Bizimle İletişime Geçin

Sinema

“Leydi Di” yerli film sezonunu açtı

2024-25 sinema sezonunu açan ilk yerli film “Leydi Di” 4 Ekim’de vizyona girecek.

Mahir İpek, Özge Özder, Safa Sarı, Bestemsu Özdemir, Celil Nalçakan, Muharrem Türkseven ve Arif Pişkin’in kadrosunda yer aldığı, sinema seyircilerini kahkaha dolu bir pavyona götürmeye hazırlanan “Leydi Di” filminin galası 1 Ekim Salı akşamı Paribu Cineverse Kanyon sinemalarında gerçekleşecekti.

Yapımcılığını Ercan Saatçi ve Berkin Kaya’nın yaptığı, yönetmen koltuğunda Kamil Aydın’ın oturduğu, senaryosu Suat Özkan ve Ali Can Yaraş’a ait olan ve 2024-25 sinema sezonunu açan ilk yerli film “Leydi Di”nin galası yoğun ilgi gördü.  

Yıldız isimlerin buluştuğu galaya katılan isimler arasında; Ali Mert Yavuzcan, Aslı Gümüşel, Asuman Dabak, Ayça Varlıer, Ayşe Tolga, Begüm Birgören, Behzat-Çiğdem-Nejat Uygur, Berkay, Burcu Binici, Cem Cücenoğlu, Ceyda Düvenci, Güçlü Mete, Demet Akbağ, Elif Buse Doğan, Elif Lal Ulutin, Emel Müftüoğlu, Eren Hacısalihoğlu, Ertuğrul-Tansu Özkök, Esra Erol, Fikret Orman-Tuğba Coşkun, Hamdi-Ayşe Alkan, Levent Özdilek, Merih Ermakastar, Mert Başaran, Metin Şen-Zeynep Özbulut, Mustafa Açılan, Oktay Kaynarca, Özlem Gürses, Sedef İybar, Sevcan Orhan, Somer Sivrioğlu, Uğur Arslan, Volkan-Zeynep Demirel, Yosi Mizrahi vardı.

Gösterim öncesi basının sorularını yanıtlayan “Leydi Di” kadrosu bol kahkahalı bir sohbete imza attı.

Ercan Saatçi: Hakkını vererek bir komedi filmi yapmak istedik, senaryoyu okuduk. Üstadlar Suat Özkan ve Alican Yaraş çok güzel bir hikaye yazmış, yönetmenimiz Kamil Aydın da çok güzel çekti. Ondan sonraki tüm hüner de oyuncu arkadaşlarımıza kaldı. Hepsi birbirinden değerli, önemli oyuncular. Bir komedi filmi olmasına rağmen oyunculuklarını özellikle izlemenizi arzu ederim. Şahane bir iş çıktı, umarım ikincisini de çekeriz.

Mahir İpek: Bir projenin en başında gelen şey senaryodur. Gerçekten çok iyi bir senaryoydu hep beraber heyecanlandık ve yola çıktık. Bundan sonrası artık söz seyircide. Zeynep Saatçi de müthiş bir performans gösterdi yapımcılık adına, çok sevdik onu, teşekkür ederiz.

Özge Özder: Senaryo gelir gelmez bu işin içinde olmam gerekiyor dedim. Okuma provasında arkadaşlarımla karakterlerin buluşması anında çok güldüm ve filme çok güvenerek başladım. Çok neşeli bir pavyon hikayesi, izleyicilerin çok beğeneceğini düşünüyorum. Leydi Di pavyonunun sahibi Leydi Diana hayranı, benim oynadığım karakteri de Leydi Diana’ya çeviriyor. Ben de bütün filmi mavi lens ve sarı perukla oynadım.

Safa Sarı: Bunu söylemek gerekiyor, gerçekten çekerken çok eğlendik. Güzel bir iş yaptığımızı düşünüyoruz, umarım izleyici de çok beğenir. Ercan abi de sen film için bir şarkı söyler misin diye sorunca şarkıyı da seslendirdim. Çok keyifliydi her şeyiyle.

Bestemsu Özdemir: Filmde bir oryantali oynuyorum, beni çok heyecanlandıran bir roldü. Oynamayı çok istedim, senaryo muhteşem, kadro çok iyi ve benim için de büyük bir sınavdı dansözü oynamak. Çok güzel karakterler var, herkes yazılanın üstüne oynadı. Bunun da seyirciye geçeceğini düşünüyorum.

Celil Nalçakan: Yapılan iş kendini anlatacak tabii ki. Bu iş hepimizin kariyerinde bir pırlanta olarak kalacak.

Muharrem Türkseven: Benim karakterim çok bahsedilecek gibi değil aslında (gülüyor). Sabit gerçekten karaktersiz bir karakter. Benim kariyerimde oynayıp çok sevdiğim aynı zamanda nefret ettiğim başka bir karakter olmadı. Seyircinin eğlenelim, bir nefes alalım dediği bir film oldu. Umarım seyirciden de güzel bir not alırız.

Arif Pişkin: Bütün oyuncuların bulunmak istediği bir set ve ekipti. Herkesi bir araya getiren yapıma çok teşekkür ederiz. Ortaya çıkan iş de izleyiciye kaldı ama biz gerçekten çekerken çok eğlendik.

Zeynep Saatçi: Bütün oyuncuları çok seviyorum, çok rahat ve güzel bir set geçirdik. Umarım onlar için de öyledir. Herkesin emeğine, gönlüne sağlık.

Filmin konusu:   Yılların mali müşaviri Nevzat (Mahir İpek), onun yanında büyüyüp iş güç sahibi olan Güven (Safa Sarı), Güven’in nişanlısı Maya (Bestemsu Özdemir), mafyatik abimiz Aziz (Celil Nalçakan) , Aziz’in gölgesinde ezilen Sabit (Muharrem Türkseven) , pavyon sahibi Arap Fahri (Arif Pişkin) ve Fahri’nin aşık olduğu Şermin (Özge Özder)’in  Leydi Di pavyonda  kesişen hayatları; onları bir kaosa, izleyiciyi kahkaha dolu bir maceraya sürükleyecektir.

“Leydi Di” 4 Ekim’de sinemalarda.

Sinema

Ferdi Özbeğen’in hayatı film oluyor

Türk müziğinin zarafeti, eşsiz yorumu ve neşesiyle bir döneme damgasını vuran efsane ismi Ferdi Özbeğen’in hayat hikâyesi sinemaya taşınıyor.

Türk müziğinin zarafeti, eşsiz yorumu ve neşesiyle bir döneme damgasını vuran efsane ismi Ferdi Özbeğen’in hayat hikâyesi sinemaya taşınıyor. Piyanist şantörlük ekolünün en büyük temsilcisi olan Özbeğen’in yaşamını anlatacak film, Türkiye’nin bir dönemine ayna tutmaya hazırlanıyor.

Senaryo Çalışmaları Tamamlanmak Üzere

Yapımcılığını Orchestra Content’in, yaratıcı yapımcılığını ise Mine Şengöz’ün üstlendiği projenin hazırlık süreci büyük bir titizlikle yürütülüyor. 2023 yazından bu yana senaryo üzerinde çalışan Yiğit Güralp’in kaleminden çıkan hikâye, son aşamaya geldi. Film, sanatçının müzikal dehasının yanı sıra topluma bıraktığı manevi mirası da odağına alıyor.

TEV ve Alanında Uzman İsimlerin Danışmanlığı

Vefasından önce tüm mal varlığını gençlerin eğitimine katkı sağlamak amacıyla Türk Eğitim Vakfı (TEV)’na bağışlayan Özbeğen’in hayatı, vakfın da katkılarıyla gerçeğe en yakın haliyle kurgulanıyor. Filmin danışman kadrosunda ise kültür-sanat dünyasının önemli isimleri yer alıyor:

  • Tuğrul Eryılmaz
  • Gülşen İşeri
  • Murat Özyaşar
  • Murat Meriç
  • İdris Pehlivan
  • Hilmi Özbeğen

Vizyon Tarihi: 2027

Görkemli bir prodüksiyonla hayata geçirilmesi planlanan film, izleyiciyi sadece bir sanatçının hayatına değil, Türkiye’nin en renkli ve tutkulu yıllarına da götürecek. Ferdi Özbeğen’in hem sahnedeki görkemini hem de insani derinliğini yansıtacak olan yapım, 2027 yılında sinemaseverlerle buluşacak.

Devamını Oku

Sinema

Long Play Müzik Filmleri Festivali, ilk yılında müzik ve sinemayı aynı çatıda buluşturdu

Long Play Müzik Filmleri Festivali, üç gün boyunca gösterimler, söyleşiler, atölyeler ve belgesel film yarışmasıyla müzik ve sinema tutkunlarını bir araya getirdi.

Yönetmen Gökçe Kaan Demirkıran direktörlüğünde 5–6–7 Aralık tarihlerinde Biletinial Torun Center Sinemaları’nda ilk kez düzenlenen Long Play Müzik Filmleri Festivali, üç gün boyunca gösterimler, söyleşiler, atölyeler ve belgesel film yarışmasıyla müzik ve sinema tutkunlarını bir araya getirdi. Müziğin sinema aracılığıyla yeni bir anlatıya dönüştüğü festival, yoğun ilgiyle karşılandı.

Ulusal ve uluslararası müzik temalı belgesellerden oluşan seçkisiyle festival, müziğin kültürel hafıza, kimlik ve topluluk duygusuyla kurduğu ilişkiye odaklandı. Gösterimlerin ardından düzenlenen söyleşiler, izleyiciler ile yaratıcılar arasında samimi ve canlı bir buluşma alanı yarattı.

Belgesel yarışmasında En İyi Belgesel Ödülü, jüri değerlendirmesiyle Bir Orkestranın İzinde filmine verildi. Ödülü, filmin kahramanlarından Ezel Gönül Acar’a jüri üyesi Fadik Sevin Atasoy takdim etti. Finalde yer alan yapımlar arasında Bir Orkestranın İzinde, Aşırı Kişisel Belgesel, Recife Tem Um Coração, The Rhythm of Balance, Balkancisco, Bakırköy Underground, Return of the Creeps ve Bartók Nyomában bulunuyordu. Festival Özel Ödülü ise Bakırköy Underground filmiyle Berkay Şatır’a verildi.

Festival programı söyleşiler ve özel gösterimlerle zenginleşti. Açılış, Nezih Ünen’in Anadolu’nun Kayıp Şarkıları belgeseliyle yapıldı. Neredesin Firuze’nin 20. yılına özel gerçekleştirilen, tüm biletleri tükenen gösterim büyük ilgi gördü; yönetmen Ezel Akay, film müziklerindeki alışılmadık yaklaşımı izleyicilerle paylaştı. Cem Karaca’nın Gözyaşları belgeseli de yoğun ilgiyle takip edildi; sanatçının oğlu Emrah Karaca gösterim sonrası duygularını samimiyetle aktardı.

Üçüncü gün, Fatih Akın’ın İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek belgeseli ile devam etti. Gösterim sonrası, filmde yer alan Baba Zula’nın kurucusu Murat Ertel, moderatör Murat Beşer ile yaptığı söyleşide müzikal yolculuğunun ilham kaynaklarına değindi.

Festivalin kapanışı, Damien Chazelle’in üç Oscar ödüllü filmi Whiplash ile yapıldı. Gösterim sonrası düzenlenen söyleşide, Burak Gürpınar, Gökhan Tunçişler ve Yağız İpek, Gizem Ertürk moderatörlüğünde disiplin, tutku ve sahnede sınırları zorlama üzerine ilham verici bir sohbet gerçekleştirdi. Davulun güçlü bir ifade biçimi olduğu vurgulanan bu buluşma, festivalin en akılda kalan anları arasında yer aldı.

Festival Direktörü Gökçe Kaan Demirkıran, Long Play’in çıkış fikrini müziği yalnızca dinlenen değil, düşünce ve paylaşım alanı olarak ele almak istedikleri sözleriyle anlattı. Sinemanın anlatı gücüyle müziğin birleştiğinde ortaya çıkan etkiden yola çıkan festival, müzisyenleri, yönetmenleri ve izleyicileri ortak bir zeminde buluşturarak sürdürülebilir bir alan yaratmayı hedefliyor.

Long Play Müzik Filmleri Festivali, müzik ve sinemanın kesişimindeki özgün atmosferiyle İstanbul’un kültür-sanat hayatına yeni bir soluk getirirken, önümüzdeki yıllarda bu buluşmayı büyüterek sürdürmeyi amaçlıyor.

Devamını Oku

Copyright © 2022 Refleksif.com