Bizimle İletişime Geçin

Sinema

MUBI kasım seçkisinin öne çıkan filmleri!

MUBI’de kasım ayında sinemanın efsaneleri ve yeni sesleri bir arada olacak.

Elizabeth Sankey’nin kişisel deneyimlerini tarihi gerçeklerle harmanladığı etkileyici belgeseli “Cadılar”, 4K kalitesinde restore edilmiş kopyasıyla Tunç Başaran’ın duygusal hafızamızda derin iz bırakan klasiği “Uçurtmayı Vurmasınlar”, Çağıl Bocut’un Altın Koza’dan ödülle dönen kısa filmi “Her Gün Biraz Daha Kolay”, Sally Potter’ın cesur ve büyüleyici Virginia Woolf uyarlaması “Orlando”, Serhat Karaaslan’ın bol ödüllü ilk uzun metrajlı filmi “Görülmüştür”, Yasemin Alkaya’nın topluma ve insan doğasına ayna tutan sarsıcı filmi “Yaşam Arsızı” ve çok daha fazlası sinemaseverlerin beğenisine sunuluyor.

Orlando
(Sally Potter, 1992)

Virginia Woolf’un “filme çekilemez” denilen kitabı “Orlando”nun Sally Potter imzalı cesur uyarlaması, bir yandan İngiliz tarihine yüzyıllar süren keskin bir yolculuk sunarken öte yandan etkileyici bir aşk hikayesi anlatıyor. Zamana meydan okuyan bu büyüleyici film, kimlik ve toplumsal cinsiyet temalarını ustalıkla ele alıyor.

Görülmüştür
(Serhat Karaaslan, 2019)

Serhat Karaaslan’ın, yurtiçi ve yurtdışı birçok festivalden ödülle dönen ilk uzun metrajlı filmi “Görülmüştür”, MUBI’de ilk defa izleyiciyle buluşacak. Film, cezaevinde hükümlülere gelen mektupları okumakla görevli bir ceza memurunun yaşadığı içsel çatışmayı ele alırken, gözetim ve mahremiyet sınırlarını sorguluyor.

Sondan Sonra/The End We Start From
(Mahalia Belo, 2023)
Mahalia Belo ve Alice Birch’in, Megan Hunter’ın kıyamet temalı romanından uyarladığı bu etkileyici hayatta kalma hikayesi, Jodie Comer’ın olağanüstü performansıyla güçleniyor. Dünya prömiyerini 2023 Toronto Film Festivali’nde yapan film, Londra’nın sular altında kaldığı büyük bir felaket sırasında yeni doğan bebeğiyle hayatta kalmaya çalışan bir annenin mücadelesini anlatıyor.

Her Gün Biraz Daha Kolay
(Çağıl Bocut, 2024)

31. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’nde En İyi Kısa Film Ödülü’nü kazanan Çağıl Bocut imzalı Her Gün Biraz Daha Kolay, yıllardır bölgesel yüzme takımı yarışlarına katılmaya hazırlanan Cemre’nin hikayesi. Yaşam ve ölüm arasındaki ince çizgiyi ele alan film, sıradan hayatın içinde varoluşsal bir yolculuk sunuyor.

Elmas Adası/Diamond Island
(Davy Chou, 2018)
Kamboçya asıllı Fransız yönetmen Davy Chou’nun dört ayda çektiği Elmas Adası, prömiyerini gerçekleştirdiği 69. Cannes Film Festivali’nde SACD Ödülü’nü kazandı. Ülkenin hızlı dönüşümünü gençlerin gözünden ele alan film, modernleşen Kamboçya’da büyük hayallerle yola çıkan bir gencin umut ve hayal kırıklıklarıyla dolu serüveni.

Yaşam Arsızı
(Yasemin Alkaya, 2008)
İlk kez MUBI’de geniş kitlelerle buluşacak olan belgesel, yönetmenin çocukluk arkadaşı Elif Çağlayan’ın ve kardeşlerinin hikayesini anlatan sarsıcı bir dram. Şizofreni hastalarının, bakıma muhtaçların çaresizliğini haykıran film, insan doğasının acımasızlığını ve toplumsal çürümeyi tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Işık Yılları/Light Years
(Manuel Abramovich, 2017)

Prömiyerini Venedik Film Festivali’nde yapan “Işık Yılları”, Lucrecia Martel’in dördüncü uzun metrajlı filmi “Zama”yı çekerken yaşadıklarını konu alıyor. Sanatçının samimi bir portresini ortaya koyan yapım, film yapımcılığının gizemli, çılgın, eğlenceli ve sinir bozucu aşamalarını tasvir ediyor.

Yaşar Kemal Efsanesi
(Aydın Orak, 2018)

“Yaşar Kemal Efsanesi”, yönetmenin “Sabırsızlık Zamanı”, “Asasız Musa” ve “Daha İyi Yenil” adlı filmleriyle birlikte kasım ayında MUBI’de izleyiciyle buluşacak. Usta yazarın daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış arşiv görüntülerine, yüzlerce saatlik ses kayıtlarına ve binlerce sayfalık dokümana dayanan belgesel, Yaşar Kemal’in edebiyatının ötesine geçerek siyasi yaşamına ve Türkiye’ye dair kaygılarına vurgu yapıyor.

Sinema

Ferdi Özbeğen’in hayatı film oluyor

Türk müziğinin zarafeti, eşsiz yorumu ve neşesiyle bir döneme damgasını vuran efsane ismi Ferdi Özbeğen’in hayat hikâyesi sinemaya taşınıyor.

Türk müziğinin zarafeti, eşsiz yorumu ve neşesiyle bir döneme damgasını vuran efsane ismi Ferdi Özbeğen’in hayat hikâyesi sinemaya taşınıyor. Piyanist şantörlük ekolünün en büyük temsilcisi olan Özbeğen’in yaşamını anlatacak film, Türkiye’nin bir dönemine ayna tutmaya hazırlanıyor.

Senaryo Çalışmaları Tamamlanmak Üzere

Yapımcılığını Orchestra Content’in, yaratıcı yapımcılığını ise Mine Şengöz’ün üstlendiği projenin hazırlık süreci büyük bir titizlikle yürütülüyor. 2023 yazından bu yana senaryo üzerinde çalışan Yiğit Güralp’in kaleminden çıkan hikâye, son aşamaya geldi. Film, sanatçının müzikal dehasının yanı sıra topluma bıraktığı manevi mirası da odağına alıyor.

TEV ve Alanında Uzman İsimlerin Danışmanlığı

Vefasından önce tüm mal varlığını gençlerin eğitimine katkı sağlamak amacıyla Türk Eğitim Vakfı (TEV)’na bağışlayan Özbeğen’in hayatı, vakfın da katkılarıyla gerçeğe en yakın haliyle kurgulanıyor. Filmin danışman kadrosunda ise kültür-sanat dünyasının önemli isimleri yer alıyor:

  • Tuğrul Eryılmaz
  • Gülşen İşeri
  • Murat Özyaşar
  • Murat Meriç
  • İdris Pehlivan
  • Hilmi Özbeğen

Vizyon Tarihi: 2027

Görkemli bir prodüksiyonla hayata geçirilmesi planlanan film, izleyiciyi sadece bir sanatçının hayatına değil, Türkiye’nin en renkli ve tutkulu yıllarına da götürecek. Ferdi Özbeğen’in hem sahnedeki görkemini hem de insani derinliğini yansıtacak olan yapım, 2027 yılında sinemaseverlerle buluşacak.

Devamını Oku

Sinema

Long Play Müzik Filmleri Festivali, ilk yılında müzik ve sinemayı aynı çatıda buluşturdu

Long Play Müzik Filmleri Festivali, üç gün boyunca gösterimler, söyleşiler, atölyeler ve belgesel film yarışmasıyla müzik ve sinema tutkunlarını bir araya getirdi.

Yönetmen Gökçe Kaan Demirkıran direktörlüğünde 5–6–7 Aralık tarihlerinde Biletinial Torun Center Sinemaları’nda ilk kez düzenlenen Long Play Müzik Filmleri Festivali, üç gün boyunca gösterimler, söyleşiler, atölyeler ve belgesel film yarışmasıyla müzik ve sinema tutkunlarını bir araya getirdi. Müziğin sinema aracılığıyla yeni bir anlatıya dönüştüğü festival, yoğun ilgiyle karşılandı.

Ulusal ve uluslararası müzik temalı belgesellerden oluşan seçkisiyle festival, müziğin kültürel hafıza, kimlik ve topluluk duygusuyla kurduğu ilişkiye odaklandı. Gösterimlerin ardından düzenlenen söyleşiler, izleyiciler ile yaratıcılar arasında samimi ve canlı bir buluşma alanı yarattı.

Belgesel yarışmasında En İyi Belgesel Ödülü, jüri değerlendirmesiyle Bir Orkestranın İzinde filmine verildi. Ödülü, filmin kahramanlarından Ezel Gönül Acar’a jüri üyesi Fadik Sevin Atasoy takdim etti. Finalde yer alan yapımlar arasında Bir Orkestranın İzinde, Aşırı Kişisel Belgesel, Recife Tem Um Coração, The Rhythm of Balance, Balkancisco, Bakırköy Underground, Return of the Creeps ve Bartók Nyomában bulunuyordu. Festival Özel Ödülü ise Bakırköy Underground filmiyle Berkay Şatır’a verildi.

Festival programı söyleşiler ve özel gösterimlerle zenginleşti. Açılış, Nezih Ünen’in Anadolu’nun Kayıp Şarkıları belgeseliyle yapıldı. Neredesin Firuze’nin 20. yılına özel gerçekleştirilen, tüm biletleri tükenen gösterim büyük ilgi gördü; yönetmen Ezel Akay, film müziklerindeki alışılmadık yaklaşımı izleyicilerle paylaştı. Cem Karaca’nın Gözyaşları belgeseli de yoğun ilgiyle takip edildi; sanatçının oğlu Emrah Karaca gösterim sonrası duygularını samimiyetle aktardı.

Üçüncü gün, Fatih Akın’ın İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek belgeseli ile devam etti. Gösterim sonrası, filmde yer alan Baba Zula’nın kurucusu Murat Ertel, moderatör Murat Beşer ile yaptığı söyleşide müzikal yolculuğunun ilham kaynaklarına değindi.

Festivalin kapanışı, Damien Chazelle’in üç Oscar ödüllü filmi Whiplash ile yapıldı. Gösterim sonrası düzenlenen söyleşide, Burak Gürpınar, Gökhan Tunçişler ve Yağız İpek, Gizem Ertürk moderatörlüğünde disiplin, tutku ve sahnede sınırları zorlama üzerine ilham verici bir sohbet gerçekleştirdi. Davulun güçlü bir ifade biçimi olduğu vurgulanan bu buluşma, festivalin en akılda kalan anları arasında yer aldı.

Festival Direktörü Gökçe Kaan Demirkıran, Long Play’in çıkış fikrini müziği yalnızca dinlenen değil, düşünce ve paylaşım alanı olarak ele almak istedikleri sözleriyle anlattı. Sinemanın anlatı gücüyle müziğin birleştiğinde ortaya çıkan etkiden yola çıkan festival, müzisyenleri, yönetmenleri ve izleyicileri ortak bir zeminde buluşturarak sürdürülebilir bir alan yaratmayı hedefliyor.

Long Play Müzik Filmleri Festivali, müzik ve sinemanın kesişimindeki özgün atmosferiyle İstanbul’un kültür-sanat hayatına yeni bir soluk getirirken, önümüzdeki yıllarda bu buluşmayı büyüterek sürdürmeyi amaçlıyor.

Devamını Oku

Copyright © 2022 Refleksif.com