Müzik
Barlas Erinç kendi repertuvarını yeniden yorumluyor
Barlas Erinç, kariyerinin farklı dönemlerine ait şarkıları modern bir perspektifle yeniden ele aldığı “Bir de Böyle” albümünü dinleyiciyle buluşturdu.
Türk rock müziğinin deneyimli kalemlerinden Barlas Erinç, kariyerinin farklı dönemlerine ait şarkıları modern bir perspektifle yeniden ele aldığı “Bir de Böyle” albümünü dinleyiciyle buluşturdu. 2645 Records etiketiyle yayımlanan çalışma, sanatçının geçmiş üretimlerini bugünün estetik anlayışıyla harmanlayarak cesur bir yeniden okuma sunuyor.
Nostaljinin Ötesinde: Cesur Bir Yeniden Okuma
“Bir de Böyle”, klasik bir “best of” ya da nostalji albümü olmanın ötesinde, şarkıların zaman içinde değişen ifade biçimlerini ve duygu katmanlarını görünür kılmayı hedefliyor. Şarkılar, ilk hallerindeki duygusal çekirdeği korurken; yeni düzenlemelerle birlikte bambaşka anlam alanları kazanıyor. Barlas, bu projeyle kendi şarkılarına dışarıdan bir gözle bakmayı önerirken, üretimin sürekliliğini ve dönüşümünü merkeze alıyor.
Yapay Zeka (AI) ve Şiirle Derinleşen Anlatı
Albümün prodüksiyon sürecinde dikkat çeken en önemli yeniliklerden biri, kadın vokal performanslarında yapay zeka (AI) teknolojisinin kullanılması oldu. Bu teknolojik dokunuş, albümün ses dünyasına dijital ve farklı bir boyut katarken; şarkıların zamansızlığını da pekiştiriyor. Albümdeki düzenlemeler Abdullah Özdoğan ve Barlas Erinç imzası taşıyor. Ayrıca Abdullah Özdoğan’ın şiirsel katkıları, albümün anlatı derinliğini genişleterek dinleyiciyi daha katmanlı bir ses evrenine davet ediyor.
Dijital Platformlarda Yerini Aldı
2645 Records aracılığıyla tüm dijital mecralarda yayımlanan “Bir de Böyle”, aynı zamanda görsel içerikleri ve video çalışmalarıyla da destekleniyor. Barlas Erinç, bu çalışmasıyla müzikal geçmişiyle bugünü aynı çizgide buluştururken, dinleyicilere tanıdık şarkıları “bir de böyle” dinleme fırsatı sunuyor.
Müzik
Suzet: Bu şarkı benden çıktı ve kendi hayatına başladı #röportaj
Suzet’le “Müstesna”nın bu yolculuktaki yerini, şarkının dinleyicide hangi anlara eşlik etmesini istediğini, müzikte sınırlarla kurduğu ilişkiyi konuştuk.
Latin ritimleriyle Türk ezgilerini bir araya getiren Suzet, 18. single’ı “Müstesna” ile dinleyiciyle buluştu. 2021’den bu yana bağımsız müzikal yolculuğunu sürdüren sanatçı, yeni şarkısında yaz hissini, kültürel renkleri ve içsel bir özgüveni aynı hatta taşıyor.
Suzet’le “Müstesna”nın bu yolculuktaki yerini, şarkının dinleyicide hangi anlara eşlik etmesini istediğini, müzikte sınırlarla kurduğu ilişkiyi konuştuk.
2021’den bu yana kendi yolunuzu adım adım kuran bir sanatçısınız. “Müstesna” bu yolculuğun neresinde duruyor?
“Müstesna”, benim için bir varış noktası değil ama yol boyunca dönüp baktığımda gülümseyeceğim bir durak gibi. Son birkaç yılda hem müzikal hem de kişisel olarak çok şey öğrendim. Ne yapmak istediğim kadar ne yapmak istemediğimi de keşfettim. Bu şarkı biraz da o özgüvenin sonucu. Kendini kanıtlama telaşından çok, kendi sesine güvenmenin, içindeki coşkuyu her seferinde bir üst seviyeye taşıyarak dışarı aktarmanın şarkısı diyebilirim.
“Müstesna” yaz sezonuna denk gelen hareketli bir şarkı. Siz bu parçayı dinleyicinin en çok hangi anında hayal ediyorsunuz?
Bir gün batımında… Ama o klasik kartpostal görüntüsünden bahsetmiyorum. Daha çok sevdiği insanlarla bir masada otururken, bir yolculukta camdan dışarı bakarken ya da uzun zamandır ilk kez gerçekten iyi hissettiği bir anda. Bazen bir şarkı dans ettirir, bazen de insanın içini hafifletir. Ben “Müstesna”yı biraz ikinci yerde görüyorum. Aslında kimseye bir şey ispatlama telaşında olmadan; o doğal kendine güvenin, öz benliğinden mutlu ve gururlu olmanın bir ifadesi olarak görüyorum.
Şarkıda Latin ritimleri, Türk ezgileri ve oriental dokular bir araya geliyor. Stüdyoda “tamam, artık oldu” dediğiniz hangi andı?
Şarkının teknik olarak tamamlandığı an değil aslında. Bir gün arabada dinlerken kendimi fark etmeden eşlik ederken yakaladım. O an şunu düşündüm: “Tamam, artık bu şarkı benden çıktı ve kendi hayatına başladı.” Benim için bir işin tamamlandığını hissettiren an genellikle o oluyor.
18 single yayımladıktan sonra şarkı seçerken insan nasıl hissediyor? Bugün bir parçaya “evet” demenizi sağlayan şey ne?
Galiba yıllar geçtikçe heyecan daha önemli hâle geliyor. Eskiden bir şarkının doğru olup olmadığını daha çok düşünürdüm, şimdi ise bana bir şey hissettirip hissettirmediğine bakıyorum. Eğer üzerinden zaman geçmesine rağmen dönüp tekrar dinlemek istiyorsam, o şarkıda bir şey vardır. Bugün bir parçaya “evet” dedirten şey biraz da o merak duygusu: Beni hâlâ heyecanlandırabiliyor mu?
Bu şarkı yeni işleriniz için bir yön gösteriyor mu, yoksa tek başına özel bir yerde mi duruyor?
Aslında ikisi de. Kendi başına özel bir yerde duruyor çünkü içinde çok sevdiğim farklı kültürel renkler var. Ama aynı zamanda bana yeni kapılar açtı. Müzikte sınırların bazen düşündüğümüz kadar katı olmadığını hatırlattı. Bundan sonraki işlerde de bu özgürlüğü korumak istiyorum.
Müzik
Şair Ceketli Çocuk Harbiye’de anıldı: Kazım Koyuncu aramızdan ayrılışının 21. yılında unutulmadı
Karadeniz müziğinin efsane ismi ve aktivist Kazım Koyuncu, vefatının 21. yılında da unutulmadı.
Genç yaşta aramızdan ayrılarak tüm Türkiye’yi derin bir yasa boğan, Karadeniz müziğinin efsane ismi ve aktivist Kazım Koyuncu, vefatının 21. yılında da unutulmadı. Sanatçının ölümsüz eserleri ve hatırası, Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nu hınca hınç dolduran binlerce İstanbullunun katılımıyla gerçekleşen muhteşem bir anma konseriyle yad edildi.
İBB Kültür Prodüksiyonuyla Sanat, Mücadele ve Sevgi Bir Arada
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı (İBB Kültür) prodüksiyonuyla 19 Haziran akşamı düzenlenen “Kazım’a Şarkılar Söylüyoruz” konseri, sadece müzikal bir şölen olmanın ötesine geçti. Karadeniz müziğinin “Şair Ceketli Çocuk” lakaplı sanatçısının duruşu, insan sevgisi ve doğa mücadelesinin de anıldığı gecede; Kazım Koyuncu’nun kendi anlatımları, özel aile arşivinden görüntüler ve hayatından kesitler dev ekranlara yansıtılarak seyircilere duygu dolu anlar yaşattı.
Gecenin Sunumu Berkay Ateş ve Seda Türkmen’den, Orkestra Murat Çorak’a Emanet
Sinema ve tiyatro dünyasının başarılı isimleri Berkay Ateş ve Seda Türkmen’in zarafet dolu sunumuyla renklenen gecede, müzikal koordinasyon ve orkestra şefliği usta müzisyen Murat Çorak tarafından üstlenildi. Kazım Koyuncu’nun hafızalara kazınan ve nesilden nesle aktarılan şarkıları, onun özgün çok sesli müzik anlayışına sadık kalınarak yeniden yorumlandı.
Efsane İsimler Kazım İçin Aynı Sahnede
Harbiye Açık Hava sahnesi, Kazım Koyuncu’nun dostlarını, yol arkadaşlarını ve onun müziğinden beslenen yeni nesil sanatçıları bir araya getirdi. Konserde; Şevval Sam, Niyazi Koyuncu, Cahit Berkay, Selçuk Balcı, Emrah Karaca, İlknur Yakupoğlu, Erdal Bayrakoğlu, Erdal Güney, Erdoğan Emir, Aydoğan Topal, Yasemin Göksu, Peradi Ensemble ve sanatçının memleketinden gelen Hopa Kent Orkestrası sahne aldı.
Açık havayı dolduran binlerce kişinin her bir şarkıya dev bir koro halinde, gözyaşları ve alkışlarla eşlik ettiği bu tarihi vefa gecesinde, Kazım Koyuncu’nun sesi ve düşünceleri İstanbul semalarında bir kez daha gür bir şekilde yankılandı.
