Müzik
Darkafas: Gerçek rock ruhunun peşinden #röportaj
İstanbullu rock grubu Darkafas, yaratıcı besteleri ve enerjik sahneleri ile müzikseverlerin dikkatini çekiyor. Biz de bu grubu yakından tanımak istedik.
İstanbullu rock grubu Darkafas, yaratıcı besteleri ve enerjik sahneleri ile müzikseverlerin dikkatini çekiyor. Yayınladıkları 5 orijinal teklide 70’ler ve 80’ler rock esintileri, Türkçe sözler ve dinamik kadın ve erkek vokallerini bir araya getiren grubu daha yakından tanımak istedik. Darkafas ile kuruluşları, yaratıcı süreçleri ve gelecek planları hakkında sohbet ettik.
Darkafas nasıl ortaya çıktı?
2018 yılında grubumuzun bas gitaristi Okan ve vokalistlerinden Kerem ile 70’ler, 80’ler Rock dönemine benzer bir müzik yapmak üzere yola çıktık. Kerem’le uzun yıllar müzik yapan gitaristimiz Erdinç ve Okan ile bir çok demoya imza atan davulcumuz Tamer’i de grubumuza dahil ettik. Kerem’in kardeşi Sanem de diğer vokalistimiz olarak grubumuzda yerini aldı. Artık anılarda kalmış Rock klasiklerine benzer, sert davullu, uzun gitar sololu, yine sert vokallerin olduğu, farklı olarak 2 ayrı lead vokalin gücünü tek bir potada erittiğimiz çalışmalar yapmayı hedefledik ve hedefliyoruz.
Yola çıkarken grubun hakkında nasıl hedefleriniz veya planlarınız vardı?
Gerçek (ya da unutulmaya yüz tutmuş) Rock ruhunu yansıtan Rock besteleri yapmak ve müzik sahnesinde kalıcı olacak işlere imza atmak en büyük hedefimiz.
Zamanla beraber çaldıkça, söyledikçe, konuştukça tahmin etmediğiniz yerlere evrildiniz mi? Sesinizi başta öngörmediğiniz dış etkenler etkiledi mi? Öyleyse nasıl etkiledi?
Grubumuz kurulduktan kısa bir süre sonra Covid süreci başladı. Dolayısı ile yaklaşık 2 yıl boyunca ayrı ayrı evlerimize kapanmak zorunda kaldık. Grup çalışmalarımız aksadı. Yine de bestelerimizi evde profesyonele yakın bir şekilde kaydedebilmek için gerekli tüm donanım altyapımız vardı. Ayrıca bireysel olarak ürettiklerimizin etkilerini de gözlemleme ve kendimizi bu duruma adapte etme fırsatını bulduk. Covid döneminin bizim için en büyük yararı grup içinde küçük gruplara bölünebilmeyi öğrenmek ve üretim sürecimizi devam ettirebilmek oldu.
Bir progresif rock grubu olarak alt türler arası deneysel geçişlerle, kadın vokallere verilen yerle, hatta Türkçe sözlerle bile rock müzik hakkındaki birçok norma ve beklentiye karşı koyuyorsunuz. Teklilerinizi her birinde farklı türlerden esintiler mevcut, size ilham kaynağı olan müzik türleri neler?
Öncelikle progresif bir Rock grubu olarak adlandırılmak çok hoşumuza gitti.Teşekkür ederiz. Biz genelde kendimizi sadece Rock grubu olarak tanımlamakla birlikte bestelerimiz ve düzenlemelerimiz konusunda çok esnek bir birlikteliğe sahibiz. Progressif duygu büyük ihtimalle buradan geliyor. Gitaristimiz Erdinç çok özgün Riff’ler üretebiliyor. Sert gitar tonlarını bir balad içerisine bile yedirebiliyor. Davulcumuz Tamer’in tuşesi oldukça yüksek. Sert ama dengeli ve yerine göre aksak ritmleri bestelerimizde çok güzel ve yerinde kullanabiliyor. Hem sert hem aksak olunca değişik varyasyonları yakalayabiliyor. Basçımız Okan gerçek bir Rock tutkunu. Çok sade ama etkili bas düzenlemeleri en büyük şansımız. Tam bir görev adamı diyebiliriz. Vokalistimiz Kerem’in aynı zamanda gitarist geçmişi de var. Dolayısı ile hem vokal hem de altyapı olarak düzenlemelerde büyük katkısı oluyor. Sanem zaten bize göre gerçek bir Rock vokaline sahip. Özellikle etkilendiğimiz 70’ler ve 80’ler dönemindeki oktavlı ve tabiri caiz ise çığlıklı vokallerimize büyük katkısı oluyor. Özünde Rock müzikten etkileniyoruz diyebiliriz. Ama sonuç olarak yaşadığımız coğrafya bizi derinden etkiliyor.
Benzer bir şekilde tutumuyla, hissiyatıyla veya müziği ile size ilham veren müzisyenleri de merak ediyoruz.
Bu soruya cevap vermek çok zor. Yine de ismini zikretmeyi unuttuğumuz tüm gruplara saygılarımızı sunarak aklımıza ilk gelenleri sıralamaya çalışalım.
Kerem: Deep Purple, Led Zeppelin, Yes, King Crimson, Hardal, Flört, Bulutsuzluk Özlemi, Ezginin Günlüğü, DIO, Rainbow, Evrencan Gündüz, Moğollar, Pink Floyd
Sanem: Led Zeppelin, Queen, Uriah Heep, Over Kill, Savatage
Okan: Pink Floyd, Dire Straits, 10cc
Tamer: Thomas Lang, Benny Greb, Eric Moore, Dave Weckl, Doğaç Titiz, Cengiz Tural, Mert Işılay
Erdinç: Alex Skolnick, Dimebag Darrel, Jeff Beck, Ritchie Blackmore, Derek Trucks, Tony Iommi, Andy Timmons
İlk dediğimiz gibi ismini yazmadıklarımız lütfen bizi affetsinler.
Bir parçanızın oluşum süreci nasıl oluyor? Kafanızda bir fikir, bir ton ile mi sürece başlıyorsunuz, doğaçlamalar ile mi, sözlerle mi?
Aslında bu soru tüm cevapları içerisinde barındırıyor.Belli bir metodumuz yok. Bir fikir de ortaya atılabiliyor. Tek bir grup elemanı tarafından yapılan tamamı hazır bir beste ile de süreç başlayabiliyor. Kriterlerimiz 2 tane.
– Tüm düzenlemeler grup tarafından ortak yapılıyor.
– Beste sahibi son kararı veriyor.
Bir grup olmak hem zenginleştirici hem de zaman zaman zorlayıcı olabiliyor. Bir grup olarak üretim yapmak yaratıcı süreçlerinizi nasıl etkiliyor?
Bizce birlikten kuvvet doğuyor. Tabi ki zorlanabiliyoruz. Tartışabiliyoruz. Birbiirimize küsebiliyoruz. Ama covid dönemini atlatmış bir grup olarak birbirimize bağlı ve gerekirse uzaktan çalışmayı öğrendiğimizi düşünüyoruz. Bu da yaratım sürecimize olumlu etki yapıyor.
Artık 5-6 yıllık bir grupsunuz, bu süre zarfımda yaratıcı süreçleriniz nasıl bir değişimden geçti?
İlk dönemde herkesin hali hazırda varolan bestelerine yoğunlaştık ve keskin çizgiler belirlemedik. Bunun işe yaradığını gördük. Halen aynı çizgide gidiyoruz. Yaratım sürecinde kesinlikle özgür olmak gerektiğine inanıyoruz.
Aynı zamanda önceden de arkadaştınız, iki vokalistiniz de kardeş. Önceden var olan ilişkileriniz müziğinizi, müziğiniz ilişkilerinizi nasıl etkiledi?
Gitaristimiz Erdinç ve Voklaistimiz Kerem 20 yıllık bir arkadaşlar. Daha önce de ortak çalışmalar yaptılar. Yine Kerem ve Sanem kardeş ama kaç yıldır kardeş olduklarını burada belirtmek istemiyoruz 😀 ? Oldukça uzun diyebiliriz. Okan ve Tamer’in de daha önce söylediğimiz gibi geçmişte beraber yaptıkları besteler ve düzenlemeler var. Son 6 yılı da beraber tamamladığımıza göre artık farklı gözlerle ama aynı doğrultuda ilerlediğimizi ifade edebiliriz. Kesinlikle birbirimizi anlıyoruz. Aynı noktada anlaşabiliyoruz ve en önemlisi üretebiliyoruz.
Şimdiye kadar tekliler üzerinden ilerlediniz. Bunun özel bir sebebi var mı? Tekli çıkarmayı dinamik yapınızla daha uyumlu mu buluyorsunuz?
Hayat artık çok hızlı. Herhangi bir albümü baştan sona dinlemek gerçekten büyük özveri istiyor. Müzik artık mobil dinleniyor ve her an bir mesaj, mail ya da telefon zili müziği bölebiliyor. Bırakın albüm çıkarmayı tek bir parça bile artık baştan sona dinlenmiyor diye düşünüyoruz. Buna rağmen albüm çıkaranlar da ya örneğin Metallica gibi ciddi bir kitlesi olan büyük gruplar ve/veya müzisyenler, ya da bir hikayeyi örneğin Pink Floyd – Final Cut albümündeki gibi bir bütün olarak anlatmak isteyenler. Stream platformları da maalesef skora ve dinlenme sayılarına göre şarkıları düzenlediği için albüm çıkardığınız zaman sanki bazı bestelerimizin arka planda kalacağını düşünüyoruz.
Var olan parçalarımızı bir albümde derlemeyi veya bir albüm üzerinde çalışmayı düşünüyor musunuz?
Hedefimiz belli bir sayıya ulaşınca plak çıkarmak.
Yeni parça planlarınız hakkında ne söyleyebilsiniz?
Hazırda düzenlenmemiş bestelerimiz var. Tatil dönemi ve sıcaklar dolayısı ile biraz yavaşladık ama üretmeye devam ediyoruz. Şu an son rötüşlarını yaptığımız, tüm düzenlemeleri tamamlanmış bir bestemiz üzerinde çalışyoruz. Büyük ihtimalle bu röportaj yayınlandıktan sonra biz de digital platformlara dağıtımını yapacağız. İsmini söylemeyelim sürpriz olsun.
Röportaj: Defne Melis Yılmaz / info@refleksif.com
Müzik
Emre Fel’den romantik ve muzip bir dönüş
Emre Fel, dinleyicilerini zamansız bir müzikal yolculuğa çıkardığı yepyeni teklisi “Avare”yi müzikseverlerin beğenisine sundu.
Müzik dünyasında “Yeni Anadolu” kimliğiyle sağlam bir yer edinen ve kendine has tarzıyla dikkat çeken Emre Fel, dinleyicilerini zamansız bir müzikal yolculuğa çıkardığı yepyeni teklisi “Avare”yi müzikseverlerin beğenisine sundu.
Tüm Üretim Sürecinde Tek Başına
Aşkına ulaşmaya çalışan derbeder bir gencin hikayesini hem romantik hem de hafif muzip bir dille anlatan “Avare”, üretim sürecindeki bağımsız yapısıyla da öne çıkıyor. Şarkının sözü, müziği, kaydı, düzenlemesi, mix ve mastering aşamalarının tamamı bizzat Emre Fel’in kendi imzasını taşıyor. Sanatçının çok yönlü müzikal yeteneğini gözler önüne seren bu eser, “Yeni Anadolu” akımının en güçlü çalışmalarından biri olarak değerlendiriliyor.
Nostaljik Klipte Sürpriz Oyuncu: Eşi Eda Fel Kamera Karşısında
Şarkının nostaljik ruhunu görselleştiren klibin yönetmen koltuğunda Samet Eruzun ve Ümit Şahin oturuyor. Görüntü yönetmenliğini Jiyan Erincik’in, sanat yönetmenliğini Melis Piyale’nin ve stil danışmanlığını İrem İnançu’nun üstlendiği klipte; eski zaman estetiği bugünün sürpriz detaylarıyla ustaca harmanlanıyor.
Tamamen bir ekip ruhuyla ve samimi bir atmosferde çekilen klibin en özel sürprizi ise Emre Fel’in eşi Eda Fel’in de projede oyuncu olarak yer alması oldu. Hem şarkının enerjisi hem de klibin sıcak görsel dili, izleyicilere duygusal ve keyifli bir seyir deneyimi vadediyor.
Müzik
Anjelika Akbar “Candela Concert” ile Beyoğlu Sahne’de
Candela Concert, ekim ayının son programında dünyaca ünlü besteci ve piyanist Anjelika Akbar’ı ağırlıyor.
Müziğin evrensel dilini binlerce mumun yarattığı görsel bir şölenle harmanlayarak dinleyicilere eşsiz bir deneyim sunan Candela Concert, ekim ayının son programında dünyaca ünlü besteci ve piyanist Anjelika Akbar’ı ağırlıyor. Klasik müziğin zamansız eserlerini sanatçının özgün yorumuyla buluşturacak olan bu büyüleyici konser, 25 Ekim Pazar günü saat 20.00’de Beyoğlu Sahne’nin tarihi atmosferinde müzikseverlere unutulmaz bir sonbahar akşamı yaşatmaya hazırlanıyor.
Tarihin, Müziğin ve Işığın Buluşma Noktası: Beyoğlu Sahne
Yüzyıllardır İstanbul’da sanatın ve müziğin farklı renklerine ev sahipliği yapan Beyoğlu, tarihi dokusuyla kültür-sanat hayatının kalbi olmaya devam ediyor. Geçmişin estetik izlerini günümüzün modern sanat anlayışıyla başarıyla buluşturan Beyoğlu Sahne, Candela Concert’ın binlerce mumla aydınlanan özel konseptiyle müziğe sadece işitsel değil, görsel bir boyut da kazandırıyor.
Farklı Kültürlerin Ezgileri Piyano Tınılarında Hayat Bulacak
Farklı coğrafyaların müzikal mirasından beslenen ve köklü klasik müzik birikimini özgün besteleriyle harmanlayan usta piyanist Anjelika Akbar, dinleyicileri kültürlerarası derin bir müzik yolculuğuna çıkaracak. Sanatçının müziğe getirdiği kendine has yaklaşım, mum ışığının yarattığı loş ve sıcak estetikle bütünleşerek izleyenleri adeta başka bir zamana taşıyacak.
Tarihi mekânın büyüleyici atmosferi ve piyano tınılarının kusursuz bir uyum içinde yankılanacağı bu özel resital, müziğin saf duygusunu ve sanatın evrensel dilini tek bir sahnede yaşamak isteyen tüm sanatseverleri bekliyor.
