Müzik
Scorpions 60. yıl turnesiyle İstanbul’da: Klaus Meine’den Türkiye’ye özel mesaj
Scorpions, 60. sanat yılını kutladığı dev turnesi kapsamında 24 Haziran 2026’da İstanbul’da müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.
Dünya rock tarihinin en köklü ve etkili gruplarından Scorpions, 60. sanat yılını kutladığı dev turnesi kapsamında 24 Haziran 2026’da İstanbul’da müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. BKM organizasyonuyla gerçekleşecek olan bu büyük buluşma öncesinde, grubun efsanevi lead vokalisti Klaus Meine, kayıt stüdyosundan Türk hayranlarına özel bir video mesaj gönderdi. İmza stiliyle kamera karşısına geçen Meine, İstanbul konserine duydukları heyecanı dile getirirken, grubun marş haline gelmiş hiti “Rock You Like a Hurricane”e atıfta bulunarak hayranlarını bir “kasırga” gibi sallayacaklarının sinyalini verdi. Bu mesaj, sadece bir konser daveti değil, aynı zamanda yarım asrı aşan bir müzikal mirasın stadyum ölçeğindeki prodüksiyonla Türkiye’ye taşınacağının resmi bir taahhüdü niteliği taşıyor.
Altmış Yıllık Bir Rock Efsanesinin Anatomisi
1965 yılında Hannover’de kurulan Scorpions, 100 milyonun üzerindeki albüm satış rakamıyla rock müzik endüstrisinin en başarılı aktörlerinden biri olarak kabul ediliyor. Kariyerleri boyunca kuşakları aşan ve toplumsal hafızada yer eden “Wind of Change”, “Still Loving You” ve “No One Like You” gibi başyapıtlara imza atan grup, canlı performans gücüyle de global ölçekte bir standart belirlemiş durumda. Grubun başarısı sadece ticari rakamlarla değil, aynı zamanda Soğuk Savaş döneminden günümüze kadar uzanan politik ve kültürel değişimlere müzikleriyle eşlik etmelerinden kaynaklanıyor. Hannover’in yerel sahnesinden dünya stadyumlarına uzanan bu 60 yıllık serüven, grubun istikrarlı müzikal kalitesini ve sahne enerjisini koruma becerisini de gözler önüne seriyor.
Coming Home Turnesi ve Beşiktaş Tüpraş Stadyumu Prodüksiyonu
“Coming Home — 60 Years of Scorpions” turnesi, grubun altmış yıllık sahne mirasını devasa bir prodüksiyon eşliğinde İstanbul’un kalbine taşıyacak. Beşiktaş Tüpraş Stadyumu’nun atmosferinde gerçekleşecek olan konser, yüksek ses teknolojisi ve görsel şovlarla desteklenen bir rock ayinine dönüşmeye aday görünüyor. Grubun “evine dönme” metaforu üzerinden kurguladığı bu turne, sadık dinleyici kitlesi için bir saygı duruşu niteliği taşırken, rock müziğin fiziksel ve duygusal gücünü stadyum ölçeğinde deneyimleme fırsatı sunuyor. BKM’nin profesyonel organizasyon şemsiyesi altında gerçekleşecek olan bu etkinlik, 2026 yılının Türkiye’deki en önemli uluslararası kültürel olaylarından biri olarak şimdiden takvimlerdeki yerini aldı.
Müzik
Cansu: Bazen insan tam da kaybolduğu anlarda yönünü yeniden buluyor #röportaj
Cansu’yla “Pusula”nın “Pastel Melankoli” sonrası geldiği yeri, şarkının merkezindeki ikilemi, kaybolma ve yönünü yeniden bulma hâlini ve müziğinde kurduğu görsel dünyayı konuştuk.
7 şarkılık konsept albümü “Pastel Melankoli” ile kendi anlatı dünyasını kuran Cansu, yeni teklisi “Pusula” ile aşkın içindeki ihtimallere ve karar vermenin kolay olmadığı anlara odaklanıyor. Sözü ve müziği sanatçıya ait olan şarkı, yeniden bir şans vermekle vazgeçebilme cesareti arasında kalan bir kalbin hikâyesini anlatıyor. Cansu’yla “Pusula”nın “Pastel Melankoli” sonrası geldiği yeri, şarkının merkezindeki ikilemi, kaybolma ve yönünü yeniden bulma hâlini ve müziğinde kurduğu görsel dünyayı konuştuk.
“Pastel Melankoli”de kırılganlık, kabullenme ve kendini seçme hâli vardı. “Pusula” bu yolculuğun ardından nasıl bir yerden çıktı?
Pastel Melankoli konsept bir albümdü ve dediğiniz gibi içinde farklı duygular barındıran, akışında ilerleyen ve ayrılık sonrası kendini seçme hâliyle sonuçlanan bir hikâyeydi. “Pusula”yı biraz daha farklı bir duyguyla yazmış olsam da, aslında yine benzer duygular taşıyan bir şarkı oldu. Aşkın içindeki ihtimallere değindiğim; yeniden bir şans vermekle, o aşktan vazgeçebilme cesaretini aynı anda hissettiren bir şarkı.
“Pusula”da bitmiş bir aşkı geride bırakmakla ona yeniden şans vermek arasında kalan bir duygu var. Bu şarkıyı yazarken siz o duygunun daha çok hangi tarafındaydınız?
Sanırım tam ortasındaydım. İnsanın her şeyden önce kendiyle mutlu olabilmesi gerektiğine inanıyorum. O zaman yeniden denemeyi de, vazgeçebilmeyi de daha korkusuzca sorgulayabiliyorsun. Tabii burada sağlıksız bir ilişkiden bahsetmiyorum. Aksine, iki tarafın da birbirini sevdiği ama hayatın getirdiği başka zorluklar nedeniyle karar vermenin kolay olmadığı bir durumdan bahsediyorum. “Pusula” da tam olarak bu ikilemi anlatıyor.

Şarkının adı “Pusula” ama anlattığı yerde biraz kaybolmak da var. Sizce insan bazen yolunu bulmak için önce kaybolmak zorunda mı kalıyor?
Kaybolmanın da yolun bir parçası olduğuna inanıyorum. Öyle ya da böyle, her insanın ilişkilerinde daha önce hiç karşılaşmadığı sorularla yüzleştiği dönemler olabiliyor. Bence insanın dönüşebilmesi ve kendini daha iyi tanıyabilmesi de büyümenin en önemli parçalarından biri. Bazen doğru olduğuna inandığınız ya da sizi çıkmazda hissettiren bir duygu, zamanla hiç beklemediğiniz kapılar ve mucizeler açabiliyor. O yüzden ben kaybolmayı her zaman kötü bir şey olarak görmüyorum; bazen insan tam da o anlarda yönünü yeniden buluyor.
“Pastel Melankoli”de her şarkıyı ayrı bir oda gibi düşündüğünüzü söylemiştiniz. “Pusula” o evin içinde olsaydı, nasıl bir yerde dururdu?
Boşver Sevme Beni ile Gözyaşı Bulutu arasında olurdu sanırım. Çünkü “Boşver Sevme Beni”, vazgeçebilme cesaretini; “Gözyaşı Bulutu” ise o duygunun ardından gelen kabullenişi ve iyileşmeyi anlatıyor. “Pusula” ise tam ikisinin arasında duran bir şarkı.
Söz, beste ve görsel dünya tarafında kendi hikâyenizi kendiniz kuruyorsunuz. Bir şarkı yazarken onun görüntüsü, rengi ya da sahnesi de sizinle birlikte mi geliyor?
Bu değişebiliyor. Bazen yazarken o duyguyu hayal edip her şeyi ona göre şekillendiriyorum, bazen de şarkı tamamlandıktan sonra görüntüsü, rengi ve atmosferi kendiliğinden canlanıyor gözümde. Bence görsel dünya da hikâyenin önemli bir parçası. O atmosferi oluşturduğumda, dinleyenlerimin şarkıyla ve anlattığım hikâyeyle daha güçlü bir bağ kurabildiğini hissediyorum.
Müzik
Bahadır Tatlıöz ve Deeperise’tan yazın afro house bombası
Bahadır Tatlıöz, elektronik ve house müziğin küresel çaptaki başarılı prodüktörlerinden Deeperise ile güçlerini birleştirdi.
Türk pop müziğinin en üretken ve özgün şarkı yazarlarından Bahadır Tatlıöz, elektronik ve house müziğin küresel çaptaki başarılı prodüktörlerinden Deeperise ile güçlerini birleştirdi. Müzikseverlerin merakla beklediği bu heyecan verici iş birliğinin ürünü olan yepyeni single “Kerime”, Sony Music Türkiye etiketiyle dinleyicilerle buluştu.
Sıcak Melodiler ve Modern Afro House Ritimleri
İki usta sanatçının ortak vizyonu ve ortak fikriyle şekillenen “Kerime”, son dönemin en popüler müzik akımlarından Afro House altyapısı üzerine inşa ediliyor. Söz ve müziği tamamen Bahadır Tatlıöz’ün imzasını taşıyan eserin modern sound yapısı, düzenleme (aranje), mix ve mastering koltuğunda ise Deeperise’ın profesyonel dokunuşları yer alıyor. Akıcı ritmi ve kulaklarda hemen yer eden sıcak melodileriyle şarkı, yaz mevsiminin yüksek enerjisini doğrudan dinleyiciye aşılıyor.
Hem Dans Ettiren Hem de Duygusunu Geçiren Özel Bir Atmosfer
Bahadır Tatlıöz’ün samimi vokal tarzı ve hikaye anlatımındaki ustalığı, Deeperise’ın dinamik ve özgün prodüksiyon yaklaşımıyla kusursuz bir uyum yakalıyor. Ortaya çıkan bu sinerji, ritmiyle kitleleri dans ettirirken bir yandan da hissettirdiği duygusal derinlikle dinleyiciyi içine çeken sıcacık bir atmosfer yaratıyor.
