Bizimle İletişime Geçin

Sinema

Ödül sezonuna damga vuran filmler MUBI’de

Berlinale’den Cannes’a, Altın Küre’den Oscar’a, kazandıkları adaylıklar ve ödüllerle sezona damga vuran filmler Türkiye’de sadece MUBI’de!

Berlinale’den Cannes’a, Altın Küre’den Oscar’a, kazandıkları adaylıklar ve ödüllerle sezona damga vuran filmler Türkiye’de sadece MUBI’de! Dört önemli ödül kazanarak 82. Altın Küre Ödülleri’ne damga vuran ve 13 dalda Oscar’a aday gösterilen EMILIA PÉREZ; 2024 Cannes Film Festivali’nde En İyi Senaryo ödülünü kazanan ve aynı zamanda Demi Moore’a oyunculuk kariyerindeki ilk ödülü getiren CEVHER (THE SUBSTANCE); Avrupa Film Akademisi’nde iki ödüle layık görülen ve bu yıl Oscar yarışında Danimarka’yı temsil eden ŞİŞLİ KIZ (THE GIRL WITH THE NEEDLE) ile Senegalli yönetmen Mati Diop’un Altın Ayı ödüllü belgeseli DAHOMEY, MUBI’de izleyicileri bekliyor.

EMILIA PÉREZ

(Jacques Audiard, 2024)

Jacques Audiard imzalı EMILIA PÉREZ, sıradışı mizanseni, oyunculuk performansları, coşkulu müzikleri ve nefes kesici koreografileriyle yılın en unutulmaz sinema deneyimlerinden birini vadediyor. Seyirciyi benzersiz bir duygusal yolculuğa çıkaran bu baş döndürücü suç müzikali, Meksika’da bir uyuşturucu kartelinin hikayesini, farklı türler ve temalar arasında ustalıkla gezinerek anlatıyor. EMILIA PÉREZ’in Zoe Saldaña, Karla Sofía Gascón, Selena Gomez ve Adriana Paz’dan oluşan olağanüstü oyuncu kadrosu Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü paylaşmış ve film aynı zamanda Jüri Ödülü’nü kazanarak festivalde büyük ses getirmişti. Avrupa Film Ödülleri’nde beş ödül kazanan film Cesar Ödülleri, Critics’ Choice Awards ve SAG Awards’da da çok sayıda adaylık elde etti. 10 dalda adaylık alarak bir rekora imza attığı Altın Küre’den (Golden Globes) Müzikal/Komedi Dalında En İyi Film, En İyi Uluslararası Film, En İyi Orijinal Şarkı ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülleriyle; BAFTA’dan ise En İyi Yabancı Dilde Film ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülleriyle dönen EMILIA PÉREZ, Oscar’da ise tam 13 dalda aday.

CEVHER / THE SUBSTANCE

(Coralie Fargeat, 2024)

Başrollerini Demi Moore, Margaret Qualley ve Dennis Quaid’in paylaştığı bu stilize ve sarsıcı yapım, yaşlanma korkusu ve mükemmellik takıntısına dair sert bir eleştiri sunuyor. Coralie Fargeat’nın Hollywood’u, şöhret kültürünü ve kadınların sektörde varlıklarını sürdürebilmek için uymak zorunda oldukları gerçekçi olmayan güzellik standartlarını topa tutan ikinci filmi CEVHER’de Moore, cesur performansıyla kendi imajını da tiye alıyor. Dünya prömiyerini yaptığı 2024 Cannes Film Festivali’nde En İyi Senaryo; Toronto Uluslararası Film Festivali’nde ise Geceyarısı Çılgınlığı ödüllerine layık görülen film, 82. Altın Küre Ödülleri’nde ise cesur performansıyla tüm dikkatleri üzerine çeken Demi Moore’a Müzikal/Komedi Dalında En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü getirdi. Moore’un oyunculuk kariyerinde kazandığı bu ilk ödülle tarihe geçen CEVHER, Critics’ Choice Awards, Avrupa Film Ödülleri, SAG Awards ve BAFTA’daki çok sayıda adaylığın ardından Oscar ödüllerinde de beş farklı dalda yarışacak.

ŞİŞLİ KIZ / THE GIRL WITH THE NEEDLE

(Magnus von Horn, 2024)

Magnus von Horn’un, dünya prömiyerini yaptığı 2024 Cannes Film Festivali’nde büyük ses getiren son filmi ŞİŞLİ KIZ gerçek bir hikayeye dayanıyor. Genç fabrika işçisi Karoline’in I. Dünya Savaşı sonrası Kopenhag’da hayatta kalma mücadelesine odaklanan film, seyirciye bir kadının acımasız bir dünyada şefkat ve erdem arayışını anlatan sarsıcı ve bir o kadar da etkileyici hikayesini sunuyor. Seyirciyi hem görsel hem de duygusal açıdan içine alan, etkileyici bir psikolojik dram olarak öne çıkan filmin başrollerini Vic Carmen Sonne, Trine Dyrholm, Besir Zeciri ve Joachim Fjelstrup paylaşıyor. 37. Avrupa Film Ödülleri’nde yapım tasarımcısı (Jagna Dobesz) ve müzik (Frederikke Hoffmeier) dallarında ödüle değer görülen, Avrupa Film Ödülleri ve Altın Küre’de aday gösterilen ŞİŞLİ KIZ, aynı zamanda bu yıl Oscar yarışında Danimarka’nın resmi adayı.

DAHOMEY

(Mati Diop, 2024)

Senegalli yönetmen Mati Diop’un, Berlin Film Festivali’nde en iyi film seçilerek Altın Ayı’yı kazanan belgeseli DAHOMEY, köklerinden koparılan sanat eserleri üzerinden sömürgecilik tarihine derin bir bakış atıyor. Kendi kaderini tayin etme ve tazminat meselelerini hayal gücüyle harmanlayarak masaya yatıran Diop, Dahomey Krallığı’na ait 26 eserin Paris’ten Benin’e dönüş yolculuğunu benzersiz bir biçimde ele alıyor. Uluslararası müzelerin duvarlarının ötesindeki seslere kulak kesilen bu büyüleyici belgesel, kültür-sanat alanlarını yeniden tanımlıyor.

Sinema

Ferdi Özbeğen’in hayatı film oluyor

Türk müziğinin zarafeti, eşsiz yorumu ve neşesiyle bir döneme damgasını vuran efsane ismi Ferdi Özbeğen’in hayat hikâyesi sinemaya taşınıyor.

Türk müziğinin zarafeti, eşsiz yorumu ve neşesiyle bir döneme damgasını vuran efsane ismi Ferdi Özbeğen’in hayat hikâyesi sinemaya taşınıyor. Piyanist şantörlük ekolünün en büyük temsilcisi olan Özbeğen’in yaşamını anlatacak film, Türkiye’nin bir dönemine ayna tutmaya hazırlanıyor.

Senaryo Çalışmaları Tamamlanmak Üzere

Yapımcılığını Orchestra Content’in, yaratıcı yapımcılığını ise Mine Şengöz’ün üstlendiği projenin hazırlık süreci büyük bir titizlikle yürütülüyor. 2023 yazından bu yana senaryo üzerinde çalışan Yiğit Güralp’in kaleminden çıkan hikâye, son aşamaya geldi. Film, sanatçının müzikal dehasının yanı sıra topluma bıraktığı manevi mirası da odağına alıyor.

TEV ve Alanında Uzman İsimlerin Danışmanlığı

Vefasından önce tüm mal varlığını gençlerin eğitimine katkı sağlamak amacıyla Türk Eğitim Vakfı (TEV)’na bağışlayan Özbeğen’in hayatı, vakfın da katkılarıyla gerçeğe en yakın haliyle kurgulanıyor. Filmin danışman kadrosunda ise kültür-sanat dünyasının önemli isimleri yer alıyor:

  • Tuğrul Eryılmaz
  • Gülşen İşeri
  • Murat Özyaşar
  • Murat Meriç
  • İdris Pehlivan
  • Hilmi Özbeğen

Vizyon Tarihi: 2027

Görkemli bir prodüksiyonla hayata geçirilmesi planlanan film, izleyiciyi sadece bir sanatçının hayatına değil, Türkiye’nin en renkli ve tutkulu yıllarına da götürecek. Ferdi Özbeğen’in hem sahnedeki görkemini hem de insani derinliğini yansıtacak olan yapım, 2027 yılında sinemaseverlerle buluşacak.

Devamını Oku

Sinema

Long Play Müzik Filmleri Festivali, ilk yılında müzik ve sinemayı aynı çatıda buluşturdu

Long Play Müzik Filmleri Festivali, üç gün boyunca gösterimler, söyleşiler, atölyeler ve belgesel film yarışmasıyla müzik ve sinema tutkunlarını bir araya getirdi.

Yönetmen Gökçe Kaan Demirkıran direktörlüğünde 5–6–7 Aralık tarihlerinde Biletinial Torun Center Sinemaları’nda ilk kez düzenlenen Long Play Müzik Filmleri Festivali, üç gün boyunca gösterimler, söyleşiler, atölyeler ve belgesel film yarışmasıyla müzik ve sinema tutkunlarını bir araya getirdi. Müziğin sinema aracılığıyla yeni bir anlatıya dönüştüğü festival, yoğun ilgiyle karşılandı.

Ulusal ve uluslararası müzik temalı belgesellerden oluşan seçkisiyle festival, müziğin kültürel hafıza, kimlik ve topluluk duygusuyla kurduğu ilişkiye odaklandı. Gösterimlerin ardından düzenlenen söyleşiler, izleyiciler ile yaratıcılar arasında samimi ve canlı bir buluşma alanı yarattı.

Belgesel yarışmasında En İyi Belgesel Ödülü, jüri değerlendirmesiyle Bir Orkestranın İzinde filmine verildi. Ödülü, filmin kahramanlarından Ezel Gönül Acar’a jüri üyesi Fadik Sevin Atasoy takdim etti. Finalde yer alan yapımlar arasında Bir Orkestranın İzinde, Aşırı Kişisel Belgesel, Recife Tem Um Coração, The Rhythm of Balance, Balkancisco, Bakırköy Underground, Return of the Creeps ve Bartók Nyomában bulunuyordu. Festival Özel Ödülü ise Bakırköy Underground filmiyle Berkay Şatır’a verildi.

Festival programı söyleşiler ve özel gösterimlerle zenginleşti. Açılış, Nezih Ünen’in Anadolu’nun Kayıp Şarkıları belgeseliyle yapıldı. Neredesin Firuze’nin 20. yılına özel gerçekleştirilen, tüm biletleri tükenen gösterim büyük ilgi gördü; yönetmen Ezel Akay, film müziklerindeki alışılmadık yaklaşımı izleyicilerle paylaştı. Cem Karaca’nın Gözyaşları belgeseli de yoğun ilgiyle takip edildi; sanatçının oğlu Emrah Karaca gösterim sonrası duygularını samimiyetle aktardı.

Üçüncü gün, Fatih Akın’ın İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek belgeseli ile devam etti. Gösterim sonrası, filmde yer alan Baba Zula’nın kurucusu Murat Ertel, moderatör Murat Beşer ile yaptığı söyleşide müzikal yolculuğunun ilham kaynaklarına değindi.

Festivalin kapanışı, Damien Chazelle’in üç Oscar ödüllü filmi Whiplash ile yapıldı. Gösterim sonrası düzenlenen söyleşide, Burak Gürpınar, Gökhan Tunçişler ve Yağız İpek, Gizem Ertürk moderatörlüğünde disiplin, tutku ve sahnede sınırları zorlama üzerine ilham verici bir sohbet gerçekleştirdi. Davulun güçlü bir ifade biçimi olduğu vurgulanan bu buluşma, festivalin en akılda kalan anları arasında yer aldı.

Festival Direktörü Gökçe Kaan Demirkıran, Long Play’in çıkış fikrini müziği yalnızca dinlenen değil, düşünce ve paylaşım alanı olarak ele almak istedikleri sözleriyle anlattı. Sinemanın anlatı gücüyle müziğin birleştiğinde ortaya çıkan etkiden yola çıkan festival, müzisyenleri, yönetmenleri ve izleyicileri ortak bir zeminde buluşturarak sürdürülebilir bir alan yaratmayı hedefliyor.

Long Play Müzik Filmleri Festivali, müzik ve sinemanın kesişimindeki özgün atmosferiyle İstanbul’un kültür-sanat hayatına yeni bir soluk getirirken, önümüzdeki yıllarda bu buluşmayı büyüterek sürdürmeyi amaçlıyor.

Devamını Oku

Copyright © 2022 Refleksif.com