Sahne Sanatları
Çocukluk travmaları ve kardeşlik yüzleşmesi: “Ballı Süt” prömiyerini gerçekleştirdi
Tülin Özen ile Nilperi Şahinkaya’yı kariyerlerinde ilk kez aynı projede bir araya getiren “Ballı Süt”, 26 Mart akşamı Zorlu PSM Turkcell Platinum sahnesinde görkemli bir prömiyere imza attı.
Türk tiyatro ve sinema sahnelerinin iki başarılı ismi Tülin Özen ile Nilperi Şahinkaya’yı kariyerlerinde ilk kez aynı projede bir araya getiren “Ballı Süt”, 26 Mart akşamı Zorlu PSM Turkcell Platinum sahnesinde görkemli bir prömiyere imza attı. Yapımcılığını Aksel Bonfil ve Begüm Ertuğrul’un üstlendiği, hikâyesi Önem Günal’a ait olan ve Anıl Can Beydilli’nin yazıp yönettiği bu iddialı yapım, sanat camiasından da büyük ilgi gördü. Cem Yılmaz, Seda Bakan, Selin Şekerci, Serkay Tütüncü, Yiğit Kirazcı, Ebru Akel, Esra Ruşan, Bora Akkaş, Oben Alkan, Tuba Ünsal ve Genco Özak gibi isimlerin katılımıyla gerçekleşen gala, 2026 tiyatro sezonunun en çok konuşulan etkinliklerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Derya ve Asiye: Üç Farklı Zamanda Bir Yüzleşme
Oyunun dramatik yapısı, babaanneleri tarafından büyütülen ancak yıllar içinde birbirlerinden tamamen uzaklaşan Derya ve Asiye isimli iki kız kardeşin geçmişle hesaplaşması üzerine inşa ediliyor. Üç farklı zaman diliminde eşzamanlı olarak ilerleyen kurgu, çocukluk çağında yaşanan travmaların yetişkinlikteki karakter oluşumuna etkilerini rasyonel bir dille sahneye taşıyor. Metin, “güçlü olmak” ile “yalnız kalmak” arasındaki o ince ve tehlikeli çizgiye odaklanırken; bastırılmış yas süreçlerini, yarım kalan duyguları ve dönüşen kardeşlik bağlarını acı ile mizahın dengeli bir şekilde iç içe geçtiği bir anlatımla izleyiciye sunuyor.
Türkiye Turnesi ve Sahne Takvimi
Galasının ardından hız kesmeden ulusal bir turneye hazırlanan “Ballı Süt”, Nisan ve Mayıs ayları boyunca Türkiye’nin farklı şehirlerindeki tiyatroseverlerle buluşmaya devam edecek. Seyircilere nostaljik ve psikolojik bir deneyim vaat eden oyunun bahar dönemi gösterim takvimi ise şu şekilde planlandı:
Sahne Sanatları
Demet Akbağ ve Yılmaz Erdoğan imzalı “Aydınlıkevler” dördüncü yılını kutluyor
Demet Akbağ’ın sahnedeki devleşen performansını Yılmaz Erdoğan’ın usta kalemiyle buluşturan “Aydınlıkevler”, tiyatro sahnesindeki dördüncü yılını görkemli bir başarıyla kutluyor.
BKM’nin yapımcılığında hayata geçirilen ve Demet Akbağ’ın sahnedeki devleşen performansını Yılmaz Erdoğan’ın usta kalemiyle buluşturan “Aydınlıkevler”, tiyatro sahnesindeki dördüncü yılını görkemli bir başarıyla kutluyor. 26 Mart 2022 tarihinde başlayan bu sanatsal yolculuk, ilk günkü heyecanını ve coşkusunu koruyarak seyirciden yoğun ilgi görmeye devam ediyor. Tiyatroseverlerin salonları doldurduğu ve kahkahaların eksik olmadığı oyun, Türk tiyatrosunun son yıllardaki en istikrarlı ve popüler yapımlarından biri olarak rüştünü ispatlıyor.
İki Yüz Bini Aşan Seyirci ve Dev Bir Prodüksiyon
Maximum Uniq Hall sahnesinde 31 Mart tarihinde 140. kez perde açmaya hazırlanan yapım, bugüne kadar 200 bini aşkın seyirciye ulaşarak modern tiyatro tarihinde kırılması zor bir rekora imza attı. Sahnede izlediğimiz kusursuz uyumun arkasında, her sezon büyük bir özveriyle çalışan 30 kişilik devasa bir sahne arkası ekibi bulunuyor. Bu görünmez kahramanların emeğiyle desteklenen oyun, izleyicilere sadece bir performans sunmaktan öte, baştan sona incelikle tasarlanmış nostaljik ve görsel bir deneyim yaşatıyor.
70’lerin Samimiyeti ve Jenerasyonları Buluşturan Kadro
Oyunun omurgasını oluşturan Demet Akbağ, Salih Bademci, Burak Dakak ve Hazal Subaşı gibi isimlerin performansları, 70’li yılların o samimi mahalle kültürünü büyük bir inandırıcılıkla günümüze taşıyor. Yönetmen koltuğunda Serdar Biliş’in oturduğu, proje yapımcılığını Nisan Ceren Özerten’in üstlendiği eserin görsel ve işitsel dünyası da oldukça iddialı bir temele oturuyor. Cem Yılmazer’in sahne tasarımı, Tuluğ Tırpan’ın orijinal besteleri ve Mustafa Olgan’ın canlı müzikleri hikâyenin atmosferini zenginleştiriyor. Usta oyuncu Caner Alkaya’nın yanı sıra Sevda Baş, Nebi Tolga Yılmaz, Barkın Sarp ve Ömer Güneş gibi genç yeteneklerin de bu kadroda yer alması, oyunun temposunu ve dinamizmini sürekli kılıyor.
Müzik
“Yonca’nın 90’lar Ekspresi” Fişekhane’de başlıyor
Yonca Evcimik, uzun süredir üzerinde titizlikle çalıştığı yeni projesiyle sahne sanatlarına radikal bir soluk getirmeye hazırlanıyor.
Türk pop müziğinin öncü isimlerinden Yonca Evcimik, uzun süredir üzerinde titizlikle çalıştığı yeni projesiyle sahne sanatlarına radikal bir soluk getirmeye hazırlanıyor. “Yonca’nın 90’lar Ekspresi” adını taşıyan bu özel gösteri, alışılagelmiş konser formatlarının dışına çıkarak dans, dijital sanatlar, müzik ve tiyatroyu aynı potada eriten çok katmanlı bir kabare eseri olarak kurgulandı. Sahne tasarımından anlatım diline kadar modern bir estetik anlayışıyla hazırlanan proje, izleyiciyi sadece bir dinleyici olmaktan çıkarıp, dönemin ruhuna tanıklık eden aktif bir katılımcıya dönüştürmeyi hedefliyor.
Mahalle Sıcaklığından Popüler Kültürün Parıltısına
Tek perdelik bir kabare formatında tasarlanan gösteri, Yonca Evcimik’in biyografik yolculuğunu 90’lı yılların sosyo-kültürel atmosferiyle birleştiriyor. Anlatı, izleyiciyi o yılların samimi mahalle sıcaklığından alarak popüler kültürün parıltılı ve kaotik dünyasına uzanan kesintisiz bir yolculuğa davet ediyor. Hafızalara kazınan nesnelerin, kolektif anıların ve dönemin toplumsal hafızasının teatral bir dille sahneye taşındığı bu ekspres, pop müziğin sadece ritimden ibaret olmadığını, aynı zamanda bir dönemin yaşam biçimi olduğunu vurguluyor.
Fişekhane’nin Tarihi Atmosferinde Görkemli Bir Başlangıç
Epizot Gösteri Sanatları tarafından sahneye koyulan bu iddialı yapım, 30 Mart akşamı Fişekhane’nin tarihi dokusunda görkemli bir prömiyer yapacak. Mekânın büyüleyici atmosferiyle birleşecek olan bu teknolojik ve sanatsal şov, yılın en çok ses getirecek etkinliklerinden biri olmaya aday. Lansman gecesinin iletişim süreçlerini ünlü stratejist Özgür Aras’ın üstlenmiş olması, projenin sadece sanatsal değil, sektörel anlamda da güçlü bir yankı uyandıracağının işaretlerini veriyor. 2026 yılının ilk yarısında popüler kültür gündemine damga vurması beklenen bu kabare, Yonca Evcimik’in üretken kimliğini bir kez daha tescilliyor.
