Sinema
“Bir Cumhuriyet Şarkısı” 25 Ekim’de sinemalarda!
BKM, Ekim ayında vizyona girecek olan yeni sinema filmi “Bir Cumhuriyet Şarkısı”nın vizyon tarihini 25 Ekim, Cuma olarak açıkladı!
BKM, Ekim ayında vizyona girecek olan yeni sinema filmi “Bir Cumhuriyet Şarkısı”nın vizyon tarihini 25 Ekim, Cuma olarak açıkladı!
Güçlü oyuncu kadrosu, izleyen herkesi duygudan duyguya taşıyacak gerçek hikayesi, içinde geçtiği dönemi eşsiz bir dille anlatan, çekimleri ve kurgusuyla sezonun en çok merak edilen yapımı “Bir Cumhuriyet Şarkısı” dev prodüksiyonu ile de Türk sinema tarihinde özel bir yere konumlanacak.
Yönetmen Yağız Alp Akaydın, filmde gerçek karakterlere hayat veren Salih Bademci, Ertan Saban, Ahmet R. Şungar, Birce Akalay, Melis Sezen, Şifanur Gül, Mehmet Özgür, Emre Karayel ve Bensu Soral ve Okan Yalabık, 1930’lu yılların Türkiye’sinde bir avuç genç, yetenekli ve azimli insanın, henüz kurulmuş bir cumhuriyette kültür devriminin başlangıcı olarak kabul edilen, gurur ve umut dolu gerçek bir hikayeyi nefes kesen bir anlatımla gözler önüne serecek.
Ön hazırlıkları 250 kişilik bir prodüksiyon ekibi ile 1,5 yıl süren ve 2024 Mart ayında sete çıkan dev bütçeli yapım, Türk sinema tarihinin en büyük prodüksiyonlarından biri olacak.
Tarihe not düşülmüş, yazılı ve görsel kaynaklara geçmiş hikayenin yaşandığı 17 ayrı mekan orijinaline sadık kalınarak 30 kişilik sanat ekibiyle yeniden düzenlendi. Mekanlar kadar, filmin içinde kullanılan objeler, kostümler ve sahnelerin çekimleri için de 5 aylık bir araştırma gerçekleştirildi.
Filmin ana castı ile beraber filmde yer alan 3.500 figüran için; 2.500 adet kostüm, 2.000 çift özel ayakkabı üretildi. Filmin taşıyıcı hikayesi opera sahnesinde 500 izleyici, Sofya Balosu sahnesinde de 600 figüran özel hazırlanmış kostüm giydi.
Filmde Bensu Soral’ın hayat verdiği Miti’nin Mustafa Kemal ile dans ettiği sahnede kullanılan büyüleyici gece elbisesi için ise 300m organze kumaş kullanılırken, özellikle ana karakterlerin giyeceği günlük kostümlerin gerçekliğini sağlamak için tüm parçalar tek tek elde zımparalanarak renkleri solduruldu.
Dönemin en vazgeçilmez aksesuarı şapkaların bir bölümü Londra’dan bir bölümü ise özel koleksiyonerlerin koleksiyonlarından temin edildi.
1,5 yıl süren hazırlık çalışmalarının ardından 8 haftada Ankara’da çekilen “Bir Cumhuriyet Şarkısı” filmi sadece bir hikaye anlatmıyor; oyunculukları, mekanları, kostümleri, ışığı ve müzikleri ile her bir sahnesinde yaşatacağı hüzün, mutluluk, heyecan ve gururla izleyicisini o yıllardaki bu eşsiz mücadeleye ortak ediyor.
Sinema
Ferdi Özbeğen’in hayatı film oluyor
Türk müziğinin zarafeti, eşsiz yorumu ve neşesiyle bir döneme damgasını vuran efsane ismi Ferdi Özbeğen’in hayat hikâyesi sinemaya taşınıyor.
Türk müziğinin zarafeti, eşsiz yorumu ve neşesiyle bir döneme damgasını vuran efsane ismi Ferdi Özbeğen’in hayat hikâyesi sinemaya taşınıyor. Piyanist şantörlük ekolünün en büyük temsilcisi olan Özbeğen’in yaşamını anlatacak film, Türkiye’nin bir dönemine ayna tutmaya hazırlanıyor.
Senaryo Çalışmaları Tamamlanmak Üzere
Yapımcılığını Orchestra Content’in, yaratıcı yapımcılığını ise Mine Şengöz’ün üstlendiği projenin hazırlık süreci büyük bir titizlikle yürütülüyor. 2023 yazından bu yana senaryo üzerinde çalışan Yiğit Güralp’in kaleminden çıkan hikâye, son aşamaya geldi. Film, sanatçının müzikal dehasının yanı sıra topluma bıraktığı manevi mirası da odağına alıyor.
TEV ve Alanında Uzman İsimlerin Danışmanlığı
Vefasından önce tüm mal varlığını gençlerin eğitimine katkı sağlamak amacıyla Türk Eğitim Vakfı (TEV)’na bağışlayan Özbeğen’in hayatı, vakfın da katkılarıyla gerçeğe en yakın haliyle kurgulanıyor. Filmin danışman kadrosunda ise kültür-sanat dünyasının önemli isimleri yer alıyor:
- Tuğrul Eryılmaz
- Gülşen İşeri
- Murat Özyaşar
- Murat Meriç
- İdris Pehlivan
- Hilmi Özbeğen
Vizyon Tarihi: 2027
Görkemli bir prodüksiyonla hayata geçirilmesi planlanan film, izleyiciyi sadece bir sanatçının hayatına değil, Türkiye’nin en renkli ve tutkulu yıllarına da götürecek. Ferdi Özbeğen’in hem sahnedeki görkemini hem de insani derinliğini yansıtacak olan yapım, 2027 yılında sinemaseverlerle buluşacak.
Sinema
Long Play Müzik Filmleri Festivali, ilk yılında müzik ve sinemayı aynı çatıda buluşturdu
Long Play Müzik Filmleri Festivali, üç gün boyunca gösterimler, söyleşiler, atölyeler ve belgesel film yarışmasıyla müzik ve sinema tutkunlarını bir araya getirdi.
Yönetmen Gökçe Kaan Demirkıran direktörlüğünde 5–6–7 Aralık tarihlerinde Biletinial Torun Center Sinemaları’nda ilk kez düzenlenen Long Play Müzik Filmleri Festivali, üç gün boyunca gösterimler, söyleşiler, atölyeler ve belgesel film yarışmasıyla müzik ve sinema tutkunlarını bir araya getirdi. Müziğin sinema aracılığıyla yeni bir anlatıya dönüştüğü festival, yoğun ilgiyle karşılandı.
Ulusal ve uluslararası müzik temalı belgesellerden oluşan seçkisiyle festival, müziğin kültürel hafıza, kimlik ve topluluk duygusuyla kurduğu ilişkiye odaklandı. Gösterimlerin ardından düzenlenen söyleşiler, izleyiciler ile yaratıcılar arasında samimi ve canlı bir buluşma alanı yarattı.
Belgesel yarışmasında En İyi Belgesel Ödülü, jüri değerlendirmesiyle Bir Orkestranın İzinde filmine verildi. Ödülü, filmin kahramanlarından Ezel Gönül Acar’a jüri üyesi Fadik Sevin Atasoy takdim etti. Finalde yer alan yapımlar arasında Bir Orkestranın İzinde, Aşırı Kişisel Belgesel, Recife Tem Um Coração, The Rhythm of Balance, Balkancisco, Bakırköy Underground, Return of the Creeps ve Bartók Nyomában bulunuyordu. Festival Özel Ödülü ise Bakırköy Underground filmiyle Berkay Şatır’a verildi.
Festival programı söyleşiler ve özel gösterimlerle zenginleşti. Açılış, Nezih Ünen’in Anadolu’nun Kayıp Şarkıları belgeseliyle yapıldı. Neredesin Firuze’nin 20. yılına özel gerçekleştirilen, tüm biletleri tükenen gösterim büyük ilgi gördü; yönetmen Ezel Akay, film müziklerindeki alışılmadık yaklaşımı izleyicilerle paylaştı. Cem Karaca’nın Gözyaşları belgeseli de yoğun ilgiyle takip edildi; sanatçının oğlu Emrah Karaca gösterim sonrası duygularını samimiyetle aktardı.
Üçüncü gün, Fatih Akın’ın İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek belgeseli ile devam etti. Gösterim sonrası, filmde yer alan Baba Zula’nın kurucusu Murat Ertel, moderatör Murat Beşer ile yaptığı söyleşide müzikal yolculuğunun ilham kaynaklarına değindi.
Festivalin kapanışı, Damien Chazelle’in üç Oscar ödüllü filmi Whiplash ile yapıldı. Gösterim sonrası düzenlenen söyleşide, Burak Gürpınar, Gökhan Tunçişler ve Yağız İpek, Gizem Ertürk moderatörlüğünde disiplin, tutku ve sahnede sınırları zorlama üzerine ilham verici bir sohbet gerçekleştirdi. Davulun güçlü bir ifade biçimi olduğu vurgulanan bu buluşma, festivalin en akılda kalan anları arasında yer aldı.
Festival Direktörü Gökçe Kaan Demirkıran, Long Play’in çıkış fikrini müziği yalnızca dinlenen değil, düşünce ve paylaşım alanı olarak ele almak istedikleri sözleriyle anlattı. Sinemanın anlatı gücüyle müziğin birleştiğinde ortaya çıkan etkiden yola çıkan festival, müzisyenleri, yönetmenleri ve izleyicileri ortak bir zeminde buluşturarak sürdürülebilir bir alan yaratmayı hedefliyor.
Long Play Müzik Filmleri Festivali, müzik ve sinemanın kesişimindeki özgün atmosferiyle İstanbul’un kültür-sanat hayatına yeni bir soluk getirirken, önümüzdeki yıllarda bu buluşmayı büyüterek sürdürmeyi amaçlıyor.
