Sinema
İki çizgi arasında: Bringing Out the Dead #inceleme
Bringing Out the Dead, soluk, karanlık atmosferi ve tabii ki yönetmenliğiyle kesinlikle başarılı ve izlenmesi gereken bir film olmuş.

Bringing Out the Dead, büyük usta Martin Scorsese’nin 1999 senesinde çıkan filmi. Yönetmen koltuğunda Martin Scorsese otururken, senarist koltuğunda ise bir başka usta Paul Schrader oturuyor. Taxi Driver, Raging Bull gibi başyapıt işlerde birbirlerine mesai arkadaşlığı yapan ikilinin bir başka çalışması Bringing Out the Dead’in başrolünde ise Nicolas Cage bulunuyor.
Bringing Out the Dead, bir acil servis çalışanı olan Frank Pierce’ı merkezine alıyor. Frank, işinin getirdiği sorumluluk ve yük sebebiyle bunalan, uyku sorunu çeken bir adam. Kendi tabiriyle de “hayaletler” görüyor.
Film, açılışını Frank’in konuşması ve gelen acil yardım anonsuyla yapıyor. Frank, uykusuz, gözleri çökmüş bir şekilde ambulans sürerken yanında mesai arkadaşı Larry bulunuyor. Ardından ikili anonsun geldiği eve gidiyor, hastaya müdahalede bulunduktan sonra hastaneye götürüyor. Fakat götürdükleri hastane, klasik hastane portresinden fazlasıyla uzak. Hem sıkışık, hem başta getto bölgeleri olmak üzere pek çok bölgeden farklı farklı hastalığı olan insanlar var. Frank’in sorunu ise uzun zamandır hasta kurtaramaması. Son birkaç aydır hiç hasta kurtaramadığını sık sık kendisi söylerken, aynı zamanda kendini suçlu hissediyor. Ne zaman uyumaya çalışsa gözünü kapatır kapatmaz rüyalarında, halüsinasyonlarda kurtaramadığı insanları görüyor Frank. Frank’in mesai arkadaşı Larry ise Frank’e nazaran daha zıt bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Çekirdek bir aileye sahip olan Larry’nin hayali ise emekli olmak ve kendi işini kurmak. Arkadaşı Larry daha konforlu bir hayat isterken, Frank’in tek hayali ise kovulmak. Sık sık patronuna kovulmak istediğini söyleyen Frank, iş yoğunluğu nedeniyle kovulamıyor. Tabiri caizse de kendi kabuğunda sıkışmaya devam ediyor.
Arkadaşı Larry’nin izne çıkmasından sonra Frank, mesaisini bu sefer kendinin tam manasıyla zıttı olan Marcus ile yapmaya başlıyor. Marcus, enerjik olmaya çalışan, şakacı biri. Daha önce sık sık ölen veya ölmek üzere olan insanlara eşlik eden Frank, Marcus ile birlikte anons sonrası gittikleri yerde bir bebeğin doğumuna yardım ve şahitlik ediyor, fakat dünyaya gelen ikiz bebeklerden bir tanesi sağlıklı doğarken diğer bebeğin durumu kritik şekilde hastaneye teslim edilirken görüyoruz. Ardından Frank’i filmin başındaki hastanın kızı olan Mary’nin yanına gitmiş ve gözlerini kapatmış dinlenirken görüyoruz ve o esnada film bitiyor.
Bringing Out the Dead, Nicolas Cage’in oyunculuğu, soluk, karanlık atmosferi ve tabii ki yönetmenliğiyle kesinlikle başarılı ve izlenmesi gereken bir film olmuş.
Çağatay Efe Mutluay / mutluaycagatayefe@gmail.com