Kitap
“Zürafanın Boynu”nun yeni çevirisi çıktı!
Judith Schalansky’nin sevilen romanı “Zürafanın Boynu”nun yeni çevirisi, karmaşık ana karafter İnge Lohmark’ın hikayesine yeni bir soluk getiriyor.
Ayrıntı Yayınları, Judith Schalansky’nin “Zürafanın Boynu” adlı romanını Levent Bakaç imzalı yeni çevirisiyle yeniden edebiyatseverlerle buluşturdu! Doğu Almanya’da büyümüş, soğuk, duygusuz ve disiplinli bir biyoloji öğretmeni olan başkarakteri İnge Lohmark üzerinden, doğa bilimlerinin ve özellikle evrim teorisinin gündelik yaşamla bağına değinen “Zürafanın Boynu”, eski Doğu Almanya’nın çöküşünden sonraki toplumsal değişiklikleri de ele alıyor. Otuz yıldır öğrencilerine evrim teorisi öğreten İnge Lohmark doğanın yasalarına uyulması için savaşırken, ulaşılması mümkün olmayan yemişlere uzanmaya çalışarak boynunu burkar ve sonunda tanrılaştırdığı Darwin’den uzaklaşır.
Alman yazar Judith Schalansky’nin uluslararası edebiyat dünyasında büyük ilgi gören romanı “Zürafanın Boynu”nu, Etem Levent Bakaç’ın Almancadan dilimize özenli çevirisiyle edebiyat dizisi kapsamında yeniden yayımlayan Ayrıntı Yayınları, önümüzdeki aylarda yazarın bir başka romanını daha okurlarla buluşturmaya hazırlanıyor.
Eski Doğu Almanya’da, küçük bir kasabada öğrenci kıtlığından sonu gelmek üzere olan Darwin Lisesi’nde Darwin’in teorisini içselleştirmiş küskün bir biyoloji öğretmeni “Zürafanın Boynu”ndaki esas karakterdir. Standartlara sarılan, uygar ve kültürlü olmayı zafiyet olarak gören Lohmark’ın derslerinde ve özel yaşamında geçerli olan tek şey acımasız doğa yasalarıdır. Her şeyin başlangıcı, doğada olduğu gibi, tanımlamak ve uyumdur. Ders yılı başında öğrencileri isimlerine göre belli bir kategoride görür Lohmark. İtina ile bir isim listesi hazırlar, öğrencileri tanımlar.
Erika sınıfın merkezinde ikinci sırada ve ortada oturmaktadır. Sınıfın merkezidir. Farklıdır, tüm diğer öğrencilerden farklıdır. Süpürge çalısı Erika Tom’dan, Laura’dan, Ellen’den farklı tanımlanır. Erika eğik oturur, eğiklik iticidir, belki doğaya terstir. Lohmark kendi kendine konuşur, konuşmalarında alaycıdır, öğrenciler içsel konuşmalarının farkına varmazlar. Doğu Almanya’yı, sportif yarışmaları özler, özlemini açığa vurmaz.
“Zürafanın Boynu”, raflarda ve internet satış sitelerinde!
Kitap
Tijen Mergen’den yeni kitap: Yedi Kere Düş Sekiz Kere Kalk
Tijen Mergen, yeni kitabı “Yedi Kere Düş, Sekiz Kere Kalk” ile okurlarıyla buluşuyor.
Modern hayatın en belirgin özelliği olan hızlı değişim, bireyleri hem profesyonel hem de kişisel yaşamda sürekli bir mücadele içinde tutuyor. Pes etmeden yola devam etmenin ve her zorluğu bir deneyime dönüştürmenin önemini vurgulayan Tijen Mergen, yeni kitabı “Yedi Kere Düş, Sekiz Kere Kalk” ile okurlarıyla buluşuyor. Ceres Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan eser, bir başarı öyküsünden ziyade, yeniden ayağa kalkma süreçlerini merkeze alan bir rehber niteliği taşıyor.
Başarının Yeni Tanımı: Kırılma Anlarını Yönetmek
Günümüz dünyasında başarı, yalnızca varılan hedefle değil, o hedefe giden yolda karşılaşılan krizlerin nasıl yönetildiğiyle ölçülüyor. Tijen Mergen, eserinde başarının bu yeni tanımına odaklanarak, değişen koşullarda bireylerin kendilerini nasıl yeniden konumlandırabileceğini sorguluyor. Kitap, dışarıdan verilen bir öğütler silsilesi yerine; hayatın içinde bizzat sınanmış, düşmüş ve her seferinde kendini inşa etmiş bir yazarın “yol arkadaşlığını” sunuyor.
Bilimsel Temellerle Desteklenen Bir Anlatı
“Yedi Kere Düş, Sekiz Kere Kalk”, sadece yazarın kişisel anılarından ibaret değil. Eser, anlatılan deneyimleri Harvard Üniversitesi’nin 80 yılı aşkın süredir devam eden mutluluk araştırmaları ve Martin Seligman’ın Pozitif Psikoloji kuramlarıyla destekleyerek teorik bir derinlik kazandırıyor. Kitapta yer alan “Derdinizi paylaşabileceğiniz beş dostunuz varsa, mutlu olmaya yüzde 60 daha yakınsınız” gibi veriler, modern insanın sosyal ilişkilerine yeni bir perspektif kazandırıyor.
Sosyal Medya İllüzyonuna Karşı Pratik Çözümler
Modern yaşamın yarattığı en büyük tuzaklardan biri olan sosyal medya illüzyonuna karşı durmayı öneren Mergen, okuru konfor alanından çıkararak kendi hayatının direksiyonuna geçmeye davet ediyor. Kitapta sunulan “Yaşam Çarkı” gibi pratik çözüm önerileri, belirsizlik çağında durup nefes almak ve içsel gücü keşfetmek isteyen her yaştan okur için somut bir yol haritası çiziyor.
Harekete geçmenin enerjiyi artıracağına inanan yazar, bu kitabıyla biyolojik yaştan bağımsız olarak her yaşın potansiyelini keşfetmeye çağırıyor.
Kitap
Deniz Saydam’ın ilk romanı “Ruhu Geride Kalanlar” raflarda: Bir iyileşme hikâyesi
Librum Kitap etiketiyle tüm kitapçılarda yerini alan “Ruhu Geride Kalanlar”, özellikle psikolojik derinliği olan anlatılardan hoşlanan edebiyatseverler için güçlü bir alternatif sunuyor.
Gündelik hayatın hızı içinde yürünmesi gereken yolları yürüyor, yetişilmesi gereken yerlere telaşla yetişiyoruz. Ancak bu koşturmaca sırasında, en yakınımızdakilerin iç dünyasındaki sessiz çöküşleri, yani “Ruhu Geride Kalanlar”ı fark etmek her zaman mümkün olmuyor. Yazar Deniz Saydam, Librum Kitap tarafından yayımlanan ilk romanı ile okuru bu çarpıcı gerçekle yüzleştiriyor.
Bir Abla-Kardeş Günlüğü: Defne ve Seniha’nın Dünyası
Roman, merkezine iki kız kardeşin dramatik ve bir o kadar umut dolu hikâyesini alıyor. Bir yanda adliye koridorlarından hastane odalarına koşan Defne’nin bitmek bilmeyen telaşı, diğer yanda ise bulimia hastalığının gölgesinde ruhsal ve fiziksel bir çöküş yaşayan ablası Seniha yer alıyor. Sararmış bir zarftan dökülen günlükler, bu iki kadının geçmişini, bugünün kurgusuyla sarsıcı bir biçimde birleştiriyor.
“Kendi Hikâyemizi Bilirsek, Kendimizi de Severiz”
Deniz Saydam, karakterlerinin iyileşme yolculuğunu “Kendi hikâyemizi bilirsek, kendimizi de severiz” mottosu üzerine inşa ediyor. Kitap, sadece bir aile dramı değil; aynı zamanda bireyin kendi yaralarıyla barışma ve öz şefkat kazanma sürecini de derinlemesine işliyor. Aile bağları, kardeşlik dinamikleri ve toplumsal baskıların birey üzerindeki etkileri, nitelikli bir edebiyat diliyle ele alınıyor.
Türk Edebiyatında Yeni Bir Soluk
Librum Kitap etiketiyle tüm kitapçılarda yerini alan “Ruhu Geride Kalanlar”, özellikle psikolojik derinliği olan anlatılardan hoşlanan edebiyatseverler için güçlü bir alternatif sunuyor. Deniz Saydam, bu ilk romanıyla en yakınlarımızın bile farkında olmadığımız içsel savaşlarını görünür kılarak, günümüz edebiyat sahnesine etkileyici bir giriş yapıyor.
