzülüyoruz / Ne güzel yanıyor canım” sözleriyle dikkat çeken şarkı; kapıyı çalmadan aniden bastıran kışın, odada unutulan bir hırkanın ve biten bir sevginin ağır hüznünü en saf haliyle aktarıyor.
Prodüktör Kimliğiyle Yaratılan Sinematik Atmosfer
Bugüne kadar Mabel Matiz’den Melike Şahin’e kadar Türkiye’nin dev isimlerinin mutfağında prodüktör olarak harikalar yaratan Can Güngör, “burda bitti mi” parçasında aranjör kimliğini bir kez daha konuşturarak ustalık eserlerinden birine imza atıyor. Geçmişte Jose Gonzalez ve Blonde Redhead gibi dünyaca ünlü isimlerle aynı sahneyi paylaşan sanatçı, yeni şarkısında dinleyiciyi adeta sinematik bir filmin içine çekiyor.
Blind İstanbul Konseri Öncesi Dinleyiciye Armağan
Müzik yazarı Murat Beşer’in tabiriyle kent ozanlığı sahnesindeki “ikinci raundunu” başlatan Can Güngör, bu melankolik ve güçlü tekliyi 8 Nisan’da Blind İstanbul’da vereceği konser öncesinde dinleyicilerine duygusal bir hazırlık olarak sunuyor.
Can Güngör’ün bu puslu hikayesine ortak olmak için yeni tekli “burda bitti mi”yi tüm dijital müzik platformları üzerinden hemen dinleyebilirsiniz.
Soft Analog, yeni albümü “Gecenin Koynunda” ile yeraltı elektronik müziğine iniyor
Soft Analog, müzikal kariyerinin en cesur adımlarından birini atıyor. İkilinin merakla beklenen yeni albümü “Gecenin Koynunda”, dinleyicilerle buluştu.
2019 yılında Ankara’da kurulan ve Anadolu’nun zengin melodi mirasını modern sentezörlerle başarılı bir şekilde harmanlayan Soft Analog, müzikal kariyerinin en cesur adımlarından birini atıyor. İkilinin merakla beklenen yeni albümü “Gecenin Koynunda”, dinleyicilerle buluştu.
Neon Işıklardan Karanlık Diskoya Geçiş
2023 yılında yayınladıkları DANS İLLÜZYON albümüyle dinleyicilerini parlak neon ışıklarının altına davet eden Soft Analog, bu kez rotasını gece hayatının daha tekinsiz, tozlu ve hipnotik köşelerine çeviriyor. “Gecenin Koynunda”, 80’lerin retro-fütüristik atmosferini modern elektronik müzik dokunuşları ve popülerleşen “Dark Disco” estetiğiyle yeniden tanımlıyor.
Odak Noktası: Phantom of the Discotheque
Albümle aynı adı taşıyan çıkış parçası “Gecenin Koynunda (Phantom of the Discotheque)”, grubun imza sound’unu bambaşka bir seviyeye taşıyor. Tech-house ritimleri, keskin synth katmanları ve kirli (gritty) bassline’lar ile örülü bu parça, yeraltı kulüp kültürüne doğrudan bir selam çakıyor.
Parçanın teması ise müzikal altyapısı kadar derin: İnsanın kendi zaaflarına teslim oluşu, içindeki “yabancı taraf” (phantom) ile tanışması ve gece hayatının o tanıdık kaotik huzuru işleniyor.
Sadece Dans Değil, Bir Yüzleşme
“Gecenin Koynunda”, Soft Analog’un sadece insanları dans ettiren bir synth-pop grubu olmaktan çıkıp, yeraltı elektronik müziğinin karanlık estetiğiyle bütünleştiği en olgun dönemi olarak öne çıkıyor. Grubun bu yeni dönemi tanımlayan şu sözleri ise albümün felsefesini özetliyor:
“Gecenin Koynunda sadece kulüp için yazılmış bir müzik değil; karanlıkta insanın kendi gölgesiyle yüzleşmesidir.”