Bizimle İletişime Geçin

Sinema

İsmet Kurtuluş ve Kaan Arıcı ile The Last Schnitzel üzerine röportaj

Türk sinemasının dinamik ve yenilikçi yönetmenleri İsmet Kurtuluş ve Kaan Arıcı, yaratıcı projeleriyle dikkat çeken bir ikili.

Türk sinemasının dinamik ve yenilikçi yönetmenleri İsmet Kurtuluş ve Kaan Arıcı, yaratıcı projeleriyle dikkat çeken bir ikili.

İsmet Kurtuluş, Ankara’da doğduktan sonra sinema-TV eğitimini tamamlayarak sanat hayatına başladı. Reklam, sinema ve sanal gerçeklik filmleriyle tanınan Kurtuluş, “Rimolar ve Zimolar – Kasabada Barış” ve “It’s Me” gibi eserleriyle ön plana çıktı.

1984 Adana doğumlu olan Kaan Arıcı, İstanbul Bilgi Üniversitesi mezunu olarak Kopenhag Üniversitesi’nde sinema üzerine yüksek lisans eğitimini tamamladı. İsmet Kurtuluş ile birlikte yönettikleri uzun metrajlı filmler ve aldıkları festival ödülleriyle Türk sinemasında ses getirdiler. İkili, Türk sinemasının derin izlerini ve yaratıcılığını pekiştiren eserler olan ” LCV (Lütfen Cevap Veriniz) ” ve “Donadona” gibi önemli filmlerle biliniyor.

2016 yapımı “The Last Schnitzel” adlı kısa film, ikilinin distopik komedi anlayışını sergiliyor. Film, insanlığın son günlerinde, dünyadan ayrılmadan önce son bir tavuk şnitzel yemek isteyen Büyük Türk Devleti’nin 47. başkanının hikâyesini anlatıyor. Dünyada son tavuk gözükeli 200 yıl olduğundan, bu görev başkanın yaveri Kamil için unutulmaz bir maceraya dönüşüyor. “Son Şnitzel”, Nantes Uluslararası Bilimkurgu Festivali ve Trieste Bilimkurgu Festivali gibi prestijli festivallerde ödüller alarak Türk sinemasının uluslararası başarısını pekiştirdi. Yönetmenlerin mizahi ve yaratıcı yaklaşımlarıyla seyirciyi hem eğlendiren hem de düşündüren bu film, Türk sinemasının yenilikçi ruhunu yansıtan önemli bir eser olarak kabul ediliyor.

Filmin oyuncu kadrosunda Haluk Bilginer, Şevket Süha Tezel ve Serkan Keskin gibi deneyimli isimler yer alıyor. Özellikle Haluk Bilginer’in başkan rolündeki performansı, filmdeki komik tonun ve absürd atmosferin temelini oluşturuyor. Şevket Süha Tezel ise yaver Kamil karakterine can verirken seyirciyi macera dolu bir serüvene sürüklüyor. Film, görsel efektlerin ve sahne tasarımlarının özenli kullanımıyla dikkat çekiyor. Hikaye, distopik bir gelecek tablosunu eğlenceli bir şekilde sunarken aynı zamanda insan doğasına, siyasi sistemlere ve tükenen kaynaklara eleştirel bir bakış getiriyor.

İşte İsmet Kurtuluş ve Kaan Arıcı ile gerçekleştirdiğimiz samimi röportaj:

“The Last Schnitzel” kısa filminizin konsepti nasıl doğdu ve bilimkurgu ile komediyi birleştirme fikri nereden geldi?

İsmet: Son Şnitzel, Kaan ve benim okuldan arkadaşımız Onur Koralp’in iki sayfalık kısa hikayesinden uyarlanmış bir film. Filmdeki ana karakterin hepsi, bilim kurgu atmosferi ve politik hiciv altyapısı zaten kısa hikayede vardı.

Bilimkurgu komedi gibi nadir bir türde kısa film yapma motivasyonunuz nedir ve bu türde bir eser yaratırken sizi en çok ne ilhamlandırdı?

Kaan: “The Last Schnitzel”, Onur Koralp’in kısa hikayesinin türünü ve temelini doğrudan almaktadır. Tabi böyle bir türün içine girince ilham kaynaklarınız da bir hayli fazla oluyor. Özellikle de bizim gibi tür filmleri seven birileri olarak… Bilimkurgu türüne duyduğumuz ekstra sevgi de kendini en çok filmin görsel tasarımında gösterdi. Kostümlerde, Uzay Yolu’ndan esinlenirken mesela, Olağanüstü Hal Odası’nın tasarımında Dr. Strangelove etkisini görebilirsiniz.

Set süreciniz genel olarak nasıl geçti ve bu projede çalışırken karşılaştığınız en büyük zorluklar nelerdi?

İsmet: Biz filmi Danimarka’da çektik. İki sebeple. Birincisi oradan küçük bir fon almıştık; kamera, ışık gibi malzemelere para vermeyecektik. Ayrıca filmde olayların geçtiği Büyük Türk Devleti’nin gelecek tasviri için Kopenhag’daki gelecekten fırlamış gibi duran binaları kullanmak istiyorduk. Filmi orada çekince ekibimizi Danimarkalı sinemacılardan oluşturduk ve paramız çok sınırlı olduğu için ekibin çok küçük olması gerekti. Danimarkalı ekiple çalışmak ilginçti, ama sadece ama birkaç departmana erişimimiz vardı. Prodüksiyon ekibi ve set ekibimiz yoktu. Bu alanlardaki bütün işleri Kaan ve ben üstlendik ve çok yorulduk. Feci bir yorgunluktan bahsediyorum ama! İkinci büyük zorluk da post prodüksiyon aşamasında yaşandı. Bütün paramızı harcamıştık ve post için kaynağımız kalmamıştı, bir sürü efektli sahnemiz vardı. Filmin ortağı ve post prodüksiyon süpervizörü Kerem Cengil pek çok şeyi kendi bilgisayarında yaptı ve bazı planları da çeşitli post şirketlerine paylaştırıp onlardan birer ikişer plan yapmalarının rica ettik. Herkes çok yardımcı oldu ve filmi bitirebildik.

Filminizin izleyici üzerindeki etkisiyle ilgili olarak, sizin için en önemli geri bildirimler neler oldu ?

Kaan: Bu film konu olarak özel bir film. O nedenle internetteki yorumlardan anladığımız kadarı ile ya hiç beğenilmeme ya da çok beğenilme arasında gidip gelen bir film. Fakat bu geri dönüş aslında filmin dijital olarak gösteriminden sonra asıl ortaya daha gözle görünür bir şekilde ortaya çıktı. Biz bu filmi 2015’in sonunda çekip 2017’in başında bitirmiştik. Ve malum yasal konulardan dolayı da film aslında Aralık 2023’e kadar doğru düzgün seyirci ile buluşmamıştı. O nedenle uzun süre boyunca çok da belirgin bir geri bildirim almadık. Buna rağmen o süreçte bizim için en anlamlı geri dönüş belki de filmin torrente düşmesiydi. Kısa bir Türk filminin, bir çeşit kült statüsüne ulaşıp korsan olarak belli bir kesim tarafından paylaşılıp izlenmesinden ilginç bir şekilde gurur duyduğumuzu söyleyebiliriz.

Filmdeki karakterlerin yaratılmasında hangi unsurlar sizi etkiledi ve bu karakterleri canlandırırken hangi yöntemleri kullandınız?

İsmet: Ana Karakterlerin hepsi Onur’un kısa hikayesinde vardı. Biz sadece doğru oyuncuları seçmeye çalıştık ve karakter yaratma tarafını tamamen onlara bıraktık.

The Last Schnitzel’den aldığınız ilhamla, gelecekte hangi tür projeler üzerinde çalışmayı düşünüyorsunuz?

Kaan: Tür projeleri aslında bizim en çok ilgilendiğimiz projeler. Çünkü tür sineması, resmi olmasada, bazı kurallar çerçevesinde yapılan bir sinema. Çünkü zaten bir türü, tür yapan aslında o ‘kurallar’ oluyor. Bizi de en çok heyecanlandıran projeler bir türün kurallarını eğebildiğimiz ve hatta bazen yeniden yazabildiğimiz projeler oluyor. Bunu da başarılı bir şekilde yapabilirsek eğer hem seyirciyi ile ‘ana akım’ dilinin verdiği avantaj ile iletişim kurarken hem de yeniden tanımladığımız tür ile aslında bir şekilde alışılagelmiş ‘ana akım’ filmlerinden de kendimizi ayırabiliyoruz.

Filminizde, geleceğin dünyasını ve kabine sistemini izlerken, kadın bakanların olmaması dikkat çekici bir detay olarak öne çıkıyor. Bu durum, senaryo sürecinde organik olarak mı gelişti, yoksa bu, toplumsal cinsiyet rolleri ve politik temsiliyet konularında bilinçli bir eleştiri mi sunuyor?

İsmet: Kısa hikayede kabine üyeleri detaylandırılmamıştı, sanıyorum kısaca kabine ifadesi geçiyordu o kadar. Kaan ve ben, hayali ülkenin geleceğinde kadın bakanların olmadığını göstererek bir eleştiri yapmak istedik elbette.

Filminizdeki açık anlatım tarzı göze çarpıyor. Eğer filmi 10 yıl önce çektiğinizi düşünürsek, karakterlerin bu kadar çok konuşmasını tercih eder miydiniz, yoksa izleyicinin hayal gücünü daha fazla kullanabilmesi için bazı diyalogları daha metaforik bir anlatımla mı bırakırdınız?

Kaan: Sizin de belirttiğiniz gibi filmi çekeli neredeyse 10 sene oluyor. Biz de aslında filmi en son yaklaşık 5-6 sene önce izlemiştik. İlginçtir ki insan kendi yaptığı filmi bile unutabiliyor. Ya da en azından bu bizim için böyle oldu. Komik ama gerçek. Filmi o kadar sene sonra izleyince açıkçası ana karakterin kafa sesleri bize itici gelmedi desek yalan söylemiş oluruz. Fakat 10 sene önce senaryoyu yazarken onları doğrudan filmin uyarlandığı kısa hikayeden alarak eklediğimizi hatırlıyorum. Bunu yaparken ki amacımız da hem hikayenin dilsel tonunu filme geçirebilmek hem de ana karakterin kişiliğinin tanımlamasını basit ve hızlı bir şekilde yapmaktı. Fakat bugün bu filmi yeniden çeksek atacağımız ilk şeyler onlar olur herhalde. Ayrıca ister istemez değişen izleme kültürü ile de alakalı olarak filmin kurgusu hem biraz ağır geldi hem de uzunluk açısından da biraz kısalabilirmiş gibi hissettik. Öte yandan bu tür geri bakışlarda her sinemacı hatta her yaratıcı kişi aynı şeyi hissediyordur diye düşünüyoruz. Belki bundan 10 sene sonra baktığımızda burada yazdığımız yorumlara katılmayacağız. Çünkü biz de devamlı değişiyoruz. Ve bu da aslında bu işin bir parçası galiba.

İsmet Kurtuluş ve Kaan Arıcı ile gerçekleştirdiğimiz bu keyifli röportaj için teşekkür ederiz. İkilinin sinemadaki yaratıcı vizyonları ve projeleri hakkında bilgi sahibi olmak bizim için büyük bir zevkti. Türk sinemasının geleceği adına heyecan verici çalışmalarını takip etmeye devam edeceğiz!

Yağmur Naz Karakaya / info@refleksif.com

Devamını Oku

Sinema

HBO Max Mayıs takvimi belli oldu

HBO Max, mayıs ayında izleyicileri ekran başına kilitleyecek son derece iddialı ve geniş yelpazeli bir yayın takvimi açıkladı.

HBO Max, mayıs ayında izleyicileri ekran başına kilitleyecek son derece iddialı ve geniş yelpazeli bir yayın takvimi açıkladı. Türkiye gündemini sarsan çarpıcı olaylardan, kült animasyonların yeni sezonlarına ve dünyanın en prestijli spor etkinliklerine kadar uzanan bu zengin seçki, mayıs ayında evde eğlencenin sınırlarını yeniden çiziyor.

Türkiye’nin Konuştuğu Olay Ekranda: Palu Ailesi: Karanlık Sarmal

Bu ayın belgesel kategorisinde şüphesiz en çok dikkat çeken yapım, Türkiye’nin günlerce konuştuğu ve hafızalara kazınan bir vakayı merkeze alan “Palu Ailesi: Karanlık Sarmal” (8 Mayıs). Olayın perde arkasını çarpıcı detaylarla ele alan yapım, şimdiden büyük merak uyandırmış durumda. Belgesel seçkisinde ayrıca Kore popüler kültürünün derinliklerine inen “K-Everything”, kimliği belirsiz bir adamın gizemini çözen “The Many Lives of Benjamin Kyle” ve ABD erkek milli futbol takımının yolculuğunu anlatan “U.S. Against the World” gibi ufuk açıcı yapımlar da yer alıyor.

Kült Yapımlar ve Merakla Beklenen Yeni Diziler

Dizi tutkunları için mayıs ayı tam bir şölen! Absürt mizahı ve benzersiz bilim kurgu evreniyle bir fenomene dönüşen “Rick and Morty”, yeni sezonuyla 25 Mayıs’ta ekranlara dönüyor. Aksiyon yıldızı Jason Momoa’nın farklı kültürleri ve zanaatları keşfettiği sıra dışı yolculuğu “On the Roam” da yeni bölümleriyle maceraya devam ediyor. Yeraltı dünyasının karanlık kökenlerine inen “Gomorra – Origins” ve tarihi bir mücadeleyi ekrana taşıyan “Song of the Samurai”, ayın taze ve iddialı dizileri olarak öne çıkıyor.

Yıldızlar Geçidi, Klasikler ve Canavar Evreni

Film kütüphanesi de mayıs ayında dev yapımlara ev sahipliği yapıyor. Motor sporları efsanesinin hayatına odaklanan “Ferrari”, Oscar ödüllü gerilim “One Battle After Another” ve Jodie Foster’lı “A Private Life” sinema tutkunlarını bekliyor. Klasiklerden vazgeçemeyenler içinse Brad Pitt’li epik başyapıt “Troy”, korku sinemasının mihenk taşlarından “Friday the 13th” ve mitolojik görsel şölen “Clash of the Titans” yayında olacak. Ayrıca dev canavar evreninin hayranları için özel olarak hazırlanan Godzilla & Kong Serisi seçkisi de tüm ihtişamıyla platformda yerini alıyor.

Canlı Spor Heyecanı ve Miniklere Özel İçerikler

Spor tutkunları mayıs ayında HBO Max’te nefeslerini tutacak. Dünyanın en önemli dört Grand Slam tenis turnuvasından biri olan Roland Garros (Fransa Açık), 18 Mayıs – 7 Haziran tarihleri arasında canlı yayınla kortların tozunu atarken; prestijli İtalya Bisiklet Turu da ay boyunca sporseverlerle buluşacak.

Çocuklar içinse sevilen evrenden yepyeni hikayeler sunan “The Regular Show: The Lost Tapes” ve minik izleyicilere eğlenceli bir öğrenme deneyimi vadeden “Baby Lemmings” mayıs seçkisinin renkli alternatifleri arasında yer alıyor.

Devamını Oku

Sinema

İBB Beyoğlu Sineması’nda Mayıs ayı dopdolu

İBB Beyoğlu Sineması, mayıs ayında da her yaştan sinemaseverin buluşma noktası olmaya devam ediyor.

İstanbul’da sinemanın kalbinin attığı en önemli mekanlardan biri olan İBB Beyoğlu Sineması, mayıs ayında da her yaştan sinemaseverin buluşma noktası olmaya devam ediyor. İBB Kültür tarafından özenle hazırlanan ve ay boyunca sürecek olan program kapsamında; bağımsız filmlerden belgesellere, çocuk animasyonlarından sinemanın mutfağına dair derinlikli söyleşilere kadar dopdolu ve tamamen ücretsiz bir takvim İstanbulluları bekliyor.

Çocuklara Özel Seçkiler ve Ustalara Saygı

Mayıs ayına renkli animasyon yapımı “Canavarcıklar” ile merhaba diyecek olan sinema, Çocuk Matinesi’nde minik izleyicileri “Of Pof Balık”, “Küçük Amélie” ve “Kovboy Çocuklar” gibi eğlenceli filmlerle buluşturacak.

Türk sinemasının kilometre taşlarından biri de bu ay Beyoğlu Sineması’nda anılacak. SİAMER işbirliğiyle düzenlenecek özel etkinlikte usta yönetmen Atıf Yılmaz anılırken; programın devamında yönetmen Orhan Eskiköy, “Ev” adlı filminin gösteriminin ardından izleyicilerle keyifli bir söyleşide bir araya gelecek.

Coen Kardeşler ve Bağımsız Sinemanın En İyileri

Kültür AŞ işbirliğiyle hazırlanan “Yakın Plan: Ethan Coen ve Joel Coen” seçkisi, usta ikilinin unutulmaz eserleri “İhtiyarlara Yer Yok” ve “İz Peşinde” filmlerini beyazperdeye taşıyor. Belgesel ve kısa film tutkunları için de BSB ve Canlandıranlar Derneği işbirlikleriyle zengin bir liste sunuluyor.

Bağımsız sinemanın öne çıkan isimleri de bu ayın odak noktalarından:

  • Erkan Tahhuşoğlu, SEYAP ve FİLMYÖN işbirliğiyle gösterilecek “Döngü” ve “Koridor” filmlerinin ardından izleyici sorularını yanıtlayacak.
  • BIFED işbirliğiyle gerçekleştirilecek gösterimlerde yönetmen Selen Çatalyürekli, “İkizköy’ün Hikâyesi” ve “Ölmez Ağacın Hikâyesi” üzerine konuşacak.
  • SETEM Buluşmaları kapsamında ise Rıza Kıraç, “Küçük Günahlar” filminin gösterimi sonrası sinemaseverlerle buluşacak.

Sinemanın Mutfağına Dair Derinlikli Sohbetler

Sadece film izlemekle kalmayıp sinemanın felsefesini ve üretim süreçlerini merak edenler için ay boyunca birbirinden değerli paneller düzenlenecek. TÜRSAV işbirliğiyle Ertem Eğilmez ve Engin Ayça belgeselleri eşliğinde Yeşilçam ve bağımsız sinema konuşulurken; Sinema TV Sendikası ile setlerdeki emek ve çalışma koşulları masaya yatırılacak. Ayrıca Altyazı Sinema Dergisi’nin değerli isimleri ve SİNESEN işbirliğiyle kurgudan cast süreçlerine kadar “Sinemayı Kim Çeker?” sorusuna yanıt aranacak.

Haftanın altı günü kapılarını ücretsiz olarak açan İBB Beyoğlu Sineması’nın bu zengin mayıs programının detaylarına ve ücretsiz bilet bilgilerine, sinemanın resmi sosyal medya hesapları üzerinden ulaşılabiliyor.

Devamını Oku

Copyright © 2022 Refleksif.com