Sinema
“Vefalı Galip”e İran’dan ödül!
Dünyanın en uzun yaşayan profesyonel sporcularından biri olan Galip Haktanır’ı konu alan “Vefalı Galip”, 14. İran Spor Filmleri Festivali’de En İyi Kısa Belgesel Araştırma Ödülü aldı
Yönetmen Gökçe Kaan Demirkıran’ın, dünyanın en uzun yaşayan sporcularından Galip Haktanır’ın hayat hikayesini konu alan filmi “Vefalı Galip” 14. İran Spor Filmleri Festivali’nde En İyi Kısa Belgesel Araştırma Ödülü’nün sahibi oldu.
Demirkıran belgesele ve ödüle layık görülmeleri ile ilgili şunları söyledi; “En uzun yaşayan futbolcuya filmografimin en kısa belgeselini çektim. Onun sportmen kişiliği ve nüktedanlığını unutmayacağım. Galip abi filmi izleyemedi, ödülü de göremedi. Onun eşsiz hatırasını bir parça yaşattığımız için mutluyum.
Türkiye’nin ve dünyanın en uzun yaşayan profesyonel sporcularından biri olan Vefasporlu Galip, (nam-ı diğer Kör Galip) 1936 yılında futbola başladı. Lise öğrencilerinin profesyonel futbolcu olmasının yasak olduğu bir dönemde Darüşşafaka’da okudu. Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray genç takımlarında futbol oynasa da, liseyi bitirdiğinde Vefa’yı seçti ve burada futbol hayatına devam edip, Vefa’nın efsanesi oldu.
Galip Haktanır, 1940’lı yılların ve 1950’li yılların meşhur bir futbolcusuydu. O dönem pek az maç yapan Milli Takım’da da forma giydi.
Galip Haktanır’ın futbol sahalarındaki lakabı Kör Galip’ti. Çünkü bir gözü görmüyordu. Çünkü o bir anlamda Kurtuluş Savaşı’nda gazi olmuştu. 1921 yılında doğan Haktanır, İzmir’deki Yunan İşgali zamanından kalan bir şarapnel parçasının patlamasıyla bir gözünü kaybetmişti. Bu olay onu gelecekte mücadeleci bir futbolcu yapacaktı.
Darüşşafaka mezunu olan Galip Haktanır üniversiteyi de okudu. Futbolculuğundan sebeple beden eğitimi öğretmenliği yaptı. Yıllar sonra Yeşilçam’ın en büyük aktörlerinden Ayhan Işık, bir röportajında ondan şöyle söz edecekti: “Mahir İz okul müdürü, Salah Birsel müdür muaviniydi, edebiyata Rıfat Ilgaz, beden eğitimine Vefalı Kör Galip, coğrafyaya Akbaba Celal geliyordu. Daha ne isteyebilirdim ki…”
Galip Haktanır, aynı zamanda yazan bir neslin ferdiydi. Düzenli tuttuğu anıları İletişim Yayınları tarafından “Vefa’nın Galibi” adıyla basıldı.
Galip Haktanır 101 yaşındayken çekimleri yapılan Vefalı Galip isimli belgesel film kurgu aşamasındayken “Kör Galip” hayata veda etti. Çeşitli festivallerde gösterilen “Vefalı Galip” son olarak 14. İran Spor Filmleri Festivali’nden En İyi Kısa Belgesel Araştırma Ödülü aldı.
Belgesel film hoox.tv’de yayınlanıyor.
Sinema
Ferdi Özbeğen’in hayatı film oluyor
Türk müziğinin zarafeti, eşsiz yorumu ve neşesiyle bir döneme damgasını vuran efsane ismi Ferdi Özbeğen’in hayat hikâyesi sinemaya taşınıyor.
Türk müziğinin zarafeti, eşsiz yorumu ve neşesiyle bir döneme damgasını vuran efsane ismi Ferdi Özbeğen’in hayat hikâyesi sinemaya taşınıyor. Piyanist şantörlük ekolünün en büyük temsilcisi olan Özbeğen’in yaşamını anlatacak film, Türkiye’nin bir dönemine ayna tutmaya hazırlanıyor.
Senaryo Çalışmaları Tamamlanmak Üzere
Yapımcılığını Orchestra Content’in, yaratıcı yapımcılığını ise Mine Şengöz’ün üstlendiği projenin hazırlık süreci büyük bir titizlikle yürütülüyor. 2023 yazından bu yana senaryo üzerinde çalışan Yiğit Güralp’in kaleminden çıkan hikâye, son aşamaya geldi. Film, sanatçının müzikal dehasının yanı sıra topluma bıraktığı manevi mirası da odağına alıyor.
TEV ve Alanında Uzman İsimlerin Danışmanlığı
Vefasından önce tüm mal varlığını gençlerin eğitimine katkı sağlamak amacıyla Türk Eğitim Vakfı (TEV)’na bağışlayan Özbeğen’in hayatı, vakfın da katkılarıyla gerçeğe en yakın haliyle kurgulanıyor. Filmin danışman kadrosunda ise kültür-sanat dünyasının önemli isimleri yer alıyor:
- Tuğrul Eryılmaz
- Gülşen İşeri
- Murat Özyaşar
- Murat Meriç
- İdris Pehlivan
- Hilmi Özbeğen
Vizyon Tarihi: 2027
Görkemli bir prodüksiyonla hayata geçirilmesi planlanan film, izleyiciyi sadece bir sanatçının hayatına değil, Türkiye’nin en renkli ve tutkulu yıllarına da götürecek. Ferdi Özbeğen’in hem sahnedeki görkemini hem de insani derinliğini yansıtacak olan yapım, 2027 yılında sinemaseverlerle buluşacak.
Sinema
Long Play Müzik Filmleri Festivali, ilk yılında müzik ve sinemayı aynı çatıda buluşturdu
Long Play Müzik Filmleri Festivali, üç gün boyunca gösterimler, söyleşiler, atölyeler ve belgesel film yarışmasıyla müzik ve sinema tutkunlarını bir araya getirdi.
Yönetmen Gökçe Kaan Demirkıran direktörlüğünde 5–6–7 Aralık tarihlerinde Biletinial Torun Center Sinemaları’nda ilk kez düzenlenen Long Play Müzik Filmleri Festivali, üç gün boyunca gösterimler, söyleşiler, atölyeler ve belgesel film yarışmasıyla müzik ve sinema tutkunlarını bir araya getirdi. Müziğin sinema aracılığıyla yeni bir anlatıya dönüştüğü festival, yoğun ilgiyle karşılandı.
Ulusal ve uluslararası müzik temalı belgesellerden oluşan seçkisiyle festival, müziğin kültürel hafıza, kimlik ve topluluk duygusuyla kurduğu ilişkiye odaklandı. Gösterimlerin ardından düzenlenen söyleşiler, izleyiciler ile yaratıcılar arasında samimi ve canlı bir buluşma alanı yarattı.
Belgesel yarışmasında En İyi Belgesel Ödülü, jüri değerlendirmesiyle Bir Orkestranın İzinde filmine verildi. Ödülü, filmin kahramanlarından Ezel Gönül Acar’a jüri üyesi Fadik Sevin Atasoy takdim etti. Finalde yer alan yapımlar arasında Bir Orkestranın İzinde, Aşırı Kişisel Belgesel, Recife Tem Um Coração, The Rhythm of Balance, Balkancisco, Bakırköy Underground, Return of the Creeps ve Bartók Nyomában bulunuyordu. Festival Özel Ödülü ise Bakırköy Underground filmiyle Berkay Şatır’a verildi.
Festival programı söyleşiler ve özel gösterimlerle zenginleşti. Açılış, Nezih Ünen’in Anadolu’nun Kayıp Şarkıları belgeseliyle yapıldı. Neredesin Firuze’nin 20. yılına özel gerçekleştirilen, tüm biletleri tükenen gösterim büyük ilgi gördü; yönetmen Ezel Akay, film müziklerindeki alışılmadık yaklaşımı izleyicilerle paylaştı. Cem Karaca’nın Gözyaşları belgeseli de yoğun ilgiyle takip edildi; sanatçının oğlu Emrah Karaca gösterim sonrası duygularını samimiyetle aktardı.
Üçüncü gün, Fatih Akın’ın İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek belgeseli ile devam etti. Gösterim sonrası, filmde yer alan Baba Zula’nın kurucusu Murat Ertel, moderatör Murat Beşer ile yaptığı söyleşide müzikal yolculuğunun ilham kaynaklarına değindi.
Festivalin kapanışı, Damien Chazelle’in üç Oscar ödüllü filmi Whiplash ile yapıldı. Gösterim sonrası düzenlenen söyleşide, Burak Gürpınar, Gökhan Tunçişler ve Yağız İpek, Gizem Ertürk moderatörlüğünde disiplin, tutku ve sahnede sınırları zorlama üzerine ilham verici bir sohbet gerçekleştirdi. Davulun güçlü bir ifade biçimi olduğu vurgulanan bu buluşma, festivalin en akılda kalan anları arasında yer aldı.
Festival Direktörü Gökçe Kaan Demirkıran, Long Play’in çıkış fikrini müziği yalnızca dinlenen değil, düşünce ve paylaşım alanı olarak ele almak istedikleri sözleriyle anlattı. Sinemanın anlatı gücüyle müziğin birleştiğinde ortaya çıkan etkiden yola çıkan festival, müzisyenleri, yönetmenleri ve izleyicileri ortak bir zeminde buluşturarak sürdürülebilir bir alan yaratmayı hedefliyor.
Long Play Müzik Filmleri Festivali, müzik ve sinemanın kesişimindeki özgün atmosferiyle İstanbul’un kültür-sanat hayatına yeni bir soluk getirirken, önümüzdeki yıllarda bu buluşmayı büyüterek sürdürmeyi amaçlıyor.
