Bizimle İletişime Geçin

Yaşam

Haliç Sanat’ın üç galerisinde üç farklı sergi sanatseverleri bekliyor! 

Restorasyon çalışmalarının ardından yeni yaşam alanlarına dönüşerek İstanbullulara açılan Fener Evleri, İBB Kültür’ün düzenlediği etkinliklerle yeniden hayat buluyor

Yıllarca metruk halde kaldıktan sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından restore edilerek birer kültür ve sanat merkezine dönüştürülen Fener Evleri, Haliç Sanat 1, Haliç Sanat 2 ve Haliç Sanat 3 olarak çağdaş sanat sergilerine ev sahipliği yapmaya devam ediyor! Eda Çığırlı’nın insanın temel kaygılarına odaklanan kolaj çalışmalarının yer aldığı “Düşler” sergisi Haliç Sanat 1’de; Sude Erkoyuncu’nun, gerçeğin izlerini farklı bir gözle keşfetmeye çağıran “Sen Sen Sen” sergisi Haliç Sanat 2’de; Seda Gazioğlu’nun multidisipliner tekniklerle ürettiği eserlerden oluşan “O Kedi Siyah Mıydı?” sergisi ise Haliç Sanat 3’te ücretsiz olarak sanatseverleri bekliyor. Birbirine çok yakın noktalarda bulunan galeriler, peş peşe ziyaret edilebilecek sergileriyle İstanbullulara sanat dolu bir gün vadediyor.

Eda Çığırlı’nın “Düşler” başlıklı sergisi, insanın doğa, yaşam, ölüm, aşk, umut ve bağlılık gibi temel kaygılarını sorguladığı eserlerinden oluşuyor. Çalışmalarında, yüzeydeki boşluk ve bilinmezliği şiirsel bir akışla ele alan sanatçı, izleyiciyi evren ve insan arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmeye davet ediyor. “Düşler” sergisi, 2 Mart 2025 tarihine kadar Haliç Sanat 1’de izleyicileri bekliyor.

Sude Erkoyuncu’nun “Sen Sen Sen” başlıklı sergisi, bireysel varoluşumuzun ötesine geçen ailemizi, anılarımızı ve ilişkilerimizi bir arşiv olarak kendini yeniden okumaya açıyor. Dokunan, kokusunu yayan, görünen ya da görünmeyen ancak kendisini bir şekilde hissettiren izleri konu edinen sergi, gerçeğini yadsıdığımız izlerin peşine düşme imkanı sağlıyor. Mekân ile sergi arasındaki yeni ilişkiyle, seyirciye daha katmanlı bir okuma ve geçiş olanağı sunan “Sen Sen Sen” sergisi, 2 Mart 2025 tarihine kadar Haliç Sanat 2’de ziyarete açık.

Seda Gazioğlu’nun basit bir sorudan derin bir keşif yolculuğuna çıktığı sergisi “O Kedi Siyah Mıydı?”, alışılmışın dışındaki sanatsal diliyle izleyiciyi kendi korkuları ve ritüelleriyle yüzleşmeye davet ederken, bilinmeyenin getirdiği kaygıyı hafifletme arzusunu yüceltiyor. Sanatçının antik halılar üzerine yağlı boya, paslanmaz çelik, kumaş üzeri nakış, mermer ve ayna gibi daha birçok malzemeyle ürettiği sanat eserlerinden oluşan sergi, ölüm korkusu ve buna karşılık güvenli liman olarak sığınılan batıl inançlar özelinde insan zihninin topografisi, sosyal ritüeller ve toplumsal örüntüler üzerine yoğunlaşıyor. Nesilden nesile aktarılmış ve bu coğrafyaya ait gündelik geleneklerin görünmeyen yüzlerini gün yüzüne çıkaran “O Kedi Siyah Mıydı?” sergisi, 11 Şubat 2025 tarihine kadar Haliç Sanat 3’te görülebilir.

Haliç Sanat 1, Haliç Sanat 2 ve Haliç Sanat 3’te düzenlenen sergiler, pazartesi hariç her gün 10.00 – 18.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.

Devamını Oku

Sinema

Belgesel sinemada yaşayan hafıza: Sevde Tunç’un “Women Storytellers” vizyonu Amerika’da

Sevde Tunç, bellek ve göç temaları etrafında şekillendirdiği çalışmalarını Amerika Birleşik Devletleri’nin prestijli akademik kurumlarında izleyiciyle buluşturdu.

Belgesel yönetmeni ve fotoğrafçı Sevde Tunç, bellek ve göç temaları etrafında şekillendirdiği çalışmalarını Amerika Birleşik Devletleri’nin prestijli akademik kurumlarında izleyiciyle buluşturdu. Columbia Üniversitesi ve New York Eyaleti’ndeki Alfred State College (SUNY) ev sahipliğinde gerçekleşen “Hafızayı Görmek” başlıklı etkinlik serisi, belgesel sinemanın toplumsal hafızayı koruma işlevini derinlikli bir tartışmaya açtı. Gösterimler ve ardından düzenlenen söyleşiler, hafızanın yalnızca sözlü anlatılar üzerinden değil; görüntü, ses ve gündelik yaşamın mikro pratikleri aracılığıyla nasıl yeniden inşa edilebildiğini interdisipliner bir perspektifle ele aldı.

Ekolojik Dayanışmanın Kaydı: Bir Başka Köy

Etkinlik kapsamında paylaşılan çalışmalardan ilki olan “Bir Başka Köy”, kırsal coğrafyada filizlenen ekolojik yaşam ve kolektif dayanışma pratiklerini merkeze alıyor. Gözlemci belgesel dilinin yetkin bir örneği olan film, kadınların öncülüğünde gelişen üretim ağlarının mekânla kurulan ilişkiyi ve toplumsal belleği nasıl dönüştürdüğünü inceliyor. Tunç’un kamerası, doğa ile insan arasındaki sürdürülebilir bağı sadece teknik bir veri olarak değil, yaşayan bir hafıza katmanı olarak kurguluyor. Film, ekolojik yaşamın bireysel bir tercihten öte, toplumsal bir direnç ve bellek inşası olduğunu görsel bir dille kanıtlıyor.

Mübadil Romanlar: Çok Kültürlü Bir Hafıza Fragmanı

Tunç’un bir diğer dikkat çeken üretimi olan “Mübadil Romanlar” multimedya projesi, Türkiye ve Yunanistan arasındaki nüfus mübadelesinin Roman toplumundaki izlerini sürüyor. Selanik’ten Anadolu’ya uzanan zorunlu göç deneyimini; fotoğraf, video ve ses kayıtlarını bir araya getiren hibrit bir anlatıyla sunan proje, kuşaklar arası aktarılan kolektif travmayı odağına alıyor. Proje, sadece tarihsel bir tanıklık sunmakla kalmıyor, aynı zamanda Roman toplumuna yönelik yerleşik önyargıları sarsan alternatif bir anlatı alanı inşa ediyor. Bu multimedya yaklaşımı, belgesel sanatının statik bir kayıt olmaktan çıkıp dinamik bir yüzleşme aracına dönüşebileceğini gösteriyor.

Women Storytellers ve Küresel Hikâye Anlatıcılığı

Sevde Tunç’un ABD’deki bu akademik turu, aynı zamanda temellerini attığı “Women Storytellers” adlı görsel hikâye anlatımı platformunun küresel vizyonunu temsil ediyor. Farklı coğrafyalardan kadınların, doğanın ve toplulukların hafızasını görünür kılmayı amaçlayan bu platform; belgesel film, fotoğraf ve sözlü tarihi modern bir arayüzde buluşturuyor. Tunç’un “bellek geçmişte kalan bir şey değil, bugünü şekillendiren yaşayan bir alandır” mottosuyla şekillenen üretim pratiği, platformun temel felsefesini oluşturuyor. Sanatçının Amerika’daki diğer üniversiteleri de kapsayacak olan gösterim takvimi, görsel antropoloji ve belgesel sinema alanındaki çalışmalarının uluslararası etkisini pekiştirmeye devam ediyor.

Devamını Oku

Yaşam

Bursa’da Ramazan etkinlikleri devam ediyor

Bursa Kültür, Ramazan ayının manevi atmosferini şehrin kadim hikâyeleriyle birleştiren ücretsiz etkinliklerine hız kesmeden devam ediyor.

Bursa Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Bursa Kültür, Ramazan ayının manevi atmosferini şehrin kadim hikâyeleriyle birleştiren ücretsiz etkinliklerine hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda öne çıkan Beyza Akyüz imzalı “Mahya İpi: Bursa’nın Işık Düğümleri” anlatı serisi, mahalle kültürünün inceliklerini ve zanaatın ruhunu Bursalılarla buluşturuyor. Serinin 8 Mart 2026 Pazar günü gerçekleşecek “Bıçakçının Sesi” başlıklı üçüncü buluşması, katılımcıları bir atölyenin ritmine ortak ederek Bursa’nın üretim hafızasına doğru bir yolculuğa çıkaracak. Metalin tınısı ve çekicin ritmiyle şekillenen bu anlatıda, emeğin ahlakı ve zanaatın derinlikleri Mehmet Âkif Ersoy Kültürevi’nde saat 14.00’te yankılanacak.

Kadim Sokaklardan Süzülen İyilik Hikâyeleri

Anlatı serisinin 15 Mart 2026 Pazar günü düzenlenecek olan final bölümü “Eskicinin Defteri” ise kimsenin alkışlamadığı emekleri ve görünmeyen iyilikleri merkeze alıyor. Dört hafta boyunca ilmik ilmik çözülen tüm kültürel düğümlerin birleşeceği bu son buluşma, şehrin paylaşma ruhunu yeniden hatırlatacak. Sınırlı kontenjanla düzenlenen ve zanaatın kadim geçmişine ışık tutan bu özel seriye katılım sağlamak isteyen vatandaşların 0224 716 38 36 numaralı telefon üzerinden ön kayıt yaptırmaları büyük önem taşıyor. Bursa’nın ışık düğümlerini keşfetmek isteyenler için bu etkinlikler, şehrin saklı kalmış hafızasını canlandırmayı hedefleyen özgün birer deneyim sunuyor.

Ayna: Mevlânâ’nın İzinde Bir Manevi Dinleti

Ramazan ayının estetik ve derinliğini sahneye taşıyan bir diğer önemli organizasyon ise 11 Mart 2026 Çarşamba akşamı saat 21.00’de gerçekleşecek. “Ayna: Mevlânâ’nın İzinde” başlıklı bu özel etkinlikte, usta oyuncu Altan Erkekli etkileyici anlatımıyla Bursalıların karşısına çıkacak. Tayyare Kültür Merkezi’nin tarihi atmosferinde hayat bulacak olan bu projede, şef İhsan Özer yönetimindeki solistler İbrahim Suat Erbay ve Ahmet Yağmur Kucur, maneviyatı müzikle harmanlayan bir seçki sunacaklar. Ruhun dinginliğini ve Mevlevî düşüncesinin estetiğini hedefleyen bu performans için biletler biletinial.com üzerinden ücretsiz olarak temin edilebilecek. Bursa Kültür’ün bu bütünsel programı, hem zanaatın sesini hem de müziğin şifasını aynı takvimde buluşturuyor.

Devamını Oku

Copyright © 2022 Refleksif.com