Müzik
Bağımsız sahnenin yeni soluğu: Öykü Dörter türler arası geçişlerle ilk albümünü sunuyor
Öykü Dörter, müzikal kariyerinin en kapsamlı adımı olan dokuz şarkılık “Senden Önce Ben Kimdim” isimli ilk albümünü dinleyicilerle buluşturdu.
Bağımsız müziğin yükselen figürlerinden Öykü Dörter, müzikal kariyerinin en kapsamlı adımı olan dokuz şarkılık “Senden Önce Ben Kimdim” isimli ilk albümünü dinleyicilerle buluşturdu. Alternatif pop, R&B ve rock janrlarını modern bir potada eriten bu çalışma, türler arasındaki sınırları esneterek kendine özgü bir ses evreni kurguluyor. ONErpm dağıtımıyla yayımlanan albüm, sadece işitsel bir deneyim sunmakla kalmıyor, aynı zamanda bir ayrılığın ardından gelen bireysel kayboluş ve yeniden var oluş sancılarını merkeze alıyor. Doğu’nun mistik motifleri ile Batı’nın çağdaş prodüksiyon anlayışının iç içe geçtiği albümde, sanatçının güçlü vokal performansı dramatik ve katmanlı bir sound tasarımıyla destekleniyor.
İyileşme Yolculuğu ve Filtresiz Anlatım
Sanatçının kariyer başlangıcı için sembolik bir önem taşıyan bu albüm, bir ayrılık hikâyesinden ziyade bireyin kendi öz değeriyle girdiği içsel savaşı konu alıyor. Öykü Dörter, yazım sürecinde hikâyelerini filtresizce anlatmayı tercih ederken, bu sürecin bir “iyileşme yolculuğu” olduğunu vurguluyor. Müziğinde ticari kaygılardan uzak, özgür bir alan yaratan sanatçı, şarkıların ihtiyacına göre duygu odaklı bir rota izlediğini belirtiyor. Tamamen bağımsız bir sanatçı olarak prodüksiyondan söz yazarlığına kadar her aşamada kontrolü elinde bulunduran Dörter, kendi kurallarını koyduğu bu çalışmada her şarkıda kimliğini yeniden inşa ediyor.
“Mutlu Son”: Masallara ve Geleneksel Anlatıya Bir Meydan Okuma
Albümün odak noktası olarak belirlenen “Mutlu Son” isimli parça, alışılagelmiş toz pembe sonlara ve masalsı beklentilere karşı sert bir duruş sergiliyor. Hayatın her zaman beklendiği gibi bitmediğini, aksine hesaplaşmaların ve öfkenin bireyi bambaşka bir noktaya dönüştürdüğünü anlatan eserin söz ve bestesi Öykü Dörter ile Özgürcan Dursun imzası taşıyor. Prodüktör koltuğunda BHAN ve Öykü Dörter’in ortak vizyonu yer alırken, şarkının sinematografik dünyası “ozgurhuan” yönetmenliğinde kliplendirildi. Görüntü yönetmenliğinde Özgürcan, sanat yönetiminde Yasemin Gürkan Şişmanoğlu ve oyuncu kadrosunda Egemen Gür’ün katkılarıyla şekillenen görsel anlatı, şarkının barındırdığı kontrastları başarıyla ekrana taşıyor.
2026 Vizyonu ve Soul-Rock Ekseninde Yeni Projeler
Türkçe, İngilizce ve İspanyolca dillerine olan hakimiyetiyle çok kültürlü bir müzikal profil çizen Öykü Dörter, 2026 yılı için iddialı bir takvim planlıyor. Yılın ilk yarısında gerçekleştireceği konserler ve canlı kayıt projeleriyle performans gücünü sahneye taşımaya hazırlanan sanatçı, dinleyicilerine bir de sürpriz müjde veriyor. Bahar aylarından itibaren Soul-Rock ekseninde şekillenecek olan yeni EP çalışmasının hazırlıklarına şimdiden başlayan Dörter, müzikal rotasını daha sert ve köklü tınılara doğru kırmayı hedefliyor. “Senden Önce Ben Kimdim”, bu uzun soluklu yolculuğun sadece ilk ve en sağlam basamağı olarak dikkat çekiyor.
Müzik
Cansu: Bazen insan tam da kaybolduğu anlarda yönünü yeniden buluyor #röportaj
Cansu’yla “Pusula”nın “Pastel Melankoli” sonrası geldiği yeri, şarkının merkezindeki ikilemi, kaybolma ve yönünü yeniden bulma hâlini ve müziğinde kurduğu görsel dünyayı konuştuk.
7 şarkılık konsept albümü “Pastel Melankoli” ile kendi anlatı dünyasını kuran Cansu, yeni teklisi “Pusula” ile aşkın içindeki ihtimallere ve karar vermenin kolay olmadığı anlara odaklanıyor. Sözü ve müziği sanatçıya ait olan şarkı, yeniden bir şans vermekle vazgeçebilme cesareti arasında kalan bir kalbin hikâyesini anlatıyor. Cansu’yla “Pusula”nın “Pastel Melankoli” sonrası geldiği yeri, şarkının merkezindeki ikilemi, kaybolma ve yönünü yeniden bulma hâlini ve müziğinde kurduğu görsel dünyayı konuştuk.
“Pastel Melankoli”de kırılganlık, kabullenme ve kendini seçme hâli vardı. “Pusula” bu yolculuğun ardından nasıl bir yerden çıktı?
Pastel Melankoli konsept bir albümdü ve dediğiniz gibi içinde farklı duygular barındıran, akışında ilerleyen ve ayrılık sonrası kendini seçme hâliyle sonuçlanan bir hikâyeydi. “Pusula”yı biraz daha farklı bir duyguyla yazmış olsam da, aslında yine benzer duygular taşıyan bir şarkı oldu. Aşkın içindeki ihtimallere değindiğim; yeniden bir şans vermekle, o aşktan vazgeçebilme cesaretini aynı anda hissettiren bir şarkı.
“Pusula”da bitmiş bir aşkı geride bırakmakla ona yeniden şans vermek arasında kalan bir duygu var. Bu şarkıyı yazarken siz o duygunun daha çok hangi tarafındaydınız?
Sanırım tam ortasındaydım. İnsanın her şeyden önce kendiyle mutlu olabilmesi gerektiğine inanıyorum. O zaman yeniden denemeyi de, vazgeçebilmeyi de daha korkusuzca sorgulayabiliyorsun. Tabii burada sağlıksız bir ilişkiden bahsetmiyorum. Aksine, iki tarafın da birbirini sevdiği ama hayatın getirdiği başka zorluklar nedeniyle karar vermenin kolay olmadığı bir durumdan bahsediyorum. “Pusula” da tam olarak bu ikilemi anlatıyor.

Şarkının adı “Pusula” ama anlattığı yerde biraz kaybolmak da var. Sizce insan bazen yolunu bulmak için önce kaybolmak zorunda mı kalıyor?
Kaybolmanın da yolun bir parçası olduğuna inanıyorum. Öyle ya da böyle, her insanın ilişkilerinde daha önce hiç karşılaşmadığı sorularla yüzleştiği dönemler olabiliyor. Bence insanın dönüşebilmesi ve kendini daha iyi tanıyabilmesi de büyümenin en önemli parçalarından biri. Bazen doğru olduğuna inandığınız ya da sizi çıkmazda hissettiren bir duygu, zamanla hiç beklemediğiniz kapılar ve mucizeler açabiliyor. O yüzden ben kaybolmayı her zaman kötü bir şey olarak görmüyorum; bazen insan tam da o anlarda yönünü yeniden buluyor.
“Pastel Melankoli”de her şarkıyı ayrı bir oda gibi düşündüğünüzü söylemiştiniz. “Pusula” o evin içinde olsaydı, nasıl bir yerde dururdu?
Boşver Sevme Beni ile Gözyaşı Bulutu arasında olurdu sanırım. Çünkü “Boşver Sevme Beni”, vazgeçebilme cesaretini; “Gözyaşı Bulutu” ise o duygunun ardından gelen kabullenişi ve iyileşmeyi anlatıyor. “Pusula” ise tam ikisinin arasında duran bir şarkı.
Söz, beste ve görsel dünya tarafında kendi hikâyenizi kendiniz kuruyorsunuz. Bir şarkı yazarken onun görüntüsü, rengi ya da sahnesi de sizinle birlikte mi geliyor?
Bu değişebiliyor. Bazen yazarken o duyguyu hayal edip her şeyi ona göre şekillendiriyorum, bazen de şarkı tamamlandıktan sonra görüntüsü, rengi ve atmosferi kendiliğinden canlanıyor gözümde. Bence görsel dünya da hikâyenin önemli bir parçası. O atmosferi oluşturduğumda, dinleyenlerimin şarkıyla ve anlattığım hikâyeyle daha güçlü bir bağ kurabildiğini hissediyorum.
Müzik
Bahadır Tatlıöz ve Deeperise’tan yazın afro house bombası
Bahadır Tatlıöz, elektronik ve house müziğin küresel çaptaki başarılı prodüktörlerinden Deeperise ile güçlerini birleştirdi.
Türk pop müziğinin en üretken ve özgün şarkı yazarlarından Bahadır Tatlıöz, elektronik ve house müziğin küresel çaptaki başarılı prodüktörlerinden Deeperise ile güçlerini birleştirdi. Müzikseverlerin merakla beklediği bu heyecan verici iş birliğinin ürünü olan yepyeni single “Kerime”, Sony Music Türkiye etiketiyle dinleyicilerle buluştu.
Sıcak Melodiler ve Modern Afro House Ritimleri
İki usta sanatçının ortak vizyonu ve ortak fikriyle şekillenen “Kerime”, son dönemin en popüler müzik akımlarından Afro House altyapısı üzerine inşa ediliyor. Söz ve müziği tamamen Bahadır Tatlıöz’ün imzasını taşıyan eserin modern sound yapısı, düzenleme (aranje), mix ve mastering koltuğunda ise Deeperise’ın profesyonel dokunuşları yer alıyor. Akıcı ritmi ve kulaklarda hemen yer eden sıcak melodileriyle şarkı, yaz mevsiminin yüksek enerjisini doğrudan dinleyiciye aşılıyor.
Hem Dans Ettiren Hem de Duygusunu Geçiren Özel Bir Atmosfer
Bahadır Tatlıöz’ün samimi vokal tarzı ve hikaye anlatımındaki ustalığı, Deeperise’ın dinamik ve özgün prodüksiyon yaklaşımıyla kusursuz bir uyum yakalıyor. Ortaya çıkan bu sinerji, ritmiyle kitleleri dans ettirirken bir yandan da hissettirdiği duygusal derinlikle dinleyiciyi içine çeken sıcacık bir atmosfer yaratıyor.
