Müzik
İlhamın bitmeyen döngüsü: Nihan Belgin #röportaj
Kariyerine sinema ve müzik dünyasında yön veren yetenekli sanatçı Nihan Belgin ile müzik serüveninin başlangıcından, ilham kaynaklarına ve sanatsal üretim sürecine dair samimi bir sohbet gerçekleştirdik.
Kariyerine sinema ve müzik dünyasında yön veren yetenekli sanatçı Nihan Belgin ile müzik serüveninin başlangıcından, ilham kaynaklarına ve sanatsal üretim sürecine dair samimi bir sohbet gerçekleştirdik. Nihan Belgin, çocukluk yıllarından itibaren müzikle olan bağını, müziğin ve mitolojinin kendisine nasıl ilham verdiğini ve çok yönlü sanat anlayışını nasıl beslediğini anlattı.
Müzik kariyerinize nasıl başladınız? İlk adımlarınız nelerdi?
Kariyer olarak müziğe ilk teklim Zeus Çok Kızgın’ın yayınlayarak başladım. Fakat müzikle ilişkim çocukluk yıllarında başladı. Önce meraklı bir dinleyici olarak sonrasında da enstrumanlara ilgi duyarak ve vokal yapmaya çalışarak devam etti. Pera Güzel Sanatlar’da klasik gitar ve solfej, opera sanatçısı Yıldız Tunbul’dan şan eğitimi aldım. Sonra uzun yıllar sinema kariyerim devam ederken zaman zaman grup kurmak vs gibi müzik projeleri üzerine uğraştım fakat nihayete erdiremedim. Böylece kendime solo bir yol çizmeye karar vermemle ilk teklimi yayınladım.
Yeni bir şarkı yazarken ilham kaynaklarınız nelerdir?
Okuduklarım, izlediklerim ve insan halleri üzerinden psikoloji bana ilham veriyor. Müziğin kendisi zaten büyük ilham kaynağım. Film yaparken, senaryo yazarken, sette sahneye hazırlanırken müzik hep benimle… Bir de bazı şarkılarımdan anlaşıldığı gibi mitoloji de bana ilham veriyor.
Şu ana kadar yayınladığınız şarkılardan en çok hangisini seviyorsunuz? Sizin için o şarkının anlamı nedir?
Gerçekten hepsinin yeri ayrı bende. Çünkü hepsi hayatımın bir dönemini ve o dönemdeki beni temsil ediyor. Ama ilk göz ağrılarım Zeus ve Jüpiter’in bana kattıkları çok değerli…
Sizi etkileyen müzik türleri nelerdir ?
Henüz daha bebekken ve çocukluk yıllarımda babam sayesinde klasik müzik ve rock müzikle tanışmış oldum. İki türü de hala severek dinliyorum. Ama beni kalbimden vuran tür uzun yıllar boyunca rock müzik ve onun birçok alt türü oldu. O nedenle hala ilk sırayı alır. Daha sonraki yıllarda elektronik ve synth-wave türlerine ilgim arttı.
“Ayık Olmak İstemem” parçasının ilham kaynağı nedir? Bu şarkıyı yazarken aklınızda nasıl bir hikaye veya duygu vardı? Ya da sizi bu parçayı yazmaya iten durum, hikaye neydi ?
Aylar önce yine hayat koşturmasından yorgun düştüğüm bir gece kafamda dönen sorularla başladı hikaye. Biz neyin peşindeyiz? Neyi arıyoruz? gibi sorular kafamdan geçerken aniden bir iki satır not almıştım. Sonraki günlerde o satırlar yavaş yavaş beni çağırdı. Günbegün satırlar satırları izledi. Duyduğumuz haberler ve yaşadığımız koşullar üzerinden bir iç döküş şeklinde ayık olmak istemiyorum diye haykırmak geliyordu içimden… Bu esnada trenle Uçan Süpürge Film Festivali’ne gittim. Fakat kafamda bu şarkı vardı ve ikinci verse kısmını henüz yazmamıştım. Tren yolculuğunun sonlarına doğru elimde telefon bir şeyler mırıldanıyordum, bilinç dışı bir andı. Sanki sözler ve melodi kendiliğinden dökülüyordu. Otele vardığımda hemen not alıp prozodiyi oturtmaya çalıştım. Sonrasında hızlıca finalize ettim şarkıyı.
Şarkıda insan ruhunun bitmek bilmeyen arayışından bahsediyorsunuz. Bu arayış sizce hayatta neyi temsil ediyor? İnsan ruhu sizce neyin arayışında daha doğrusu sizin ruhunuzun arayışı ne üstüne?
Açıkçası buna net bir cevabım yok, adı üstünde arayış… Hayata ve varlığımıza bir anlam katma çabası. Fakat sonu olduğunu düşünmüyorum. Yani nefes aldığımız sürece devam edecek bir şey gibi geliyor. Benim ruhum için de bu arayış tam olarak nedir? Nereye varır? Gerçekten bir bilinmezlik. Kendimle ilgili emin olduğum şey üretmek ruhuma iyi geliyor.
Şarkının dinleyiciyi rüya ve gerçeklik arasında bir yolculuğa çıkardığını söylüyorsunuz. Bu tema sizin hayatınızda nasıl bir yere sahip?
Günümüzde her ne kadar uyaranlar çok fazla olsa da gündüz düşü hala beni içine çeken bir olgu. Gerçekliklere tek boyutlu ve ezberden bakmak bana aşırı sıkıcı geliyor. Kişiler, olaylar ve doğayla ilgili derinleşmek için bir hayal dünyası yaratmak benim için bir nefes alanı. Hatta bazen keşke herkes arada kendi gerçekliğinin dışına çıkabilse diye düşünüyorum. Yani aslında bu tema bir haliyle benim yaşam ve üretim şeklim diyebilirim.
“Ayık Olmak İstemem” parçası, hayatta aradığımız şeylere çabalamayı bıraktığımızda ulaşabileceğimiz fikrini savunuyor. Bu mesajı biraz daha açabilir misiniz? Bu paradoksun arayış kısmına sıkışıp kalmış insanlar için önereceğiniz bir şey var mı?
Öneri değil de, benim deneyimlerim üzerinden fikrimi paylaşayım. Bir amaç veya istek uğruna yol yürürken hepimiz engellerle karşılaşıyoruz. Bunlara fazla direnç göstermenin faydası olmadığını düşünüyorum. Tabii ki çözüm varsa onu bulmak lazım ama çözülemiyorsa o durumu hayata, zamana bırakmak… Gerçekten de bıraktıklarımızın gelip bizi bulacağına inanıyorum ve bunu yaşıyorum.
Erkin Koray’ın “Çöpçüler” parçasını coverlama fikri nasıl ortaya çıktı? Bu covera yaklaşımınız nasıl oldu?
Cover yapma fikri aklıma gelip gidiyordu. Eşim, dostum da bu konuda çok ısrarcıydı 🙂 Fakat hep öteledim çünkü tam içime sinen parçayı bulamıyordum. Erkin Koray/Çöpçüler fikri doğduğunda süreç çok hızlı gelişti. Ben şarkıyı mırıldanmaya başladığımda kafamda aranjeyle ilgili düşünceler oluştu ve prodüktörüm Yiğit’le (Keven) aynı fikirlerde buluştuk. Nasıl bir aranje olacağı da sürpriz olsun.
Multidisipliner bir sanatçı olarak, farklı alanlardaki üretimleriniz müzikal çalışmalarınıza nasıl yansıyor? Bu farklı disiplinler arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz? Hangi alanda çalışırken daha ‘’kendiniz gibi’’ hissediyorsunuz ?
20 yılı aşkın süredir sinema sektöründeyim. Birçok film yazdım, çektim. Ayrıca oyunculuk, kurgu vs gibi her alanda var olmak benim için sinemayı 360 derece görmek gibi bir şey. O nedenle film yapmak her ne kadar zor olsa da sette ve postta evimde gibiyim. Müzik dediğim gibi; film kurgusunda, senaryo yazarken, sette sahneyi düşünürken benim için ilham kaynağı. Son yıllarda müziğimi yayınlamak, artık profesyonel bir yere taşımak benim için heyecan verici ve üretirken kendimi daha özgür hissettiğim bir alan halini aldı. O yüzden şu sıralar müziğe ağırlık verdim. Ama şarkı yazarken film fikirleri de kafamda dolaşıyor. Bir süre sonra yeni bir senaryoya başlamak istiyorum. Bu süreçte farkettiğim şey sanatın her dalı benim için ayrı bir ilham kaynağı. Çok yönlülüğüm beni gerçekten besliyor.
Parçanın temasında hayatta aradığımız şeylere çabalamayı bıraktığımızda ulaşabileceğimiz fikri var. Peki, sizce gerçekten aradığımız şeye ulaştığımızda bu arayış sona eriyor mu, yoksa yeni arayışlar mı başlıyor?
Bence aradıklarımıza, hedeflerimize ulaştıkça yenilerini belirleyeceğiz yani bu sonsuz bir döngü aslında… O yüzden arada durup başarılarımızı kutlamalıyız!
Gelecekteki projelerinizde dinleyicileriniz ne tür yenilikler bekleyebilir?
Dinleyici olarak yeni müzikler keşfetmeye, konserlerde bambaşka dünyalara gitmeye bayılıyorum. Bunlar da mutlaka müziğime yansıyor. Ben sınırlar belirlemeden sevdiğim müziği yapmaya ve dertlerimi anlatmaya devam edeceğim. Açıkçası müziğin kendisi söylüyor bana ne yapmam gerektiğini…
Sena Yağar / info@refleksif.com
Müzik
Tekir’den sokak ruhunu ateşleyecek yeni EP: Oynak Bişiyler
Tekir, merakla beklenen 5 şarkılık yeni EP çalışması “Oynak Bişiyler”i dinleyicileriyle buluşturdu.
Modern pop, arabesk ve Roman tınılarını kendine has tarzıyla harmanlayarak müzik dünyasında fark yaratan Tekir, merakla beklenen 5 şarkılık yeni EP çalışması “Oynak Bişiyler”i dinleyicileriyle buluşturdu. Yenilikçi tavrıyla dikkat çeken sanatçı, bu kez geleneksel Roman müziği motiflerini modern prodüksiyon dokunuşlarıyla birleştirerek sokak enerjisini dijital platformlara taşıyor.
Sokak Kültürü ve Modern Sound’un Kusursuz Uyumu
“Oynak Bişiyler”, Roman havaları ve Tallava etkisinin merkezde olduğu, ritmi yüksek bir çalışma olarak öne çıkıyor. Albümdeki şarkılar; kimi zaman dinleyiciyi coşkulu bir mahalle düğününün tam ortasına götürürken, kimi zaman samimi ve içten bir aşk hikâyesinin derinliklerine ortak ediyor.
Odak Şarkı “ABO” ile Yüksek Enerji
EP’nin lokomotif şarkısı olan “ABO”, coşkulu yapısı ve akılda kalıcı nakaratıyla Tekir’in karakteristik vokal tarzını en net haliyle yansıtıyor. Hem sokak kültürünü hem de modern müzik dinamiklerini bünyesinde barındıran parça, kısa sürede listelerin favorisi olmaya aday.
Tek Kişilik Dev Dev Orkestra: Tekir (TKR)
EP’de yer alan ABO, Hiç Hiçine, Be Baby, Çözemezler ve Sen Oyna Gülüm şarkılarının tüm söz ve müzikleri Tekir’in kendi imzasını taşıyor. Projenin en dikkat çekici özelliği ise Tekir’in, TKR mahlasıyla albümün düzenlemelerini ve prodüktörlüğünü üstlenmiş olması. Sanatçı, albümdeki tüm enstrümanları bizzat kendisi çalarak müzikal yetkinliğini bir kez daha kanıtlıyor.
Tekir’in gelenekselle moderni buluşturan yeni EP çalışması “Oynak Bişiyler”, ONErpm dağıtımıyla tüm dijital platformlarda ve YouTube’da müzikseverleri bekliyor.
Müzik
Fettah Can’dan Bostancı’da senfonik şölen: “Yalanlar Cumhuriyeti”nde Cansu Kurtcu sürprizi
Fettah Can, Bostancı Gösteri Merkezi’nde gerçekleştirdiği muhteşem konserle İstanbullu müzikseverlere hafızalardan silinmeyecek bir gece yaşattı.
Türk pop müziğinin en güçlü ve sevilen yorumcularından Fettah Can, Bostancı Gösteri Merkezi’nde gerçekleştirdiği muhteşem konserle İstanbullu müzikseverlere hafızalardan silinmeyecek bir gece yaşattı. Yıllardır dillerden düşmeyen hit şarkılarını bu kez senfonik dokunuşlar ve eşsiz bir orkestra eşliğinde seslendiren sanatçı, sahne performansıyla büyük beğeni topladı.
Geniş Repertuvar ve Zengin Müzikal Derinlik
Özenle hazırlanan geniş repertuvarıyla sahneye çıkan Fettah Can, kariyerinin en sevilen parçalarını arka arkaya seslendirirken, dev salondaki coşku her şarkıda katlanarak arttı. Alışılmışın dışındaki senfonik düzenlemelerin getirdiği müzikal derinlik ve sanatçının sahne hakimiyeti geceye damgasını vurdu. Performansı boyunca izleyicilerle güçlü ve samimi bir bağ kuran Fettah Can, İstanbullu dinleyicilerine çok özel anlar sundu.
Gecenin Sürprizi: Cansu Kurtcu ile Düet
Konserin en çok alkış alan ve dikkat çeken anlarından biri ise gecenin sürpriziydi. Başarılı sanatçı Cansu Kurtcu’nun sahneye konuk olmasıyla salondaki heyecan zirveye ulaştı. İkili, sevilen hit parça “Yalanlar Cumhuriyeti”ni dev orkestra eşliğinde birlikte seslendirerek izleyicilere gerçek bir müzik ziyafeti sundu.
Senfonik Turne Farklı Şehirlere Taşınıyor
Bostancı Gösteri Merkezi’nde biletleri tamamen tükenen ve kapalı gişe gerçekleşen bu unutulmaz konserin ardından, projeye olan yoğun talep hız kesmiyor. Fettah Can’ın popüler kültürün sevilen eserlerini senfonik altyapılarla sahneye taşıdığı bu özel konser serisi, İstanbul’da yakalanan bu güçlü atmosferin ardından önümüzdeki dönemde Türkiye’nin farklı şehirlerinde de müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.
