Bizimle İletişime Geçin

Sinema

Masalsı bir dostluk, anılar ve kayıplar: Petite Maman #inceleme

Petite Maman, ailesine yardım eden Nelly’nin evin bulunduğu ormandaki bir ağaç evi keşfetmesiyle birlikte yaşananları anlatıyor.

Petite Maman, 2019 senesinde Portrait de la jeune fille en feu (Portrait of a Lady on Fire, 2019) filmiyle Cannes Film Festivali En İyi Senaryo Ödülü’nü kazanan Fransız yönetmen Céline Sciamma’nın 2021 senesinde çıkan son eseri. Petite Maman, anneannesinin ölümünden sonra eşyaları toplanırken ailesine yardım eden Nelly’nin evin bulunduğu ormandaki bir ağaç evi keşfetmesiyle birlikte yaşananları anlatıyor.

Film, kameranın ana karakter Nelly’yi takip ederek Nelly’nin sırayla anneannesinin kaldığı bakımevindeki insanlarla vedalaşmasını göstererek açılıyor. Ardından Nelly ve annesini anneannesinin evine giderken görüyoruz. Eve gittikten sonraki sabah kahvaltı ederken babasının mutfakta duran dolabı itmesiyle beraber geçmişten konu açılıyor, dolabın arkasındaki boyayı annesinin ve babasının yaptığını öğreniyor Nelly. Bu vesile ile annesinden ağaçevin yerini öğrenen Nelly için keşifin yanında izleyiciyi hayal dünyasına, belki de gerçeklere davet eden süreç başlıyor. Annesinin ortadan kaybolmasıyla beraber Nelly ormanda gezerken annesiyle aynı ismi taşıyan kendi yaşlarında olan Marion ile tanışıp arkadaş oluyor. Birbirleyiyle oyunlar tasarlıyorlar, sohbet ediyorlar ve zaman geçiriyorlar. Bu ikilinin dostluğuyla Sciamma aslında izleyicisine masalsı, çocukların dahil olduğu bir dünya yaratmış oluyor. Baba karakterini bu ikilinin dostluğundan sonra hikayeye minimum seviyede dahil ederken, bu masalın içine hayal gücü, travmalar, ölüm, anne-kız ve aile bağlarını da ekleyerek sade, duru anlatımıyla izleyenine düşünme sebebi ve alanı yaratıyor. İkilinin dostluğu, samimiyeti ilerlerken Marion’un önemli bir ameliyat geçireceğini anneannesinin ölümü üzerine öğrenip üzülen Nelly, hem ölüm hem de bu üzücü olay karşısında düşünceli ve tecrübesiz bir şekilde kalarak kendi dünyasında yaşamaya devam ediyor. Marion, belki gerçekten Nelly’nin kafasındaki anne tasviri, belki de gerçekten ormanda yaşayan kendi yaşında bir kız. Sciamma, hikayesini biraz da açık uçlu bırakarak yolculuğu bitiriyor. Bu yolculuğu izleyicisine ağırlıklı olarak dış mekanda ormanın içinde güzel görüntülerle, sade anlatımıyla beraber yaptırırken filmin bitişiyle yüzlerde ufak bir tebessüm bırakıyor. Petite Maman, duygular, anılar ve bağlar üzerine özel bir film olmuş. Film denince akla gelen sürelere nazaran az olan süresiyle anlattığı konunun üstesinden gelen Sciamma ile beraber çocuk karakterleri oynayan Gabrielle Sanz-Josephine Sanz kardeşler de büyük bir tebriği hak ediyor.

Çağatay Efe Mutluay / mutluaycagatayefe@gmail.com

Devamını Oku

Sinema

Ferdi Özbeğen’in hayatı film oluyor

Türk müziğinin zarafeti, eşsiz yorumu ve neşesiyle bir döneme damgasını vuran efsane ismi Ferdi Özbeğen’in hayat hikâyesi sinemaya taşınıyor.

Türk müziğinin zarafeti, eşsiz yorumu ve neşesiyle bir döneme damgasını vuran efsane ismi Ferdi Özbeğen’in hayat hikâyesi sinemaya taşınıyor. Piyanist şantörlük ekolünün en büyük temsilcisi olan Özbeğen’in yaşamını anlatacak film, Türkiye’nin bir dönemine ayna tutmaya hazırlanıyor.

Senaryo Çalışmaları Tamamlanmak Üzere

Yapımcılığını Orchestra Content’in, yaratıcı yapımcılığını ise Mine Şengöz’ün üstlendiği projenin hazırlık süreci büyük bir titizlikle yürütülüyor. 2023 yazından bu yana senaryo üzerinde çalışan Yiğit Güralp’in kaleminden çıkan hikâye, son aşamaya geldi. Film, sanatçının müzikal dehasının yanı sıra topluma bıraktığı manevi mirası da odağına alıyor.

TEV ve Alanında Uzman İsimlerin Danışmanlığı

Vefasından önce tüm mal varlığını gençlerin eğitimine katkı sağlamak amacıyla Türk Eğitim Vakfı (TEV)’na bağışlayan Özbeğen’in hayatı, vakfın da katkılarıyla gerçeğe en yakın haliyle kurgulanıyor. Filmin danışman kadrosunda ise kültür-sanat dünyasının önemli isimleri yer alıyor:

  • Tuğrul Eryılmaz
  • Gülşen İşeri
  • Murat Özyaşar
  • Murat Meriç
  • İdris Pehlivan
  • Hilmi Özbeğen

Vizyon Tarihi: 2027

Görkemli bir prodüksiyonla hayata geçirilmesi planlanan film, izleyiciyi sadece bir sanatçının hayatına değil, Türkiye’nin en renkli ve tutkulu yıllarına da götürecek. Ferdi Özbeğen’in hem sahnedeki görkemini hem de insani derinliğini yansıtacak olan yapım, 2027 yılında sinemaseverlerle buluşacak.

Devamını Oku

Sinema

Long Play Müzik Filmleri Festivali, ilk yılında müzik ve sinemayı aynı çatıda buluşturdu

Long Play Müzik Filmleri Festivali, üç gün boyunca gösterimler, söyleşiler, atölyeler ve belgesel film yarışmasıyla müzik ve sinema tutkunlarını bir araya getirdi.

Yönetmen Gökçe Kaan Demirkıran direktörlüğünde 5–6–7 Aralık tarihlerinde Biletinial Torun Center Sinemaları’nda ilk kez düzenlenen Long Play Müzik Filmleri Festivali, üç gün boyunca gösterimler, söyleşiler, atölyeler ve belgesel film yarışmasıyla müzik ve sinema tutkunlarını bir araya getirdi. Müziğin sinema aracılığıyla yeni bir anlatıya dönüştüğü festival, yoğun ilgiyle karşılandı.

Ulusal ve uluslararası müzik temalı belgesellerden oluşan seçkisiyle festival, müziğin kültürel hafıza, kimlik ve topluluk duygusuyla kurduğu ilişkiye odaklandı. Gösterimlerin ardından düzenlenen söyleşiler, izleyiciler ile yaratıcılar arasında samimi ve canlı bir buluşma alanı yarattı.

Belgesel yarışmasında En İyi Belgesel Ödülü, jüri değerlendirmesiyle Bir Orkestranın İzinde filmine verildi. Ödülü, filmin kahramanlarından Ezel Gönül Acar’a jüri üyesi Fadik Sevin Atasoy takdim etti. Finalde yer alan yapımlar arasında Bir Orkestranın İzinde, Aşırı Kişisel Belgesel, Recife Tem Um Coração, The Rhythm of Balance, Balkancisco, Bakırköy Underground, Return of the Creeps ve Bartók Nyomában bulunuyordu. Festival Özel Ödülü ise Bakırköy Underground filmiyle Berkay Şatır’a verildi.

Festival programı söyleşiler ve özel gösterimlerle zenginleşti. Açılış, Nezih Ünen’in Anadolu’nun Kayıp Şarkıları belgeseliyle yapıldı. Neredesin Firuze’nin 20. yılına özel gerçekleştirilen, tüm biletleri tükenen gösterim büyük ilgi gördü; yönetmen Ezel Akay, film müziklerindeki alışılmadık yaklaşımı izleyicilerle paylaştı. Cem Karaca’nın Gözyaşları belgeseli de yoğun ilgiyle takip edildi; sanatçının oğlu Emrah Karaca gösterim sonrası duygularını samimiyetle aktardı.

Üçüncü gün, Fatih Akın’ın İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek belgeseli ile devam etti. Gösterim sonrası, filmde yer alan Baba Zula’nın kurucusu Murat Ertel, moderatör Murat Beşer ile yaptığı söyleşide müzikal yolculuğunun ilham kaynaklarına değindi.

Festivalin kapanışı, Damien Chazelle’in üç Oscar ödüllü filmi Whiplash ile yapıldı. Gösterim sonrası düzenlenen söyleşide, Burak Gürpınar, Gökhan Tunçişler ve Yağız İpek, Gizem Ertürk moderatörlüğünde disiplin, tutku ve sahnede sınırları zorlama üzerine ilham verici bir sohbet gerçekleştirdi. Davulun güçlü bir ifade biçimi olduğu vurgulanan bu buluşma, festivalin en akılda kalan anları arasında yer aldı.

Festival Direktörü Gökçe Kaan Demirkıran, Long Play’in çıkış fikrini müziği yalnızca dinlenen değil, düşünce ve paylaşım alanı olarak ele almak istedikleri sözleriyle anlattı. Sinemanın anlatı gücüyle müziğin birleştiğinde ortaya çıkan etkiden yola çıkan festival, müzisyenleri, yönetmenleri ve izleyicileri ortak bir zeminde buluşturarak sürdürülebilir bir alan yaratmayı hedefliyor.

Long Play Müzik Filmleri Festivali, müzik ve sinemanın kesişimindeki özgün atmosferiyle İstanbul’un kültür-sanat hayatına yeni bir soluk getirirken, önümüzdeki yıllarda bu buluşmayı büyüterek sürdürmeyi amaçlıyor.

Devamını Oku

Copyright © 2022 Refleksif.com