Müzik
Arter Yeni ve En Yeni Müzik Festivali 2026: Deneysel seslerin buluşması
Arter’in 2020 yılında İstanbul sanat takvimine kazandırdığı Yeni ve En Yeni Müzik Festivali, 19-22 Şubat 2026 tarihlerinde yedinci edisyonuyla izleyici karşısına çıkıyor.
Arter’in 2020 yılında İstanbul sanat takvimine kazandırdığı Yeni ve En Yeni Müzik Festivali, 19-22 Şubat 2026 tarihlerinde yedinci edisyonuyla izleyici karşısına çıkıyor. Matthias Osterwold’un sanat yönetmenliğinde gerçekleşecek olan festival, Türkiye’den ve dünyadan müzisyenlerin yenilikçi performanslarını, solo üretimlerini ve kolektif doğaçlamalarını Arter’in disiplinlerarası atmosferinde bir araya getiriyor. Deneysel müzik ve kavramsal sanat dünyasının önde gelen figürlerinden olan Osterwold, MaerzMusik ve Ruhrtriennale gibi köklü uluslararası organizasyonlardaki deneyimini Arter’e taşıyarak “Yeni Müzik” kavramını mekan ve görsellikle bütünleşen bir içerik olarak kurguluyor. Bu yaklaşım, festivalin her yıl İstanbul’da dikkat çekici ve provokatif bir sanat platformu olarak kalmasını sağlıyor.
Açılıştan Kapanışa Uluslararası Prömiyerler
Festivalin açılışı, Erwan Keravec tarafından kurulan ve yönetilen Bretonyalı gayda topluluğu Sonneurs ile geleneksel tulum sanatçısı Aycan Yeter’in ortak performansıyla gerçekleştirilecek. Bu Türkiye prömiyeri, geleneksel nefesli çalgıların modern tınılarla nasıl bir diyalog kurabileceğini gösteren etkileyici bir başlangıç vaat ediyor. Programın devamında ise Viyana’nın genç ve dinamik topluluklarından Black Page Orchestra sahne alacak. İstanbul’daki ilk konserlerini verecek olan bu grup, Zeynep Gedizlioğlu ve Çağdaş Onaran gibi bestecilerin eserlerini de içeren yenilikçi seçkisiyle festivalin finalini gerçekleştirecek.
Kolektif İş Birlikleri ve İnteraktif Teknolojiler
Bu edisyonda besteciler Cenk Ergün ve Fulya Uçanok, “Yerleşik Besteci” rolünü üstlenerek Hezarfen Topluluğu ve Montreal merkezli Bozzini Yaylı Dörtlüsü gibi ekiplerle derinlikli iş birliklerine imza atıyorlar. Sahne performanslarında dijital teknolojinin sınırlarını zorlayan RAW ikilisi, Selçuk Artut ve Alp Tuğan’dan oluşan kadrosuyla görsel ve işitsel unsurların eş zamanlı üretildiği interaktif eserler sunacak. Şevket Akıncı ve Ömer Sarıgedik gibi isimlerin de katkı sağladığı bu deneysel süreç, müziğin teknolojiyle olan güncel ilişkisini Arter’in farklı mekanlarına taşıyor. Festival biletleri Arter’in giriş katındaki gişeden ya da dijital platformlar üzerinden temin edilebilir.
Müzik
Cansu: Bazen insan tam da kaybolduğu anlarda yönünü yeniden buluyor #röportaj
Cansu’yla “Pusula”nın “Pastel Melankoli” sonrası geldiği yeri, şarkının merkezindeki ikilemi, kaybolma ve yönünü yeniden bulma hâlini ve müziğinde kurduğu görsel dünyayı konuştuk.
7 şarkılık konsept albümü “Pastel Melankoli” ile kendi anlatı dünyasını kuran Cansu, yeni teklisi “Pusula” ile aşkın içindeki ihtimallere ve karar vermenin kolay olmadığı anlara odaklanıyor. Sözü ve müziği sanatçıya ait olan şarkı, yeniden bir şans vermekle vazgeçebilme cesareti arasında kalan bir kalbin hikâyesini anlatıyor. Cansu’yla “Pusula”nın “Pastel Melankoli” sonrası geldiği yeri, şarkının merkezindeki ikilemi, kaybolma ve yönünü yeniden bulma hâlini ve müziğinde kurduğu görsel dünyayı konuştuk.
“Pastel Melankoli”de kırılganlık, kabullenme ve kendini seçme hâli vardı. “Pusula” bu yolculuğun ardından nasıl bir yerden çıktı?
Pastel Melankoli konsept bir albümdü ve dediğiniz gibi içinde farklı duygular barındıran, akışında ilerleyen ve ayrılık sonrası kendini seçme hâliyle sonuçlanan bir hikâyeydi. “Pusula”yı biraz daha farklı bir duyguyla yazmış olsam da, aslında yine benzer duygular taşıyan bir şarkı oldu. Aşkın içindeki ihtimallere değindiğim; yeniden bir şans vermekle, o aşktan vazgeçebilme cesaretini aynı anda hissettiren bir şarkı.
“Pusula”da bitmiş bir aşkı geride bırakmakla ona yeniden şans vermek arasında kalan bir duygu var. Bu şarkıyı yazarken siz o duygunun daha çok hangi tarafındaydınız?
Sanırım tam ortasındaydım. İnsanın her şeyden önce kendiyle mutlu olabilmesi gerektiğine inanıyorum. O zaman yeniden denemeyi de, vazgeçebilmeyi de daha korkusuzca sorgulayabiliyorsun. Tabii burada sağlıksız bir ilişkiden bahsetmiyorum. Aksine, iki tarafın da birbirini sevdiği ama hayatın getirdiği başka zorluklar nedeniyle karar vermenin kolay olmadığı bir durumdan bahsediyorum. “Pusula” da tam olarak bu ikilemi anlatıyor.

Şarkının adı “Pusula” ama anlattığı yerde biraz kaybolmak da var. Sizce insan bazen yolunu bulmak için önce kaybolmak zorunda mı kalıyor?
Kaybolmanın da yolun bir parçası olduğuna inanıyorum. Öyle ya da böyle, her insanın ilişkilerinde daha önce hiç karşılaşmadığı sorularla yüzleştiği dönemler olabiliyor. Bence insanın dönüşebilmesi ve kendini daha iyi tanıyabilmesi de büyümenin en önemli parçalarından biri. Bazen doğru olduğuna inandığınız ya da sizi çıkmazda hissettiren bir duygu, zamanla hiç beklemediğiniz kapılar ve mucizeler açabiliyor. O yüzden ben kaybolmayı her zaman kötü bir şey olarak görmüyorum; bazen insan tam da o anlarda yönünü yeniden buluyor.
“Pastel Melankoli”de her şarkıyı ayrı bir oda gibi düşündüğünüzü söylemiştiniz. “Pusula” o evin içinde olsaydı, nasıl bir yerde dururdu?
Boşver Sevme Beni ile Gözyaşı Bulutu arasında olurdu sanırım. Çünkü “Boşver Sevme Beni”, vazgeçebilme cesaretini; “Gözyaşı Bulutu” ise o duygunun ardından gelen kabullenişi ve iyileşmeyi anlatıyor. “Pusula” ise tam ikisinin arasında duran bir şarkı.
Söz, beste ve görsel dünya tarafında kendi hikâyenizi kendiniz kuruyorsunuz. Bir şarkı yazarken onun görüntüsü, rengi ya da sahnesi de sizinle birlikte mi geliyor?
Bu değişebiliyor. Bazen yazarken o duyguyu hayal edip her şeyi ona göre şekillendiriyorum, bazen de şarkı tamamlandıktan sonra görüntüsü, rengi ve atmosferi kendiliğinden canlanıyor gözümde. Bence görsel dünya da hikâyenin önemli bir parçası. O atmosferi oluşturduğumda, dinleyenlerimin şarkıyla ve anlattığım hikâyeyle daha güçlü bir bağ kurabildiğini hissediyorum.
Müzik
Bahadır Tatlıöz ve Deeperise’tan yazın afro house bombası
Bahadır Tatlıöz, elektronik ve house müziğin küresel çaptaki başarılı prodüktörlerinden Deeperise ile güçlerini birleştirdi.
Türk pop müziğinin en üretken ve özgün şarkı yazarlarından Bahadır Tatlıöz, elektronik ve house müziğin küresel çaptaki başarılı prodüktörlerinden Deeperise ile güçlerini birleştirdi. Müzikseverlerin merakla beklediği bu heyecan verici iş birliğinin ürünü olan yepyeni single “Kerime”, Sony Music Türkiye etiketiyle dinleyicilerle buluştu.
Sıcak Melodiler ve Modern Afro House Ritimleri
İki usta sanatçının ortak vizyonu ve ortak fikriyle şekillenen “Kerime”, son dönemin en popüler müzik akımlarından Afro House altyapısı üzerine inşa ediliyor. Söz ve müziği tamamen Bahadır Tatlıöz’ün imzasını taşıyan eserin modern sound yapısı, düzenleme (aranje), mix ve mastering koltuğunda ise Deeperise’ın profesyonel dokunuşları yer alıyor. Akıcı ritmi ve kulaklarda hemen yer eden sıcak melodileriyle şarkı, yaz mevsiminin yüksek enerjisini doğrudan dinleyiciye aşılıyor.
Hem Dans Ettiren Hem de Duygusunu Geçiren Özel Bir Atmosfer
Bahadır Tatlıöz’ün samimi vokal tarzı ve hikaye anlatımındaki ustalığı, Deeperise’ın dinamik ve özgün prodüksiyon yaklaşımıyla kusursuz bir uyum yakalıyor. Ortaya çıkan bu sinerji, ritmiyle kitleleri dans ettirirken bir yandan da hissettirdiği duygusal derinlikle dinleyiciyi içine çeken sıcacık bir atmosfer yaratıyor.
