Müzik
İstanbul AKM’de Ramazan’da caz buluşmaları: Kerem Görsev’den Terra Magica’ya dev kadro
Atatürk Kültür Merkezi (AKM), 19 Şubat – 15 Mart 2026 tarihleri arasında caz müziğinin seçkin isimlerini ağırlamaya hazırlanıyor.
İstanbul’un kültür ve sanat nabzını tutan Atatürk Kültür Merkezi (AKM), 19 Şubat – 15 Mart 2026 tarihleri arasında caz müziğinin seçkin isimlerini ağırlamaya hazırlanıyor. “Ramazan’da Caz Buluşmaları” başlığı altında gerçekleşecek olan konser dizisi; hard-bop, swing ve Latin tınılarından Anadolu’nun köklü ezgilerine kadar uzanan geniş bir repertuvar sunuyor. Cazın köklü mirasını çağdaş yorumlarla bir araya getiren bu etkinlik serisi, AKM’nin dingin atmosferinde dinleyicilere çok katmanlı bir müzikal deneyim vadediyor. Kerem Görsev’den Ferit Odman’a kadar pek çok usta sanatçıyı buluşturan program, cazın farklı renklerini Ramazan’ın ruhuna uygun bir derinlikle harmanlıyor.
Kerem Görsev Trio ile Lirik Bir Başlangıç
Konser dizisinin açılışı, 19 Şubat akşamı AKM Tiyatro Salonu’nda Türkiye caz sahnesinin en özgün piyanistlerinden Kerem Görsev ile gerçekleşiyor. Melodik derinliği ve lirik anlatımıyla tanınan Görsev, doğaçlamaya dayalı piyano diliyle dinleyicileri zamansız bir yolculuğa davet ediyor. Dünyaca ünlü filarmoni orkestralarıyla yaptığı kayıtlarla cazı senfonik bir dille buluşturan sanatçı, Kerem Görsev Trio projesiyle sahnede doğrudan ve güçlü bir bağ kuracak. Bu performans, hem sanatçının bestelerindeki ustalığı hem de icrasındaki derinliği hissetmek isteyen müzikseverler için Ramazan ayının ilk önemli durağı olacak.
Hard-Bop Estetiği ve Swing’in Altın Çağı
Şubat ayının devamında cazın klasik ve enerjik dönemleri AKM sahnesinde hayat buluyor. 21 Şubat’ta Türkiye’nin önde gelen caz davulcularından Ferit Odman liderliğindeki quintet, hard-bop estetiğini güçlü doğaçlamalarla sahneye taşıyor. Uluslararası alanda tanınan caz vokalisti Sibel Köse’nin özel konuk olarak eşlik edeceği gecede, cazın klasik ruhu çağdaş bir yaklaşımla yorumlanacak. Hemen ardından 23 Şubat’ta ise Batu Şallıel & Istanbul Swing Cats, 1950’lerin New York atmosferini nostaljik bir dille canlandıracak. Frank Sinatra’dan Billie Holiday’e uzanan efsane isimlerin repertuvarı, on kişilik özel kadronun sofistike aranjmanlarıyla yeniden yorumlanarak swing tutkunlarına unutulmaz bir gece yaşatacak.
Anadolu’dan Akdeniz’e Uzanan Müzikal Sentez
Mart ayı programı, müziğin coğrafi sınırlarını esneten ve gelenekseli modernle buluşturan projelere ev sahipliği yapıyor. 8 Mart’ta Tuluğ Tırpan ve Serkan Çağrı liderliğindeki Homeland, Dilek Türkan’ın etkileyici sesiyle Anadolu ezgilerini cazın özgür ruhuyla birleştiriyor. Aşık Veysel gibi büyük ustalardan ilham alan bu proje, virtüözite ile duygusal anlatımı aynı paydada buluşturuyor. Festivalin 15 Mart’taki görkemli kapanışını ise Erdem Sökmen, Volkan Öktem ve Eylem Pelit gibi dev isimlerden oluşan Terra Magica gerçekleştiriyor. Latin Amerika ritimlerini Akdeniz tınılarıyla harmanlayan topluluk, kolektif doğaçlama diliyle çok katmanlı bir müzikal akış sunarak “Ramazan’da Caz Buluşmaları”nı zirvede tamamlıyor.
Müzik
Cansu: Bazen insan tam da kaybolduğu anlarda yönünü yeniden buluyor #röportaj
Cansu’yla “Pusula”nın “Pastel Melankoli” sonrası geldiği yeri, şarkının merkezindeki ikilemi, kaybolma ve yönünü yeniden bulma hâlini ve müziğinde kurduğu görsel dünyayı konuştuk.
7 şarkılık konsept albümü “Pastel Melankoli” ile kendi anlatı dünyasını kuran Cansu, yeni teklisi “Pusula” ile aşkın içindeki ihtimallere ve karar vermenin kolay olmadığı anlara odaklanıyor. Sözü ve müziği sanatçıya ait olan şarkı, yeniden bir şans vermekle vazgeçebilme cesareti arasında kalan bir kalbin hikâyesini anlatıyor. Cansu’yla “Pusula”nın “Pastel Melankoli” sonrası geldiği yeri, şarkının merkezindeki ikilemi, kaybolma ve yönünü yeniden bulma hâlini ve müziğinde kurduğu görsel dünyayı konuştuk.
“Pastel Melankoli”de kırılganlık, kabullenme ve kendini seçme hâli vardı. “Pusula” bu yolculuğun ardından nasıl bir yerden çıktı?
Pastel Melankoli konsept bir albümdü ve dediğiniz gibi içinde farklı duygular barındıran, akışında ilerleyen ve ayrılık sonrası kendini seçme hâliyle sonuçlanan bir hikâyeydi. “Pusula”yı biraz daha farklı bir duyguyla yazmış olsam da, aslında yine benzer duygular taşıyan bir şarkı oldu. Aşkın içindeki ihtimallere değindiğim; yeniden bir şans vermekle, o aşktan vazgeçebilme cesaretini aynı anda hissettiren bir şarkı.
“Pusula”da bitmiş bir aşkı geride bırakmakla ona yeniden şans vermek arasında kalan bir duygu var. Bu şarkıyı yazarken siz o duygunun daha çok hangi tarafındaydınız?
Sanırım tam ortasındaydım. İnsanın her şeyden önce kendiyle mutlu olabilmesi gerektiğine inanıyorum. O zaman yeniden denemeyi de, vazgeçebilmeyi de daha korkusuzca sorgulayabiliyorsun. Tabii burada sağlıksız bir ilişkiden bahsetmiyorum. Aksine, iki tarafın da birbirini sevdiği ama hayatın getirdiği başka zorluklar nedeniyle karar vermenin kolay olmadığı bir durumdan bahsediyorum. “Pusula” da tam olarak bu ikilemi anlatıyor.

Şarkının adı “Pusula” ama anlattığı yerde biraz kaybolmak da var. Sizce insan bazen yolunu bulmak için önce kaybolmak zorunda mı kalıyor?
Kaybolmanın da yolun bir parçası olduğuna inanıyorum. Öyle ya da böyle, her insanın ilişkilerinde daha önce hiç karşılaşmadığı sorularla yüzleştiği dönemler olabiliyor. Bence insanın dönüşebilmesi ve kendini daha iyi tanıyabilmesi de büyümenin en önemli parçalarından biri. Bazen doğru olduğuna inandığınız ya da sizi çıkmazda hissettiren bir duygu, zamanla hiç beklemediğiniz kapılar ve mucizeler açabiliyor. O yüzden ben kaybolmayı her zaman kötü bir şey olarak görmüyorum; bazen insan tam da o anlarda yönünü yeniden buluyor.
“Pastel Melankoli”de her şarkıyı ayrı bir oda gibi düşündüğünüzü söylemiştiniz. “Pusula” o evin içinde olsaydı, nasıl bir yerde dururdu?
Boşver Sevme Beni ile Gözyaşı Bulutu arasında olurdu sanırım. Çünkü “Boşver Sevme Beni”, vazgeçebilme cesaretini; “Gözyaşı Bulutu” ise o duygunun ardından gelen kabullenişi ve iyileşmeyi anlatıyor. “Pusula” ise tam ikisinin arasında duran bir şarkı.
Söz, beste ve görsel dünya tarafında kendi hikâyenizi kendiniz kuruyorsunuz. Bir şarkı yazarken onun görüntüsü, rengi ya da sahnesi de sizinle birlikte mi geliyor?
Bu değişebiliyor. Bazen yazarken o duyguyu hayal edip her şeyi ona göre şekillendiriyorum, bazen de şarkı tamamlandıktan sonra görüntüsü, rengi ve atmosferi kendiliğinden canlanıyor gözümde. Bence görsel dünya da hikâyenin önemli bir parçası. O atmosferi oluşturduğumda, dinleyenlerimin şarkıyla ve anlattığım hikâyeyle daha güçlü bir bağ kurabildiğini hissediyorum.
Müzik
Bahadır Tatlıöz ve Deeperise’tan yazın afro house bombası
Bahadır Tatlıöz, elektronik ve house müziğin küresel çaptaki başarılı prodüktörlerinden Deeperise ile güçlerini birleştirdi.
Türk pop müziğinin en üretken ve özgün şarkı yazarlarından Bahadır Tatlıöz, elektronik ve house müziğin küresel çaptaki başarılı prodüktörlerinden Deeperise ile güçlerini birleştirdi. Müzikseverlerin merakla beklediği bu heyecan verici iş birliğinin ürünü olan yepyeni single “Kerime”, Sony Music Türkiye etiketiyle dinleyicilerle buluştu.
Sıcak Melodiler ve Modern Afro House Ritimleri
İki usta sanatçının ortak vizyonu ve ortak fikriyle şekillenen “Kerime”, son dönemin en popüler müzik akımlarından Afro House altyapısı üzerine inşa ediliyor. Söz ve müziği tamamen Bahadır Tatlıöz’ün imzasını taşıyan eserin modern sound yapısı, düzenleme (aranje), mix ve mastering koltuğunda ise Deeperise’ın profesyonel dokunuşları yer alıyor. Akıcı ritmi ve kulaklarda hemen yer eden sıcak melodileriyle şarkı, yaz mevsiminin yüksek enerjisini doğrudan dinleyiciye aşılıyor.
Hem Dans Ettiren Hem de Duygusunu Geçiren Özel Bir Atmosfer
Bahadır Tatlıöz’ün samimi vokal tarzı ve hikaye anlatımındaki ustalığı, Deeperise’ın dinamik ve özgün prodüksiyon yaklaşımıyla kusursuz bir uyum yakalıyor. Ortaya çıkan bu sinerji, ritmiyle kitleleri dans ettirirken bir yandan da hissettirdiği duygusal derinlikle dinleyiciyi içine çeken sıcacık bir atmosfer yaratıyor.
